Güçlüyüm düşündüğüm kadar, Haklıyım inandığım kadar, Mutluyum sevildiğim kadar...
Üçüncü Şahsın Sevda Şiiri
herşey bir dilekle başladı... sünger çekip o karanlık geçmişe ve yanıma sadece umut madenlerinden bir değerli taşı alıp, tertemiz bir geleceğe çıplak ayaklarla yürürken tuttuğum bir dilekle...
tanrıyı mesaisinde mi yakaladım, yoksa ızdıraplarıma karşılık bir mükafat mı aldım? ihtimalleri düşünmek yerine kabul olan dileğimi kutlamayı tercih ettim. ve dileğimi kendimden bile çok sevdim...
kimi zaman taşıdım sırtımda mecnunu lesylasına götürdüm, kimi zaman ferhatın üşenip deldiği dağları aştım öyle sarhoştum ki sevgide kendimle yarıştım. saçlarını ağartmasın diye siper ederken yüreğimi zamana gül tutan ellerinden hançer yedim...
ellerin elimdeyken bile uzaktın bana Ben aştıkça sen yüce dağları önüme diktin ve koynuma bıraktığın soğuk yalnızlığa kader dedin oysa bozkır sevdasıydı benimki saf, temiz ve alabildiğine tutkulu severse böyle sever korkut'un torunu dedim.
her nefesimde ölümü soludum ve yüreğimin her atışında bir sonrakine dua ettim imkansız sevdalara ironik mutluluklara ve zaman trafiğine takılmış baharlara inat zemheri ayazda buzlu toprağa gül diktim.
kendi hayatımda üçüncü şahıs olacağımı, üçüncü şahsın hayında kendimi bulacağımı, attila ilhanı bu kadar çok seveceğimi ve bu yalancı baharda büyüttüğüm sahici çiçeğimi tozlu şiir kitaplarının arasında kurutacağını bilemedim.
şimdi umutlarım dağların ardındaki cücelerin yırtık cebinde sevdamı yüreğime hapsettim kapısındaki anahtarsız kilitle sen olmayacaksan kimse olmasın sen açmayacaksan kimse açmasın diye... ve yemin ederek bundan sonra dilek dilememeye sensiz doğacak güneşin önüne kara bulutlar çektim.
Birol Kopuzlu [email protected] HERKESE ŞİİR GİBİ BİR DÜNYA DİLERİM...
Haklıyım inandığım kadar,
Mutluyum sevildiğim kadar...
Üçüncü Şahsın Sevda Şiiri
herşey bir dilekle başladı...
sünger çekip o karanlık geçmişe
ve yanıma sadece umut madenlerinden bir değerli taşı alıp,
tertemiz bir geleceğe çıplak ayaklarla
yürürken tuttuğum bir dilekle...
tanrıyı mesaisinde mi yakaladım,
yoksa ızdıraplarıma karşılık bir mükafat mı aldım?
ihtimalleri düşünmek yerine
kabul olan dileğimi kutlamayı tercih ettim.
ve dileğimi kendimden bile çok sevdim...
kimi zaman taşıdım sırtımda mecnunu lesylasına götürdüm,
kimi zaman ferhatın üşenip deldiği dağları aştım
öyle sarhoştum ki sevgide kendimle yarıştım.
saçlarını ağartmasın diye siper ederken yüreğimi zamana
gül tutan ellerinden hançer yedim...
ellerin elimdeyken bile uzaktın bana
Ben aştıkça sen yüce dağları önüme diktin
ve koynuma bıraktığın soğuk yalnızlığa kader dedin
oysa bozkır sevdasıydı benimki
saf, temiz ve alabildiğine tutkulu
severse böyle sever korkut'un torunu dedim.
her nefesimde ölümü soludum ve
yüreğimin her atışında bir sonrakine dua ettim
imkansız sevdalara
ironik mutluluklara
ve zaman trafiğine takılmış baharlara inat
zemheri ayazda buzlu toprağa gül diktim.
kendi hayatımda üçüncü şahıs olacağımı,
üçüncü şahsın hayında kendimi bulacağımı,
attila ilhanı bu kadar çok seveceğimi ve
bu yalancı baharda büyüttüğüm sahici çiçeğimi
tozlu şiir kitaplarının arasında kurutacağını bilemedim.
şimdi umutlarım dağların ardındaki cücelerin yırtık cebinde
sevdamı yüreğime hapsettim kapısındaki anahtarsız kilitle
sen olmayacaksan kimse olmasın sen açmayacaksan kimse açmasın diye...
ve yemin ederek bundan sonra dilek dilememeye
sensiz doğacak güneşin önüne kara bulutlar çektim.
Birol Kopuzlu
[email protected]
HERKESE ŞİİR GİBİ BİR DÜNYA DİLERİM...