Jülide Akar - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

Hayatın hiç acıması yok bazı yaralara karşı, kapanmasına asla izin vermiyor onların...

Sen ne kadar çabalarsan çabala, sana izin verdiği kadar güçlü olabiliyorsun yaşamın ve onun izin verdiği kadarı diniyor acılarının...

Ayrıldık... Çok acıydı... Bir daha asla unutmayacağım ve iyileşmeyecek bir yaranın sahibi olduğumu bilmiyordum o zamanlar... Sadece ağlıyordum sana ve bana... Ve yarım kalan, yaşayabilecekken vazgeçilen günlere... Baktığım, gördüğüm, dokunduğum her şey canımı yakıyordu... Bir türlü sonu gelmeyen gözyaşlarımla birlikte bu acıdan öleceğim günü bekliyordum... Üstelik de bu günün gelmesini deli gibi istiyordum...

Ayrıldık
Acıydı
Sonra geçti
Her şey gibi.
Ya da bana öyle geldi...

Bir gün bir yerlerde, hem de hiç beklemediğin bir anda - ve özellikle de en güçsüz olduğun anda - hayat bir yerlerden sakladığı acını çıkarıp vurur yüzüne... Her şeyin geçip gittiğini sanırken, daha az önemsediğini ya da artık tamamen bittiğimi düşünürken sen, aniden bir duvara çarparsın... Ve her şey tuzla buz olur...

Aslında hiç unutmadığını ve gerçekte hiç de o kadar güçlü olmadığını yüzüne vurduğunda hayat, sen çoktan acılarınla yeniden başbaşasındır... İşte o yara yeniden açılmıştır, yeniden kanıyordur. Üstelik o kan istemesen de hayatına bulaşmaya başlamıştır yeniden...

Unutmak diye bir şey yok... İnsan hiçbir şeyi unutmuyor... Büyük bir maharetle geçmişe gömdüğünü sandığı şeyleri hayat bir anda çıkarıp önüne koyuyor...

Yüzleşmek imkansız acımla, ayrılıkla ve seninle... Yüzleşmek imkansız sana olan sevgimle... Ne olur karşıma çıkma... Ne olur çıkma karşıma bir daha...


Artık hayatımdan çıksan diyorum
Bu ikili delilik sona erse
İkimiz için de en hayırlısını diliyorum
Hiç olmamış gibi davranabilmeyi
Bu yok ediciliği anlayabilmeyi
Bir bilsen ne kadar yürekten istiyorum

Lütfen
Görmeyeyim seni
Bir yerlerde karşıma çıkma
Konuşmayalım, bakışmayalım
Ne olursun

Bir zamanlar güzel giden şeylerin artık sadece mutsuzluk vermesi ne kötü.. Bir zamanlar duydugunuzda sizi mutlu eden sesin artık sadece göz yaşı demek olması... Bir zamanlar düşünunce yüzünüzü güldüren insanin artık sadece içinize acı vermesi... İnsanlara sevdiğini göstermemek gerekiyormuş...

Bir arkadaşım bana beni bu kadar sevgiye boğan bir insanı bende sevmezdim dedi... Neden acaba hayat strateji oyunlarindan ibaret mi olmalı? ? ? Ben bunu yapamıyorum ne yazık ki... Gerçi ne zaman kısa süreliğine denesem başarılı olmuşumdur ve mutluluk getirmiştir ama ne zaman içimden geldigi gibi davransam yalnızlık getirmiştir...

Bir şeyleri kaybettiğinin farkina varmak çok acı... Bu bir eşya bile oldugunda ne kadar acı verir insana.. Ya bir insansa? Hayatında olmasını hep istediğin bir insan artık sırtını dönmüşse... Sanırım yapacak çok fazla birşey yok...

Ama şunu anladım kime içten davransanız, kime kalbinizi açsanız, bi sure sonra yerden 10000fit yukseldiğini görüyorsunuz... Size basitmişsiniz gibi davranıyor ya da enayi...

Saygı bitiyor, sevgi gidiyor, yerine bi enkaz kalıyor...

Ellerimin arasından kayıp gidiyor hayat… Kendimi avutmak için bulduğum her şey bir süre sonra anlamsız geliyor… Bir şeyler biterken yanı başında neyle avunabilir ki insan… Kendimce oyunlar buluyor, sıkılıyorum bir süre sonra, kitaplar hiçbir şey anlatmıyor ya da kendimi dinlemek canımı sıkmaktan başka bir şeye yaramıyor…

Sense bir yerlerde kendine duvarlar örüyorsun… Biliyorum ki ne kadar ararsam arayayım yanına gelebileceğim bir kapı bulamayacağım… Kendine duvarlar örüyor ve bizi dışarıda bırakıyorsun…

Olsun diyorum, ördüğün duvarları maviye boyuyorum, çiçekler ekiyorum dibine, büyümüyorlar… Mavilerim soluyor, sen susuyorsun… Ben ölüyorum…

Kendime yalanlar uyduruyorum kendim bile inanmıyorum… Oyunlar buluyorum sıkılıyorum… Durmaksızın bir şeyler bitiyor içimde…

Sana sorduğum soruların hiçbir cevabı yok aslında duymayı beklediğim… Sadece sesini özlediğimden…

Ellerimin arasından kayıp gidiyorum… Kendim bile tutamıyorum kendimi… Ama olsun ben sana elimi uzatıyorum… Kurtar diye değil… Sadece dokunmayı özlediğimden sana…

Senden başka bir nedenim yok… Senden başka bir istediğim yok… Senden başka hiçbir şeyim yok

Şişirip yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir denize. Bilirsin ki ne
fırtınalar, ne deli dalgalar beklemektedir seni. Korkarsın, terk edemezsin
limanı, bir köşesine sığınırsın. Kabullenmesen de artık aşk bitmiştir,
İşte son bu...

İçin hep hüzün doludur, bir türlü kabullenemezsin bittiğini. Gözlerinin
içine bakıp seni seviyorum demesini beklersin. O sözler hiç çıkmayacak o
dudaklardan bilirsin. Yinede umudun yeşildir, İşte hayal bu...

Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. An olur ki ne olur bitmesin
dersin. Bu sözlerin dudaklarından nasıl çıktığına kendin bile inanamazsın.
Oysa o yüzüne bakıp sadece gülümser, İşte acı bu...

Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi
gülemez, onun gibi dokunamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini
bilirsin. Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün bu...

Nefes alamaz hale gelirsin, daralır için. Bir kaç saatlik derin bir uykuya
hasretsindir. Bilirsin ki gözlerini kapasan da terk etmeyecektir hayali.
Atarsın gecenin kollarına kendini, İşte huzur bu...

Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi
gelir insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık
sana. Geri dönerse diye ölemezsin bile, İşte sabır bu...

Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin
eskisi gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O
başkalarıyla, mutlu bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden
vazgeçemezsin. İste aşk bu...