Bir gün bir yerde başlayacak sandım aşkı.
Kalabalık bir caddenin ortasında değil,
sessiz bir sokağın köşesinde belki.
Göz göze gelmenin tesadüf değil,
“nihayet” dediği bir anda.
Tanışmak istediğim bir yüz var içimde.
Adını bilmediğim ama sesini tanıdığım biri.
Küslüğün bir sarılmada bittiği,
“özür” kelimesine gerek kalmadan
ellerin birbirini affettiği bir aşk…
Hani kırgınlıklar olur ya,
iki inat arasında büyüyen küçük duvarlar.
İşte o duvarların,
göz göze gelince eridiği bir şeyden bahsediyorum.
Bakınca susulan,
susunca anlaşılan bir hikâyeden…
Aşk dediğin biraz çocukluk aslında.
Küsüp iki dakika sonra dayanamayıp
yanına gitmek gibi.“Tamam, gel” demek gibi.
Gururu kapının dışında bırakmak gibi.
Ben siyah beyaz bir aşk istiyorum.
Filtreli değil, gösterişli değil.
Sade.Eski bir fotoğraf gibi…
Ama içindeki duygu en canlı renk.
Yaşamak istediğim aşk,
omzuna baş koyunca dünyanın sustuğu,
kalabalığın içinde sadece bir kişiyi gördüğün,
yorgun bir günün akşamında
“iyi ki varsın” demenin lüks değil, gerçek olduğu bir şey.
Ve belki bir gün hikâyemiz şöyle başlayacak.
“Birbirimize geç kalmadık”
Küslükler bir sarılmada bitecek,
kırgınlıklar gözlerde iyileşecek.
Çünkü aşk, en güzel hâliyle
iki insanın birbirine iyi gelme cesaretidir.
Ve ben aşkların en güzeline inanıyorum.
Siyah beyaz olana…Ama kalbi renkli olana.
İşte öyle bir aşkı yazıyorum.
Ve okuyan herkesin içinde bir yer titriyorsa,
belki o hikâye çoktan başlamıştır.
O hikâye başladıysa,
küçük şeylerden başlayacak zaten.
Mesela bir sabah mesajıyla.
“Uyandın mı?” demeye utanıp
“Günaydın” yazan bir kalple.
Ya da yağmurda tek şemsiye altında,
omuzların birbirine değmesiyle.
Bilerek değil,ama geri de çekilmeyerek…
Küçük örnekler bunlar.
Ama aşk dediğin, büyük cümlelerden değil,
küçük ayrıntılarda büyür.
Bir çay bardağını uzatırken
parmakların değmesi mesela.
Çayı değil, kalbi ısıtan bir temas.
Birinin hasta olduğunda
“ilaç içtin mi?” diye sorması.
Basit bir soru gibi,
ama içinde koca bir “önemsiyorum” saklı.
Küslük olacak elbet.İki inat, iki suskunluk…
Ama sonra biri dayanamayacak.
“Gel konuşalım” diyecek.
Çünkü kaybetmek,haklı olmaktan daha ağır gelecek.
Ve o an,
bir sarılma bütün kelimeleri susturacak.
Omuz omuza verildiğinde
kırgınlıklar kendine yer bulamayacak.
Göz göze gelince iyileşen bir şey bu.
Hani bakışta “tamam, buradayım” demek gibi.
Söz vermeden söz vermek gibi.
Birlikte yürürken adımların aynı hızda olması mesela.
Kimse kimseyi çekmeyecek,
kimse kimseyi bekletmeyecek.
Yan yana…Ama aynı yöne.
Siyah beyaz bir aşk bu.
Abartısız.
Gösterişsiz.
Ama her karesi hatırlanacak kadar derin.
Belki bir akşam,elektrikler kesilecek.
Işık yok, müzik yok…
Sadece iki insan ve karanlık.
Ve o karanlıkta bile yüzünü ezbere bilen bir kalp.
İşte ben böyle bir aşk istiyorum.
Hikâye tadında,ama masal değil.
Gerçek bir aşka hikaye
Ve bir gün biri çıkıp
“Ben de seninle aynı şeyi arıyordum” derse…
İşte o zaman siyah beyaz fotoğrafın içine
ikimizin gülüşü yerleşecek.
Ve belki bir gün,aynı sokakta yürürken
kimse fark etmeyecek bizi.
Çünkü biz bağırarak değil,susarak seveceğiz.
Bir kahve fincanının dibinde kalmış telve gibi
biraz buruk,
ama tadı hep akılda kalan bir aşk olacak bu.
Ben böyle bir aşk istiyorum.
Geldiğinde hayatı dağıtmayan,
ama içimdeki dağınıklığı toplayan.
Yanımda durduğunda
dünyayı karşıma almaktan korkmayacağım birini.
Ben 19 numaralı formayı giyeceğim aşkta.
Gençliğin cesareti gibi,
yeni başlayan bir hikâyenin heyecanı gibi.
O.......03 giyecek.
Sabahın ilk saati gibi,
güne başlama umudu gibi.
Aynı takımın iki oyuncusu olacağız.
Birbirine pas veren,birbirinin açığını kapatan.
Golü biri atsa da sevinci birlikte yaşayan.
Siyah beyaz bir aşk bu.
Renkleri az,
duygusu çok.
Gözü yormayan,
kalbi dinlendiren.
Küslük bir sarılmada bitecek,
kırgınlık göz göze gelince iyileşecek.
Çünkü biz haklı çıkmak için değil,
birlikte kalmak için seveceğiz.
Ve biri bir gün sorarsa bana
Nasıl bir aşk istiyorsun ? diye...
Hiç düşünmeden söyleyeceğim
Gösterişsiz ama sonsuz.
Siyah beyaz ama içi kıpkırmızı atan.
Benim 19’umla,
onun 03’ü yan yana duran…
Aşkların en güzeli.
Erkan TankutKayıt Tarihi : 28.2.2026 21:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Erkan Tankut kaleminden... " tankutbey "




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!