Acıyla beslenen bir toplum; o acıdan ders almaz.
Savaşları, afetleri, depremleri anar, üzülür, acıyı tazeler; fakat hâlâ oturduğu binanın depreme dayanıklılığını resmi bir araştırmaya tabii tutmaz mesela. Bazen bir kaç yiğit yürekli şahsiyet ses çıkarır; ama meselenin önünü arkasını sorgulamaz.
Sorgulayan; sorgusunu, araştırmasını sürdürmez. Sürdüren; çıkan neticeyi adrese teslim ulaştırmaz. Hadi ulaştırıldı diyelim, teslim alan gereğini layıkıyla yapmaz. Bu sefer de, gereğini yerine getirmeyene ses çıkaran olmaz. Hadi ona da ses çıkardı diyelim... Tekrar aynı döngüye girer, yorulur ve "tarih tekerrürden ibarettir" der, teselli eder vicdanını.
Oysa tarih'in, SADECE ders almayanlar için tekerrürden ibaret olduğunu algılamaz milyonlarca insan...
Deprem, sel, heyelan, çığ, yangın ve daha nice afetlere 'kader' der geçer. Oysa afet kaderdir, ihmal bir seçim, ihmallere sessiz ve önlemsiz kalmak ise cehalettir. Cahil olduğunu bilmemek, hele inkar etmek cehil olmanın gereğidir zaten.
Cahillerin sözsahibi olduğu bir toplumda, bilge de, bilgi de suskunluğa mahkumdur. Çünkü insan; yaptıklarının bedeline ya hazırdır, ya da bedelinden habersizdir.
Ve ne vahim bir tablodur ki; bizim insanımız hem yaptıklarının bedeline hazır değil, hem de bedelinden habersiz değil ;)
Kayıt Tarihi : 6.2.2026 04:19:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



