Bir memlekette; ‘Baş’ın «ayaklardan» haberi yoksa, «gövde» her daim sürünür…
Adı Hasan, yaşı kırk
İnşaat işçisi derdi çok
Yolun yarısını çoktan geçti
Onun bundan hiç haberi yok
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Keşke İnsanların çoğu Hasan'ları sizin görebildiğiniz gözle görebilse.Tebrik ederim.
Sosyal içerikli güzel bir çalışma.
İyi yıllar diliyorum.
Çok etkileyici ve hayatın nabzına dokunan bir şiirdi.
Kutluyorum tam puanımla.
Sayın Necat Necdet Demircan,
Milyonların yarasına, ne dokunaklı, ne güzel ve de akıcı yazmışsınız.
adı hasan
ne asan ne kesen
yaşam kaygısı kendinden ziyade
çoluk çocuğu
kış kapıda
hastalık beli bükmeden
yol alır ekmeğinin peşine...
adı hasan
ne asan ne kesen
yaşam kaygısı kendinden ziyade
çoluk çocuğu
kış kapıda
hastalık beli bükmeden
yol alır ekmeğinin peşine...
Adı Hasan, yaşı kırk
İnşaat işçisi derdi çok
Yolun yarısını çoktan geçti
Onun bundan hiç haberi yok...
Nicelerinden haberi olmadığı gibi...
Birçoğunun da Hasan'dan haberi yok,çünkü onların yemek menüsünde soğan ekmek hiç olmadı.Çok duyarlısınız tebrikler
'normal yurdum insanı'derler ya bazen...
Adı Hasan, yaşı kırk
Yarım ekmek bir soğan
Kalmaz yoksa dizlerinde dermanı
Götürür, Azrail imzalarda fermanı
işte bu kardeşimizin de,hali-ahvali...neredeyse halkımızın büyük bir bölümü...hasan,hüseyin ahmet,mehmet hepsi aynı...Allah herkesin,yar ve yardımcısı olsun...duyarlılığınızı kutluyorum.
Duyumsayan yüreğinize sağlık..TEBRİKLER
Yarın taş kıracaksın
Yemeğini iyi yemen lazım
Aman, soğanı fazla kaçırma
Çünkü öbür gün açıktasın
....evet hayatın gerçekleri..yüreğinize sağlık..
Bu şiir ile ilgili 16 tane yorum bulunmakta