Serkan Ak - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

Güncel materyallerden ve önüme konulanlardan çok, beyni üretkenliğimle hayata bakıp,hayat denilen kitabı okumaya çalışan bir okur yazarım...Bir öğretmen için aslında lüks sayılası şeyler değil bilirim..
Gözleriyle gördüğü herşeyi yorumlarken,görünenin aksine,arkasındaki perdeyi kaldırmaya gücü yeten,vitrindekinden çok vitrini hazırlayanı bilmeye çalışan beyinlerin müptelasıyım..



[email protected]

ŞEHR-İ GARİP

Şehrin içinde kaybolan zamanla birlikte yitip giden bir geçmiş olmaya doğrudur katettiğimiz kilometre taşları.Metrekareye düşen yalnızların, savrulan küllerinden arta kalan bir avuç tütsü tadındaki yalnızlık, yetiyor bir şair ilhamı almaya garip söz tiryakilerine..
Bir yalnızlık bahanesiyle, bu şehir, gözlerinden süzülen süzme yoğurt tadında ekşimsi tad bırakan beyazlıkla hitap eder dua misafirlerine…Dua misafirlerinin elinde ne varsa açmak isterler…Kimi göğe kalkar, göklere avuç içi ayrıntısı ezberi yaptırmakla yarışmak adına….Kimi ellerinin açılmasında bulamadığını zannettiği dermanı, elleri verene hitabın miracında bulur.
Gariplerin türküsü bir nefeslik sigara çekimlerindeki hayata verilen reklam aralarında,yer çekiminin üstün galiyebiyeti dediğimiz uyku periyotlarında, şaşkın çekirge rolü oynayan bir tombalacı hüviyetinde, sallanır dünya torbasında çekileceğini sanarak kendisine uzanan bir elle...Garibin eli kalkar havaya..Garip garip bakar sonsuzun kudretine…Ya Rabbim,sana sundum elim!
Gariplerin tek nakaratlık türküleri vardır repertuarlara girmeyen…Taş plaklarda adı anılmayan,45’likleri olmayan…Derleyeni de belli, düzenleyeni de…Ama hepsi anonimdir..Bu millete,bu inanca mal olmuş…Bir nağmenin ara geçişindeki kaçışta bile saklı değildir hüzünlerinin tırpanladığı yüzlerindeki mahcubiyet,kara sevda,hakikatin neşesi,müjdelerin soluğu,bir ufak sızı,kaptı kaçtı günahlar,ses vermeyen durgunluk kaideleri,bir uyanışın müjdesi...
Bir hüzün kuşatmasının neticesinde,düşman tarafındaki kurşun askerleriyle birlikte varılan anlaşmamda,karşı tarafa uzattığım bebek bir eliydi anlaşmanın sonucu…
Garipleri bir başka korur bu şehir…Bir akşam kızılında Beşiktaş’ın ümitvar beklentisi,ortaköy’ün kaybolmuşluğu, Kabataşın inceliği, Karaköy’ün içinde sakladığı beyaz hayaller,Eminönün’de bir gece gezintis,i kollarını müşfik bir anne gibi açar garibe..Garip İstanbul’un banklarından memnun, banklar gariplerin sıcaklığından…Sabahlar garip bakışların esiri olur.Gelen geçen bakar banklara…
-“Garip! Muhtemelen gecenin öksüz türküsüdür bu bankta yatan garip” derler…
Garip içinden türküsünü söyler.. “Yalnızlığa elbette dayanabilirim..Yeterki bana bakan bakışlardan süzülen bir gözyaşı, bir infak, bir dua olayım” diye…İstanbul seyreder olan biteni çaresiz…Bir sabah ezanı, bozar kire,pasa dair ne varsa,akşamcıların türküsünü nakaratında keser…Berrak bir şehir, kainatın saba makamında haykırışını ancak bu kadar hüzünle karışık coşkuyla ve derin bir inşirahla yani İstanbul’ca! yayar…Fatih olur, Süleymaniye, Eyüp, Yenicami, Mihrimah Sultan, Üsküdar…
Ve garip kalkar sabaha, insanlar garip kalkar….



sebeb-İ Telif



Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
yaprakla yağmurun aşkı meselâ
kim olsa serpilen coşturuyor bizi
imreniyoruz başkalarının mahvına.
Yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
silkiniyor vuran her damlaya.

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
Bize ait olan ne kadar uzakta!

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
başkalarının düşünceleriyle değil.
“Üstümde yıldızlı gök”demişti Königsberg’li
“içerimde ahlâk yasası”.
Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?
İster gözünü oğuştur,istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa.
Girmem,girmedim mangalara
Yer etmedi adalet duygusu
içimde benim
çünkü ben
ömrümce adle boyun eğdim.
Yıldızlı gökte bana soracak olursanız
kösnüdüm ona karşı
onu hep altımda istedim.

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
düşmanı gösteriyorlar,ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri bir anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
tek başınayız.

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar,belki kadın ve erkek
hepimiz,herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim,hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.

İsmet Özel