ben fatih. Umutlu,inançlı, az da olsa espirili ve de sevecen biri olarak nefes almaktayım.Küçük şeylerle mutlu olmayı bilirim.Bir arının kanat çırpınışını görmek ve ona dokunmak bile mutlu eder ama; beni ısırdığında mutsuz olurum :))
İlahi aşktır adı. Beşerde de vardır tadı. Sen doğruyu bulursan. Huzurdur onun adı.
Huzuru arayan gönülden sevsin. Doğruyu bulsun, ona yönelsin. Kalp gözü görsün,gönül meyletsin. Allah diye yeri göğü inletsin!
(f.t)
SANA YEMİN SANA SÖZ Tatlı bir rastlantı buluşturdu bizi. Ben her zaman ki utangaç Sen yine neşeli. Sabah güneşini andıran gözlerin Gül bahçelerini aratmayan gamzelerinle Bir tebbüssüm ettin yüzüme. Başını eğip merhaba derken Gösterdiğin tevazuyu Ben bir kuru günaydınla geçiştirdim. Sadece bir kelime: Günaydın...... ................ Oysa söylenecek ne de çok şeyim vardı. Kaç kez bu anı beklemiştim. Kaç kez canlandırmıştım hülyalarımda. ................. Artık söylemeyecektim derdimi dağlara. Haykırmayacaktım sevgimi gökyüzüne Küsmeyecektim binbir renkli bahara.... Ama nafile ben yine eski ben. ....... Sonra uzaklaşı gittin içimde geçenlerin dehlizinde bıraktın beni ellerim koynumda aynada kendime bakıyorum. Olayları canlandırıyorum düşüncelerimde. Aynadaki görüntü bana kızıyor. Neden söylemiyorsun sevgini diyor. Başımı önüme eğiyorum. Aynadan bir ses. Eğme başını öne eğer gerçekten seviyorsan mertçe söyle!
Aynadaki görüntü Sana yemin sana söz. Ya bu sevda filizlenip büyüyecek Ya da mecnun misali çöllerde bitecek.!
Gerçeği aramakmış gayreti Onun içinmiş çilesi,zahmeti Alçaklarda didinmiş ama; Sonunda buluvermiş saadeti.
Hergün yeni seyre dalarmış Mutsuz bir var mı diye ararmış Görünce elemli birini İçin için ağlarmış...
Gözyaşları toprağa düşünce Rahmet olur gül açarmış Bu gülü koklayanlar Etrafa neşe saçarmış
f. t
HAYALLERİM VE İSTANBUL
mevsim kış....... İstanbul'un ismini bilmediğim bir mahellesinde titreyerek seni bekledim dışardaki yağmura aldırmadan. Ellerim ceplerimde,burnum soğuktan kızarmış,gözlerim puslu....
Seni, bana güzel diye tanıtmışlardı.Görebileceğim en güzel kızı tahmin etmeye başladım düşünce sistemimi zorlayarak. ............... Uzun bir bekleyişten sonra görebildim seni. Dışardaki soğuk gibi karşıladın beni üzerimdeki ince elbiselere ve narin yapıma aldırmadan.
Yanan bir kibritin ışığı ve ısısı gibi kısa sürdü görüşmemiz. ve sonra ayrılıp gittin onca hayalle yanlız bıraktın gerçekleşmelerine izin vermeden.
.......... Ah istanbul hayellerimin güzel şehri! ümidin ve düş kırıklığının meskeni. nerdesin beyoğlu,selam sana Sultanahmet İşte önünde geçiyorum topkapı. Yıkılmış surlarının arasında geçerken sağlam hayaller kurmaya çalışıyorum.........
Gördüm ki İstanbul gerçek ya hayallerim. Nerdesin güzel kız,neden herşey söylenildiği gibi değil? Neden masallar gerçekçi değil? ........... İstanbul'dan gitmek istiyorum Hayallerimin güzel şehrinden ayrılmak. Burda herşey gerçek hava da soğuk Oysa hayallerim...................
' Hu '' diyerek esti rüzgar. Eğildi hürmetinden koca çınar. Her mahlukat Lisan-ı haliyle Cümle alem seni anar.
Aşık olan gönülden,durmaz,yara kanar. Aşık olan gönülden,durmaz yanar. Nice kulların vardır ki Aşık olan gönülden,durmaz,seni anar.
(f.t) DÜŞ Deniz kenarında iki sandalye ikisi de boş. deniz güneşe aşık martılar sarhoş…
Deniz kenarında iki sandalye Biri gerçek biri düş. güneş batarken kızgın; deniz nemli martılar çilekeş ve elemli.
Deniz kenarında iki sandalye ikisi de ne hoş. deniz dalgalı mavi; güneş sıcak sarı. Aşkın ızdırabı martıların karı
Deniz kenarında iki sandalye ikisi de boş. deniz güneşe sırılsıklam. Martılar,martılar zaten sarhoş
(f.t)
YAĞMUR YAĞMIŞ AMA USLANMAMIŞIM
Yağmur yağıyor Her yer ıslak.... Dizimde romatizma ağrısı.. Genzimde toprak kokusu... kafam allak bullak.
Dağlara duman çökmüş Bulutlar yerde.... Düşünceler puslu... Karşıda bir sürü ve başında bir çoban... Çıngırak sesleri her derde derman.....
Ve bir keklik ötüyor karşı ki kayalıkta. Sesi titrek, Gözleri ağlamakta... Derdini dağlara anlayana anlatmakta....
Sesinde buldum kendimi ya da kaybetim bilmiyorum.. Islanmışım yağmurda ama USLANMAMIŞIM biliyorum.
(f.t) 05.11.2005 (bir bayram günü)
SABIRLA…
Şehir daha mı karanlık ne? Yıldızlar uzaklaşmış… Zayıflamışım biraz gözlerim fersiz, Omuzların düşük…
Bugün, dışarı hiç çıkmadım. Hayallerim,dört duvarımın içinde. Dışarı çıkmadım. Olur da bir kız görür; sana benzetirim diye. Bilirim ne kadar kıskanç olduğunu.
Ara sıra dert ortağım penceremden baktım. Evler gördüm,binlercesini… Kiminin ışıkları yanıyor; kimi karanlık. Yalnızım diye üzülmüyorum artık. Şehirde yalnız. Kaldırımlar üşümüş, Yıldızlar uzak, Yollar çıplak…
Dağların üstleri karlı hem de bu mevsimde. Evet. Vaktinden önce saçımdakiler. Akşamdan aydınlığı beklemek de vaktinden önce. Her şey vaktinden önce. Ne demiş şair: Açmaz çiçek vaktinden önce.
sabırla bekleyeceğim sabahı, baharı, bana şiirler yazdıranı...
(f.t)
GEL DESEM GELİR MİSİN?
Her hüzünlü şarkıda pay biçtim kendime düşündüm biraz…. mesafeler bırakmadı yakamı. Ah bir atım olsa da aşsam dedim dağları. Varsam senin yanına İstanbul ‘u feda edip te Sahi, gel desem gelir misin yanıma?
Tut ki mesafeleri hiçe sayıp ta geldim yanına. Bir buse kondurdum gül yanağına. Karanlıklara inat yenin günün şafağında. Sahi, gel desem gelir misin yanıma?
Söz vermiştin ya kendine. ‘Bir daha gül almayacağım ‘diye. Ellerinden tutup da gül bahçesine Sahi, gel desem gelir misin benimle?
İstanbul ‘u Fatih fethetti. Ben de Fatih ‘im banane İstanbul mu ben mi diye sorduğumda Gözlerini o deniz kokulu şehre kapayıp Sahi, gel desem gelir misin yanıma?
(f.t)
ZAMANSIZ DEĞİLDİR BU ÇIKIŞ VE DE ANLAMSIZ
Eski günlerin hatrına Bir selam versem kızar mıki acaba? Güler miki yaptığıma? Hani yaz günlerinde eserde üşütür ya Serin bir rüzgar. işte onun niyetine saysa acizliğimi olmaz mı?
Ne yapayım. Laf anlamaz,söz dinlemez,aman bilmez,uslanmaz Deli gönül yine laf dinlemedi bu gece. Yaptı yine yapacağını...
Esti yine deli deli. Kızdı İstanbul a çattı kaşlarını,söylendi. Laf aramızda kıskanır da o bayat şehri. Bi de üstelik çamur atar güzelliğine. Dedik ya çoştu bi kere.
Yine kurcaladı kapanmış defteri. Yeni hesaplar yaptı eskilerin üstüne. Sönmüş ateşin küllerini yokladı. Anlaşılan yine dert katacak dertlerin üstüne.
Eski günlerin hatrına Esse bir rüzgar Üşütür mü acaba? Üşütmese de bilsin ki üşüyecek olan. Zamansız değildir bu çıkış ve de anlamsız.
ben fatih. Umutlu,inançlı, az da olsa espirili ve de sevecen biri olarak nefes almaktayım.Küçük şeylerle mutlu olmayı bilirim.Bir arının kanat çırpınışını görmek ve ona dokunmak bile mutlu eder ama; beni ısırdığında mutsuz olurum :))
AŞKTA YOLLAR FARKLIDIR
Aşkta yollar farklıdır.
İçinde mevlam saklıdır.
Sen doğruyu bulamazsan.
Huzursuzluk hakkındır.
İlahi aşktır adı.
Beşerde de vardır tadı.
Sen doğruyu bulursan.
Huzurdur onun adı.
Huzuru arayan gönülden sevsin.
Doğruyu bulsun, ona yönelsin.
Kalp gözü görsün,gönül meyletsin.
Allah diye yeri göğü inletsin!
(f.t)
SANA YEMİN SANA SÖZ
Tatlı bir rastlantı buluşturdu bizi.
Ben her zaman ki utangaç
Sen yine neşeli.
Sabah güneşini andıran gözlerin
Gül bahçelerini aratmayan gamzelerinle
Bir tebbüssüm ettin yüzüme.
Başını eğip merhaba derken
Gösterdiğin tevazuyu
Ben bir kuru günaydınla geçiştirdim.
Sadece bir kelime: Günaydın......
................
Oysa söylenecek ne de çok şeyim vardı.
Kaç kez bu anı beklemiştim.
Kaç kez canlandırmıştım hülyalarımda.
.................
Artık söylemeyecektim derdimi dağlara.
Haykırmayacaktım sevgimi gökyüzüne
Küsmeyecektim binbir renkli bahara....
Ama nafile ben yine eski ben.
.......
Sonra uzaklaşı gittin
içimde geçenlerin dehlizinde bıraktın beni
ellerim koynumda aynada kendime bakıyorum.
Olayları canlandırıyorum düşüncelerimde.
Aynadaki görüntü bana kızıyor.
Neden söylemiyorsun sevgini diyor.
Başımı önüme eğiyorum.
Aynadan bir ses.
Eğme başını öne
eğer gerçekten seviyorsan mertçe söyle!
Aynadaki görüntü
Sana yemin sana söz.
Ya bu sevda filizlenip büyüyecek
Ya da mecnun misali çöllerde bitecek.!
MASAL KUŞUNUN MASALI
Bir masal kuşu varmış
Kaf dağında uçarmış
Yükseklerde uçar ama;
Gönüllere konarmış.
Gerçeği aramakmış gayreti
Onun içinmiş çilesi,zahmeti
Alçaklarda didinmiş ama;
Sonunda buluvermiş saadeti.
Hergün yeni seyre dalarmış
Mutsuz bir var mı diye ararmış
Görünce elemli birini
İçin için ağlarmış...
Gözyaşları toprağa düşünce
Rahmet olur gül açarmış
Bu gülü koklayanlar
Etrafa neşe saçarmış
f. t
HAYALLERİM VE İSTANBUL
mevsim kış.......
İstanbul'un ismini bilmediğim bir mahellesinde titreyerek
seni bekledim dışardaki yağmura aldırmadan.
Ellerim ceplerimde,burnum soğuktan kızarmış,gözlerim puslu....
Seni, bana güzel diye tanıtmışlardı.Görebileceğim en güzel kızı
tahmin etmeye başladım düşünce sistemimi zorlayarak.
...............
Uzun bir bekleyişten sonra görebildim seni.
Dışardaki soğuk gibi karşıladın beni üzerimdeki ince elbiselere ve narin yapıma aldırmadan.
Yanan bir kibritin ışığı ve ısısı gibi kısa sürdü görüşmemiz.
ve sonra ayrılıp gittin onca hayalle yanlız bıraktın gerçekleşmelerine izin vermeden.
..........
Ah istanbul hayellerimin güzel şehri!
ümidin ve düş kırıklığının meskeni.
nerdesin beyoğlu,selam sana Sultanahmet
İşte önünde geçiyorum topkapı.
Yıkılmış surlarının arasında geçerken sağlam hayaller kurmaya çalışıyorum.........
Gördüm ki
İstanbul gerçek ya hayallerim.
Nerdesin güzel kız,neden herşey söylenildiği gibi değil?
Neden masallar gerçekçi değil?
...........
İstanbul'dan gitmek istiyorum
Hayallerimin güzel şehrinden ayrılmak.
Burda herşey gerçek hava da soğuk
Oysa hayallerim...................
f.t
CÜMLE ALEM SENİ ANAR
Uçun kuşlar uçun
Selam götürün mevlaya!
Göğüs gerin semaya
Allah rızasın almaya...
Niyaz eyledi kulun
Açtı ellerini havaya.
İki damla gözyaşı
Döktü rızan almaya.
' Hu '' diyerek esti rüzgar.
Eğildi hürmetinden koca çınar.
Her mahlukat Lisan-ı haliyle
Cümle alem seni anar.
Aşık olan gönülden,durmaz,yara kanar.
Aşık olan gönülden,durmaz yanar.
Nice kulların vardır ki
Aşık olan gönülden,durmaz,seni anar.
(f.t)
DÜŞ
Deniz kenarında iki sandalye
ikisi de boş.
deniz güneşe aşık
martılar sarhoş…
Deniz kenarında iki sandalye
Biri gerçek biri düş.
güneş batarken kızgın; deniz nemli
martılar çilekeş ve elemli.
Deniz kenarında iki sandalye
ikisi de ne hoş.
deniz dalgalı mavi; güneş sıcak sarı.
Aşkın ızdırabı martıların karı
Deniz kenarında iki sandalye
ikisi de boş.
deniz güneşe sırılsıklam.
Martılar,martılar zaten sarhoş
(f.t)
YAĞMUR YAĞMIŞ AMA USLANMAMIŞIM
Yağmur yağıyor
Her yer ıslak....
Dizimde romatizma
ağrısı..
Genzimde toprak
kokusu...
kafam allak bullak.
Dağlara duman çökmüş
Bulutlar yerde....
Düşünceler puslu...
Karşıda bir sürü
ve başında bir çoban...
Çıngırak sesleri
her derde derman.....
Ve bir keklik ötüyor
karşı ki kayalıkta.
Sesi titrek,
Gözleri ağlamakta...
Derdini dağlara
anlayana anlatmakta....
Sesinde buldum kendimi
ya da kaybetim
bilmiyorum..
Islanmışım yağmurda
ama USLANMAMIŞIM
biliyorum.
(f.t)
05.11.2005 (bir bayram günü)
SABIRLA…
Şehir daha mı karanlık ne?
Yıldızlar uzaklaşmış…
Zayıflamışım biraz
gözlerim fersiz,
Omuzların düşük…
Bugün, dışarı hiç çıkmadım.
Hayallerim,dört duvarımın içinde.
Dışarı çıkmadım.
Olur da bir kız görür; sana benzetirim diye.
Bilirim ne kadar kıskanç olduğunu.
Ara sıra dert ortağım penceremden baktım.
Evler gördüm,binlercesini…
Kiminin ışıkları yanıyor; kimi karanlık.
Yalnızım diye üzülmüyorum artık.
Şehirde yalnız.
Kaldırımlar üşümüş,
Yıldızlar uzak,
Yollar çıplak…
Dağların üstleri karlı hem de bu mevsimde.
Evet. Vaktinden önce saçımdakiler.
Akşamdan aydınlığı beklemek de
vaktinden önce.
Her şey vaktinden önce.
Ne demiş şair:
Açmaz çiçek vaktinden önce.
sabırla bekleyeceğim
sabahı,
baharı,
bana şiirler yazdıranı...
(f.t)
GEL DESEM GELİR MİSİN?
Her hüzünlü şarkıda pay biçtim kendime
düşündüm biraz….
mesafeler bırakmadı yakamı.
Ah bir atım olsa da aşsam dedim dağları.
Varsam senin yanına
İstanbul ‘u feda edip te
Sahi, gel desem gelir misin yanıma?
Tut ki mesafeleri hiçe sayıp ta geldim yanına.
Bir buse kondurdum gül yanağına.
Karanlıklara inat yenin günün şafağında.
Sahi, gel desem gelir misin yanıma?
Söz vermiştin ya kendine.
‘Bir daha gül almayacağım ‘diye.
Ellerinden tutup da gül bahçesine
Sahi, gel desem gelir misin benimle?
İstanbul ‘u Fatih fethetti.
Ben de Fatih ‘im banane
İstanbul mu ben mi diye sorduğumda
Gözlerini o deniz kokulu şehre kapayıp
Sahi, gel desem gelir misin yanıma?
(f.t)
ZAMANSIZ DEĞİLDİR BU ÇIKIŞ VE DE ANLAMSIZ
Eski günlerin hatrına
Bir selam versem kızar mıki acaba?
Güler miki yaptığıma?
Hani yaz günlerinde eserde üşütür ya
Serin bir rüzgar.
işte onun niyetine saysa acizliğimi olmaz mı?
Ne yapayım.
Laf anlamaz,söz dinlemez,aman bilmez,uslanmaz
Deli gönül yine laf dinlemedi bu gece.
Yaptı yine yapacağını...
Esti yine deli deli.
Kızdı İstanbul a çattı kaşlarını,söylendi.
Laf aramızda kıskanır da o bayat şehri.
Bi de üstelik çamur atar güzelliğine.
Dedik ya çoştu bi kere.
Yine kurcaladı kapanmış defteri.
Yeni hesaplar yaptı eskilerin üstüne.
Sönmüş ateşin küllerini yokladı.
Anlaşılan yine dert katacak dertlerin üstüne.
Eski günlerin hatrına
Esse bir rüzgar
Üşütür mü acaba?
Üşütmese de bilsin ki üşüyecek olan.
Zamansız değildir bu çıkış ve de anlamsız.
(f.t)