Kim derdi ki;
Bir gün ansızın karşıma çıkacaksın...
Tek bir bakışınla aklımı başımdan alıp,
Beni benden koparacaksın.
O görünmez efsununla,
Düşmeden kalkamaz insan,
Sevmeden sevilemez...
Gönül gözü kapalıyken göremez,
Yürümeyi bilmeden koşamaz.
Ne anlar ki yokluğun halinden,
Varlık içinde yaşayan?
Tanıştığımız ilk günkü gibi taze,
Heyecan dolu sevdamız...
Haykırmayı pek beceremesek de,
Ruhumuzda yaşatıyoruz bu sönmez heyecanı.
İki candık yola çıktığımızda,
Bir gün dönmek isteyeceksin sen de,
Adım atıp yola çıkmaya yelteneceksin.
Lakin dizlerin tutmayacak,
Ayakların o eski yolu bulamayacak.
Kendi kendine bir şeyler mırıldanmak isteyeceksin;
Kelimeler boğazına düğümlenecek,
Para mı daha kıymetli yoksa aşk mı?
Yoksa bir fincan kahveyi,
Karşılıklı huzurla yudumlamak mı?
Sahi, hangisi hayatın tam gerçeği?
Yürekli bir sevdaya yaslanmak mı,
Yoksa sadece ekmeğinin peşinde koşmak mı?
Sustum!
Gelen dert yardan geliyor dedim
Katlandım!
Tahammül ettim
Gün oldu
Olsun!
Dipsiz kuyulara bağışladım umutlarımı
Gündüz olmasını hiç istemedim
Gecelerle dostluğumu pekiştirdim.
Ben sensiz yüreğimi kanatan
Acılarla büyüdüm.
Üzülmedim, can çekişmedim
Ne bu hayatı tadında yaşayabildik
Ne de adam gibi ölüme gidebildik....
Ben senin ahından değil
Senin sessiz kininden korkarım.
Neden mi?
Çünkü ahını alacak bir şey yapmadım.
Ama sessizce ve gizlice
Büyütüp beslediğin kinlerini gördüm.
Saatler sabaha doğru
Kışın soğukluğuyla
Tatlı bir uyku
Tatlı bir rüya
Ve sabaha kurulmuş hayaller
Ve yarına bırakılmış sevgiler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!