Küçük kent kapıları, sur dibi dükkanlar Her zaman olmalıdır. Yolları nasılsa oralara düşenler Eskilerin durduğu bir zaman olmalıdır.
Üstübeç, örümcek, ispit, poyra Yaş toprak, duvarlar Küherçile - - tekerlek İlkel ocaklarda dövülür olmalıdır.
Bahçemsi geride bir lağar beygir Sıska bir köpek, sırtı az kambur Aralık kapıdan yalpalı alevde Bir usta, bir çırak görülür olmalıdır.
Az ilerde basık, dar Sur kapısından geniş Sularında akşam bir gün Bostanlara yürür olmalıdır. .
Behçet Necatigil
Yedikule Zindanları ve Derviş..iki.. . Yedikule zindanlarında bir derviş: ışığı duvarlardan emmiş! ciğerleri küflenmiş; yosunlu basamaklarda bilmeden kimseler derdini sessizce ölümü gözlermiş! ..
Ve bir gün hüzün kaplamış kurşuni semayı: ak kanatlarını çırpmışlar yürekli martılar ufukları gözleyen dost kuşlar yüreklenmişler biteviye denizi sevince boğmuşlar..
Lâl ve sağır üç cellat; belki daha fazla bilememiş gözleri kapalı,yüreği suskun gölgeler gibi sarkmışlar bir gün ansızın bırakarak düşüncelerini loş dehlizlere ellerine doladıkları yağlı urgan getirmişler beklenen anı..
Yeniden çırpmışlar beyaz yürekli martılar olanca gücüyle ak kanatlarını dökülmüş gözlerinden denize hüzün semâ ağlamış-martılar ağlamış birlikte tutmuşlar garip dervişin yasını..
'Soluk soluk inlemiş sabah rüzgarı: asma bahçelerinde hüzne dönmüş üzümler, aynalı çeşmede o güzel gelin delirmiş! yeniden ölmüş kozludaki ölüler.! .'
Gün günü emmiş; takati kesilmiş ufukta gelen günlerin yağız delikanlı olmuş emilen günler ruhlara düşmüş bir cilveli sancı zindanda bekleşen acılı günler; görmeden kimseler,yeniden dirilmiş! ..
Dolunayın uykuda olduğu bir gece: sessizliğe bürünmüş o bildik masmavi deniz yedikule zindanlarına ansızın! yaşlı bir ruh; sırtında bembeyaz bir küfe elinde bir çift karanfil ceplerinde güneşten koparılmış bir tutam kandil sessizce süzülüvermiş küf kokan izbe odasına..
Odalarına zindanın; bir bilinmez aydınlık dökülüvermiş! bembeyaz küfeden, merdivenlerine zindanın görmeden -uyanmadan kimseler ömür -ömür zaman sermiş! ..
Yedikule zindanlarında; masum bir pusula görünmüş garip gönüllü dervişin cebinde simsiyah yüzlü çelenge benzer; ağlayarak yüreğine bastırmış siyah yüzlü çiçeği iltica ederek rabbine; dökmüş en masum duyguları diline bitimsiz bir zaman gibi gözyaşlarına sığınmış derviş! ..
Yedikule
Küçük kent kapıları, sur dibi dükkanlar
Her zaman olmalıdır.
Yolları nasılsa oralara düşenler
Eskilerin durduğu bir zaman olmalıdır.
Üstübeç, örümcek, ispit, poyra
Yaş toprak, duvarlar
Küherçile - - tekerlek
İlkel ocaklarda dövülür olmalıdır.
Bahçemsi geride bir lağar beygir
Sıska bir köpek, sırtı az kambur
Aralık kapıdan yalpalı alevde
Bir usta, bir çırak görülür olmalıdır.
Az ilerde basık, dar
Sur kapısından geniş
Sularında akşam bir gün
Bostanlara yürür olmalıdır.
.
Behçet Necatigil
Yedikule Zindanları ve Derviş..iki..
.
Yedikule zindanlarında bir derviş:
ışığı duvarlardan emmiş!
ciğerleri küflenmiş;
yosunlu basamaklarda
bilmeden kimseler derdini
sessizce ölümü gözlermiş! ..
Ve bir gün hüzün kaplamış kurşuni semayı:
ak kanatlarını çırpmışlar yürekli martılar
ufukları gözleyen dost kuşlar
yüreklenmişler biteviye
denizi sevince boğmuşlar..
Lâl ve sağır üç cellat;
belki daha fazla
bilememiş gözleri kapalı,yüreği suskun
gölgeler gibi sarkmışlar bir gün ansızın
bırakarak düşüncelerini loş dehlizlere
ellerine doladıkları yağlı urgan
getirmişler beklenen anı..
Yeniden çırpmışlar beyaz yürekli martılar
olanca gücüyle ak kanatlarını
dökülmüş gözlerinden denize hüzün
semâ ağlamış-martılar ağlamış
birlikte tutmuşlar garip dervişin yasını..
'Soluk soluk inlemiş sabah rüzgarı:
asma bahçelerinde hüzne dönmüş üzümler,
aynalı çeşmede o güzel gelin delirmiş!
yeniden ölmüş kozludaki ölüler.! .'
Gün günü emmiş;
takati kesilmiş ufukta gelen günlerin
yağız delikanlı olmuş emilen günler
ruhlara düşmüş bir cilveli sancı
zindanda bekleşen acılı günler;
görmeden kimseler,yeniden dirilmiş! ..
Dolunayın uykuda olduğu bir gece:
sessizliğe bürünmüş o bildik masmavi deniz
yedikule zindanlarına ansızın!
yaşlı bir ruh;
sırtında bembeyaz bir küfe
elinde bir çift karanfil
ceplerinde güneşten koparılmış bir tutam kandil
sessizce süzülüvermiş
küf kokan izbe odasına..
Odalarına zindanın;
bir bilinmez aydınlık dökülüvermiş!
bembeyaz küfeden,
merdivenlerine zindanın
görmeden -uyanmadan kimseler
ömür -ömür zaman sermiş! ..
Yedikule zindanlarında;
masum bir pusula görünmüş garip gönüllü dervişin cebinde
simsiyah yüzlü çelenge benzer;
ağlayarak yüreğine bastırmış siyah yüzlü çiçeği
iltica ederek rabbine;
dökmüş en masum duyguları diline
bitimsiz bir zaman gibi
gözyaşlarına sığınmış derviş! ..
İbrahim Zarifoğlu
.