FUJİ YANARDAGI VE İÇİMİZDEKİ LAVLAR Gece benimdir Onun sensizliğine gizine sığınarak başa çıkabiliyorum hayatla birazda gece bana yoldaşlık eder karanlığın ve ıssızlığın şarkılarını dinleyerek avuturum kendimi Küçük bir sehpa olur koltuğumun yanında genellikle vede üzerinde biraz çerez bir sağuk kola bir bardak su bazen küçük meyva dilimleri yada ince belli bir bardakta çay vardır Önceki gece tavşan kanı ile birlikteydim sıra onundu birde kitap hazır bulunur çayın yanında bir kez daha karar vermişim tutunamıyanları Gözler artık eskisi gibi değil genç olmadığını bilmek acı ama yapacak birşey yok nerede o sabaha kadar kitap okumalar hiç uyumadan o sabah kahvaltısını yaptıktan sonra işe gitmeler Koca kitap ilahi bir emir almış gibi kayıp düşüyor koltuğun üzerine Kumandaya uzanıyor parmaklarım Devlat televizyonlarında geziniyorum bir süre birinci kanalda karar kılıyorum japonyadaki Fujiyanardağında lavlara inat fışkıran hayat öyküsü anlatılıyor takılıyorum Onlarca kilimotrekarelik alan sadece soğumuş lav kaplı Ancak yüzyıl sonra orada burada ilkel yaşam başlarmış lavın üzerinde diyor anlatıcı likenler ilkel otlar çıkmış ortaya hayatta olanak tanıyacak ufacık bir yerde yer altından fışkıran incecik ırmaklar var arada bir su birikintilerinde küçük kuşlar su içiyor yıkanıyor Yüz yıl sonra şayet yanardağ yeniden patlamazsa ormanlık alan olabilecekmiş lavların üzeri Daha karmaşık bitkilere hayat alanı sağlayacak ilkel yeşillikler yani Program bitiyor.Kitap okunacak hal değil artık Düşünüyorum bir süre hayat her yerde ne kadar da benzer bir süreç izliyor Acaba diyorum kendi kendime kaç kez içimi kavuran büyük sıkıntıların ardından patlamalar yaşayarak yere serilmişim Kaç kez her türden duygunun parçalanıp yok olmasına tanıklık etmişim Ve zaman nasıl da yeniden yaratmış içimi lav örtüsünün küçücük bir yerinden sevgi bir başka yerde acıma az ileride vicdan kuytuluk küçük bir yerde güven suya yakın bir başka yerde şefkat ve daha uzaklarda karanlık bir yerde aşk kaldırmış başını usul usul Ve her duygu zamanı gelince olgunlaşmış gürbüzleşmiş hayat bir kez daha ben varım demiş içimde sonra yeniden bir yanardağı patlaması Lavlar sonra likenler yeşil yeşil başka bitkiler aşk acı sevgi kıskançlık şefkat şehvet güven... Yanardağ ve ben,bizler çevremizi yakıp kül ettikten sonra hayat bize inat yeniden canlanıyor Bir yıkım,bir hayat ve azıcık mutluluk bir yıkım daha bir hayat daha ardından ve azıcık mutluluk yine Hayatın özeti buydu galiba
Ok gibi doğru olsam; yabana atarlar beni. Yay gibi eğri olsam; elde tutarlar beni. Doğruda aç görmedim, eğride hiç tok. Eğri ok elde kalır, menzil alır doğru ok.
FUJİ YANARDAGI VE İÇİMİZDEKİ LAVLAR
Gece benimdir Onun sensizliğine gizine sığınarak başa çıkabiliyorum hayatla birazda gece bana yoldaşlık eder karanlığın ve ıssızlığın şarkılarını dinleyerek avuturum kendimi Küçük bir sehpa olur koltuğumun yanında genellikle vede üzerinde biraz çerez bir sağuk kola bir bardak su bazen küçük meyva dilimleri yada ince belli bir bardakta çay vardır Önceki gece tavşan kanı ile birlikteydim sıra onundu birde kitap hazır bulunur çayın yanında bir kez daha karar vermişim tutunamıyanları Gözler artık eskisi gibi değil genç olmadığını bilmek acı ama yapacak birşey yok nerede o sabaha kadar kitap okumalar hiç uyumadan o sabah kahvaltısını yaptıktan sonra işe gitmeler Koca kitap ilahi bir emir almış gibi kayıp düşüyor koltuğun üzerine Kumandaya uzanıyor parmaklarım
Devlat televizyonlarında geziniyorum bir süre birinci kanalda karar kılıyorum japonyadaki Fujiyanardağında lavlara inat fışkıran hayat öyküsü anlatılıyor
takılıyorum
Onlarca kilimotrekarelik alan sadece soğumuş lav kaplı Ancak yüzyıl sonra orada burada ilkel yaşam başlarmış lavın üzerinde diyor anlatıcı likenler ilkel otlar çıkmış ortaya hayatta olanak tanıyacak ufacık bir yerde yer altından fışkıran incecik ırmaklar var arada bir su birikintilerinde küçük kuşlar su içiyor yıkanıyor Yüz yıl sonra şayet yanardağ yeniden patlamazsa ormanlık alan olabilecekmiş lavların üzeri Daha karmaşık bitkilere hayat alanı sağlayacak ilkel yeşillikler yani
Program bitiyor.Kitap okunacak hal değil artık Düşünüyorum bir süre hayat her yerde ne kadar da benzer bir süreç izliyor
Acaba diyorum kendi kendime kaç kez içimi kavuran büyük sıkıntıların ardından patlamalar yaşayarak yere serilmişim Kaç kez her türden duygunun parçalanıp yok olmasına tanıklık etmişim
Ve zaman nasıl da yeniden yaratmış içimi
lav örtüsünün küçücük bir yerinden sevgi bir başka yerde acıma az ileride vicdan kuytuluk küçük bir yerde güven suya yakın bir başka yerde şefkat ve daha uzaklarda karanlık bir yerde aşk kaldırmış başını usul usul
Ve her duygu zamanı gelince olgunlaşmış gürbüzleşmiş hayat bir kez daha ben varım demiş içimde sonra yeniden bir yanardağı patlaması
Lavlar
sonra likenler
yeşil yeşil başka bitkiler
aşk acı sevgi kıskançlık şefkat şehvet güven...
Yanardağ ve ben,bizler
çevremizi yakıp kül ettikten sonra hayat bize inat yeniden canlanıyor
Bir yıkım,bir hayat ve azıcık mutluluk bir yıkım daha bir hayat daha ardından ve azıcık mutluluk yine
Hayatın özeti buydu galiba
Ok gibi doğru olsam;
yabana atarlar beni.
Yay gibi eğri olsam;
elde tutarlar beni.
Doğruda aç görmedim,
eğride hiç tok.
Eğri ok elde kalır,
menzil alır doğru ok.
evet şayet öyle oldu teşekkürler