Hülya Coşkun - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı


Hülya Coşkun BEKLEYENLER İÇİN Bir ayak sesi duymayayım Kapıya koşuyorum Gelen sen misin diye Bir sarı saç görmeyeyim Yüreğim burkuluyor Ağlamaklı oluyorum Her şey bana seni hatırlatıyor Gökyüzüne baksam Gözlerinin binlercesini görürüm Bir rüzgar değse yüzüme Ellerini düşünmeden edemem Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer Tadı senden gelir Yediğim yemişlerin İçtiğim içkilerin Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı Bu emsalsiz hüzün Seni beklediğim içindir Resmine bakamaz oldum Uykulardan korkuyorum artık Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada Ve şu saat geldiğin anda Durabilir sevincinden Zaman çıldırabilir Çünkü benim dünyamda Ölümsüzlük, seni sevmek demektir. Bir çocuk doğmayı bekler Bir ağır hasta ölmeyi Bitkiler yağmur ve güneşi bekler Yalnız bir kadın sevilmeyi Ve düşün ki bir adam İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi Seni bekler Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi Sen gelinceye kadar Pencerem kapalı duracak Rüzgar gelmesin diye Artık perdeleri açmayacağım Gün ışığı girmesin diye Sonra kahrolacağım Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta Ve günlerce gecelerce haykıracağım Nerdesin diye, Nerdesin? Bir gün bu kapıdan sen gireceksin Biliyorum Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek Yıllarca sonra Öldüğüm gün bile gelsen Bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup Çocuklar gibi sevineceğim Kalkıp sarılacağım ellerine Uzun uzun ağlıyacağım. Ümit Yaşar Oğuzcan Sen yokken bambaşkaydı dünyam...Sen yokken mutluydum farkında olmadan... Sen yokken belki yalnızdım ama, bir o kadar da huzurlu... Sen yokken tatlı uykulara dalardım.. Sen yokken gündüz bekleyen gece nöbetçilerinden değildim... Sen yokken gözyaşlarım pek akmazdı...Sen yokken umarsızca yaşardım... Sen yokken gözlerim parlardı...Ve sen yokken ben severdim yaşamayı... Başım Gözüm Üstüne Senden başka yar bilmem ömür boyu gözüme Bak de yeter bakarım başım gözüm üstüne İster aşk denizine ister hicran gölüne Ak de yeter akarım başım gözüm üstüne Yılda bir olsa bile seviyorum de hele Senden gelmişse eğer sefadır bana çile Yalnız kalbimi değil koca dünyayı bile Yak de yeter yakarım başım gözüm üstüne Yeter ki sen bekle de hiç kalır sabır taşı Küçük bir umut bile olur gönül yoldaşı Razıyım ömür boyu gece gündüz gözyaşı Dök de yeter dökerim başım gözüm üstüne Biliyorum bu aşkın yalnız sensin galibi Her derdine razıyım çıkmasın tek talibi Varsın yağmur yağmasın sen iste şimşek gibi Çak de yeter çakarım başım gözüm üstüne Tek söz etmem bu sevda vursa beni her yandan Tanrım beni korusun benden bıktığın andan Ne kadar sevsem bile bir gün olur dünyandan Çık de yeter çıkarım başım gözüm üstüne Biliyorum sevgili gönlünde yerim gurbet İster sılaya çağır ister hergün sürgün et Sen mutlu ol bir tanem ben ömür boyu hasret Çek de yeter çekerim başım gözüm üstüne Seni bu kadar sevmek yalnız benim günahım Hiç şikayet ettim mi bir gün çıktı mı ahım Bir elimde yüreğim bir elimde silahım Sık de yeter sıkarım başım gözüm üstüne Şevki Dinçal * . . . SENi TANIMAK GÜZELDi . . . Seninle yaşanılan ilkler güzeldi . Bazen acıtsa da seni özlemek güzeldi. Bazen ağlatsa da kavgalarımız güzeldi. Hep ihtiyac duyduğumuzda birbirimizin yanında olamasak da beklemek güzeldi. Gerçekleşmeyeceğini bile bile kendi dünyamızda sıradışı hayaller kurmak güzeldi. En güzeli de uzun bir zamanı kısa kısa yaşamaktı. Ve Seninle Olmak Harbi Güzeldi . . . * BEN SENİ UNUTURUM Ben seni unuturum, unutmasına ya! Seni unutma kararını akşamları almasam Kendi kendime söz verip, son kez resmine bakmasam Son kez adını, penceremin buğusuna yazmasam Ben seni unuturum, unutmasına ya! Sabahları uyandığımda, perdelerimi araladığımda İlk adınla karşılaşmasam. Ben seni unuturum, unutmasına ya! Her nefes alışımda, içime hava gibi sen dolmasan Hayat gibi, içimin nehirlerinde sen dolaşmasan Ve an gibi her an, nabızlarımda sen atmasan Ben seni unuturum, unutmasına ya! Önce yağmur yağanda, sonra güneş açanda Ebem kuşağı gibi kalbimi sen sarmasan. Ben seni unuturum, unutmasına ya! Sabahları içtiğim çayın deminde Akşamları baktığım Ada seyrimde Uzaklardan duyduğum Üsküdar musikilerinde, Hep sen olmasan Ben seni unuturum, unutmasına ya! Toprağın kırkikindiye kavuşması, Baharın Nisanı bulması gibi Gün doğumlarında sadece sana uyanmasam. Ben seni unuturum, unutmasına ya! Aklıma her düşende kendime kızgınlığım Ne olur dediğimde Allah’a yakarışlığım Bütün sebepsiz haykırışlığımda Yalnız sen olmasan Ben seni unuturum, unutmasına ya! Kudüs’ün mahsuniyeti, Ayasofya’nın mahkumiyeti gibi Hep sana meftun, hep sana mahpus kalmasam. Recep Deliduman * Neler söylemek istedim sen giderken.Sessiz çığlıklarım boğazımda düğümlendi Adım... atmak istedim , ... koştuğumu sandım hatta.Cümleler kurdum , anlattım sana derdimi. Hatta yalvardım , haykırdım sandım …Oysa sen giderken ben ardından. Sadece, bakakaldım. Öylece… donakaldım.İnanamadım …Kirpiğimden süzülen damla… Ve Ayrılığın adı ,HOŞCAKAL. Sen gittikden sonra hoş kalırım mı sandın. Alırmıyım bir bardak demli çayın tadını ..Perdeyi açınca içeri giren güneş, ısıtırmı sandın ..Görürmüyüm sandın açan çiceği… Bakarmıyım sandın batan güneşe…Dilek tutarmıyım kayan yıldıza…Koklarmıyım sandın yağmurun kokusunu,Severmiyim sence baharları? Ayrılığın adı ,hoşcakal…Ben senden sonra yaşarmıyım sandın … Peki o zaman sende HOŞCAKAL… Can Yucel Sen Uyurdun Sen uyurdun, Bilmezdin ben seni severdim. Aglardim belki her gece sessizce. Belki hala şiirler yazardim gözlerine, Sen bunu da bilmezdin... sen uyurdun... sen uyurdun, Bilmezdin, Ben her gece seni düşlerdim. Hic bir seyle ugrasmadan, sadece seni düşlerdim. Sisli gecelerde öksürük nöbetlerine girerdim Her uykuya daldığım da senden nefret eder, Her sabah uyandığım da tekrar aşık olurdum... Sarkılar dinlerdim -beraberken dinleyemedigimiz- Sabah namazına yakın, Sessizce seni severdim. Sadece seni severdim. Bunları da bilmezdin, Sen uyurdun... Sen uyurdun, Bilmezdin baş sancılarını, ve haziranda ki karpuz tarlalarını. Sen bilmezdin gözyaşının, Yastığa ait olduğunu. Sen göğsümde ki basını da bilmezdin... Yorgun hayallere bırakırdım gündüzlerimi. Ve saçlarının sonbahar sarılığını arardım gecelerde. Hiç bir şiir, hiç bir şarkı da bulamazdim. Her sokakta seni görürdüm oysa, Her köşe başında, her kaldırımda... En karanlıkta yüzünü okşardım, Avucumu öperdin... Ve bir daha severdim seni. Sen bunlarıda bilmezdin... Sen uyurdun Halil İbrahim Aykut Sen uyurdun, Bilmezdin Ben uzaklardan Üstünü örterdim Her gece... SEN YOKKEN Sen yokken gittim Korkularımın üstüne Hiç ardıma bakmadım Gümüş şiirler yazdım sen yokken Çok yangın çıktı yüreğimde Küllerini bile savurmadım Irak denizlerin fırtınasıydım Uzak iklimlerin sert rüzgarları Kulaçlarken denizinde gurbeti Kanlı savaşlarım, Belalı sevdalarım olmadı hiç Ama hep sustum, Hep ağladım, hep yandım sen yokken. Bekliyorum dönüşünü yeniden, Bir gelsen, Hayatın önünden alsan beni Bir gelsen, Sellerin önünden alsan beni Bir gelsen, Ölümlü düşlerimden alsan beni. Çok durdum güneşe karşı bir başıma Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin Sen yokken, Az dolaşmadım gönlümün kuytularında Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında Zifirlerinde sadece ben üşürdüm. Hiç aldırmadım esen rüzgara Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından Ama bütün yangınlar beni yaktı önce Hep ortasında kaldım vurgunların Vurgun nedir ki? deme Bir babanın serzenişi nasılsa öyle Bayrakları indirilmiş, Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken Hep sustum, Hep yandım, hep ağladım sen yokken. Bir gelsen, Yangınlardan alsan beni, Bir gelsen, Dünyalarımdan alsan beni, Bir gelsen, Şafaksız gecelerden alsan beni, Ama ne zaman gelsen, Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni. Şiir; CAHİT KÜLEBİ * SENİ SEVDİĞİMİ HİSSET Merhaba saklı sevdam .. Bu gece bir eşkiya kadar yürekli , Ama bir serçe kadar , ürkek geldim sana .. Aslında , şuan bir kaç şehir ötemde değilsin .. Senin sokağına , senin gecelerine benzemez , Buralar soğuk olur .. Üşüme diye , sobanın yanı başına koydum hayalini .. Hani sokak lambasının , dokunduğu yer .. Hani cam kenarı mı , can kenarı mı , Benim bile adını koyamadığım , Orası işte ... Bırak her zamanki gibi , karanlık kalsın odam .. Zaten konuşmaya , zor ikna olmuş yüreğim .. Utanırım , Korkarım , Susarım gözlerimi görürsen .. Biliyor musun , Aslında hiç üşümedim .. Hiç karanlıkta kalmadım .. Ve hiç nefsime yenilip günahı yaşamadım senin dışında .. Her gece , Hayalinin ateşiyle yanıp , onunla aydınlandım .. Onu sevdim , Ona kul oldum , Ona inandım .. Ne çok demlen din yüreğimde , Ne çok yudumladım seni ruhumla , Ve ne çok öldüm ben sana , Bir ben bilirim , birde bu karanlık gece ... Benim kisi yağmurla toprağın aşkı gibi .. Buram buram , sen kokuyor gecelerim .. Senden habersiz seninle yaşadıklarımı , Anlatmak isterim ama , Nefesim utanır , Mesafeler utanır , Geceyi kovan güneş utanır .. Sustuklarım dile gelse , Aşkı yazan kalem utanır , Kalem tutan şair utanır , Can almaya azrail utanır ... Aslında bir şehir , Bir gece , Bir hece , Bir nefes ötemde sin .. Uzatsam ellerimi , Belkide benden ötesin .. Ama korkuyorum sevdiğim ..! Ya sevmezsen , Tutmazsan yüreğimi , Ya söker alırsan hayalini gecelerim den , Ya nefessiz kalırsam bu kahpe dünyada , Yok sevdiğim yok .. Bende kalsın ölümler , Bende kalsın üşümeler , Bende kalsın hayalinle sevişmeler , Sen bile bilme seni içimde yaşadığımı ... Sen bile bilme seninle yaşlandığımı ... Ama sadece seni sevdiğimi hisset ... ( Bedirhan Almas ) * SEN GİTTİĞİNİ SANDIN YANILDIN Ah sevdiğim “Can” dediğim Sırra kadem basmış gündüzlerimin güneşi Karanlığı aşikâr gecelerimin Parlayan tek yıldızısın sen Geceler boyu Soluksuz seyrederim ben seni Her seyredişim bir şiir olur Başı sen, ortası sen, finali sen Kumdan bir saat gibidir düşlerimdeki vuslatın Biter kum, çeviririm saati Bıkmadan usanmadan Sensizliğe uyanışlarım Bezen bir kardan adam bıraksa da kirpiklerime Sen gözbebeklerimde hemen dönüşürsün bir kardelene Aslında benimki Ne aramak seni, ne de beklemek Hiç gitmedin ki! Gitseydin Hâlâ mavi olur muydu bu kentin denizleri Serçeler şakır mıydı adını Sen kokar mıydı bütün güller Ruhumun efsun gözlü kadını Sen gittiğini sandın, yanıldın Oysa ben Batırmıştım bu şehrin seni taşıyacak gemilerini Yakmıştım otobüslerini Raylarını sökmüştüm trenlerin Bu şehirden seni götürecek tek şey yüreğimdi Onun da kaptanı benim Sen gittiğini sandın, yanıldın Yanıldın sevgilim Bir gün gerçekten gittiğinde Bir salâ okunur bu şehrin minarelerinde Solar gözlerimde açan kardelen Çığ düşer kirpiğimden makbere İşte o gün gitmişsindir sen Ve bil ki o gün ölmüşümdür ben İhsan Turhan * SENİ ÇOK ÖZLÜYORUM Nasılsın bilmiyorum ama .. Ben hala , aynı benim .. Çaya sigaraya fazla yükleniyorum bu aralar . Uyanmak günün ortasını buluyor , uyumak ezan vaktini . Yüreğim bu kadar yorgunken , birde midemi yormuyorum . Düğümlenmiş boğazım , Akşamdan akşama bir kaç lokma işte . Ha .. Birde , ısıtmıyor bu yorgan .. Çok üşüyorum geceleri ... Biliyor musun .. En çokta üşürken seni hayal ediyorum . Tuhaf olan ne biliyor musun .. Onca anın arasında uyuyamayacağını düşündükçe , Yüreğimdeki can yanması üşüme mi unutturuyor .. Sahi .. Baş edebiliyor musun onca sevişmelerimizle . Ben mi .. Ben sil baştan başlıyorum seninle olan anlarımızı .. Sen şimdi çaya da küsersin .. İçin hep üşür , titrer ellerindeki demlik .. Bak şimdi ağladığını görüyorum , Birde buna ağlıyorum iyimi ... Şimdi gözüne takılıyordur resimlerimiz . O kadarda söyledim sana .. Şu televizyonun yanında kaldır şunları diye .. Gerçi , senin telefonun ekran resmiydi bizim resmimiz . Bak bunu unutmuştum , Bak şimdi unuttuğuma kahroldum .. Şimdi günde kaç kez bakıp kakıp öldüğünü kim bilir . Edep adap bozup neye küfrettiğini kim bilir . Her telefonu aldığında ellerinin neden titrediğini kim bilir . Biliyor musun .. En çokta buna ağlıyorum İyimi ... Sen şimdi yatağa da küser , Kanepeye kıvrılır bel ağrısı çekersin . Sen şimdi sevdiğim türküleri dinler , Yürek ağrısı çekersin . Sen şimdi her defasında ikimize çay demler , Göz yaşı dökersin . Sen şimdi yokluğuma isyan eder günaha girersin .. Biliyor musun .. Bunların hepsine ağlıyorum iyimi ... Senden farklı bir yanım yok .. Bırak sigaranın dumanını , Yağmur bile ağlamama bahane oluyor . Bozuk plak gibi tek bir şarkıya takılıp kalmışım . Yine ahmet kaya yine senin derdindeyim diyor . Şu kahrolası üşümem geçsin diye , Saçlarını geceye serpiyorum olmuyor . Bir gece olsun uyuyabilmek için , Hayaline arkandan sarılıyorum olmuyor . Kapatıp gözlerimi edepsizce sevişiyorum hayalinle , Yüreğimdeki yangın sönmüyor . Sana üşüdüğümü , Sana yandığımı , Sana ağladığımı biliyor musun . Ve biliyor musun .. Seni çok özlüyorum ... ( Bedirhan Almas ) * Dağ gecenin koynunda Gece ayın, ay denizin Yüreğimle sarmak istediğim Kaç ayrılık gündüzü Kaç kavuşmak gecesi Hâlâ yalnızlığın koynunda anılarım Daha gelmeyecek misin? REFİK DURBAŞ * Güzeldiniz Bir zamanlar sizi de sevmiştik hatırlar mısınız Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz Her gece ayla beraber çıkardınız gökyüzüne Gün olur güneşler doğardı aydınlığınızdan Gözlerinizin şavkı vururdu duvarlara Gün olur dağ rüzgarıyla gelirdiniz İnsanı büyüleyen bir havanız vardı Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz. Tutunca avuçlarımızda eriyecek sanırdık elleriniz Öyle beyazdılar, inceydiler anlatılmaz Ya dudaklarınız yaban eriği kokulu İnsanı deli divane eden dudaklarınız Hiç öpmemiştik ama bilirdik tadını öpmüşçesine Zekiydiniz aklımızdan geçenleri bilirdiniz Bir tanrı yüreğiyle severdik sizi Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz. Nereye gitsek sizi bulurduk karşımızda Yürüsek gölgemizdiniz uyusak düşümüzdünüz Kır çiçekleri açardı bastığınız yerde ‹yot kokuları gelirdi uzak denizlerden Gözlerinize gemilerin biri gelir biri giderdi Yosun yeşili elbiseler giyerdiniz Bilseniz nasıl da yaraşırdı size. Şimdi ne desek faydasız yoksunuz Bir karanlıktır bıraktınız arkanızda Yüzünüzü görmek mümkün değil artık Kulaklarımızda yalnız aksi kaldı gülüşlerinizin Hani yokluğunuz bu kadar uzun sürmeyecekti Hani giderken gelirim demiştiniz Vefasızlık bile yakıştı size Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz… Ümit Yaşar Oğuzcan * SEN GEL BENCE Hazır yağmurda başlamışken , Hazır bu kadar yorulmuşken , Hazır kendimden vazgeçmişken , Hazır her şeyi göze almışken , Hazır çayı da demlemişken , sen gel bence ... Islanmaktan korkma hatta yanmaktan da .. Adımlarını küçültüp yavaşlatan topukluları da at . Ne der , ne düşünür düşüncelerini de . Olabildiğince özgür , Olabildiğince sınırsızlaştır duygularını . Yarını olmayan kelebek gibi kanat çırp düşlerine . Hiç olmadığı kadar hazır , Hiç olmayacağı kadar korkusuz , Hiç olmadığı kadar sorgusuz , Hiç olmadığı kadar sualsizim . Yalın ayak yürekle sen gel bence ... Üşümekten , yorulmaktan , yenilmekten korkma . İki bardak çayla nefeslendikten sonra , Nefes nefese kurulanır ısınırız nasılsa . Sana bu kadar demlenmişken , Sana bu kadar niyetlenmişken , Sana bu kadar inanmışken , sen gel bence ... Hazır sesleri örtecek yağmur varken , Dudağında hasret yangını türkümüzle gel . Hazır herkes köşesine çekilmişken , Sokakları sahiplenerek gel . Hazır aşk bu kadar yüreklenmişken , Kapıları kıra kıra gel . Hazır tüm ruhumla seni arzularken , sen gel bence ... Çay öncesi üşüyen ıslak bedenini sahiplenir , Gerekirse diye bir şey yok ..! Şarttır ağlamak ve ağlarken öpüşmek şarttır . Hazır şehir karanlığa teslim olmuşken , Umutları aydınlatmak şarttır . Kaç bahar yokluğunu saymışken , Bekleyene gitmek şarttır . Ben bu kadar hazırken , Sen , sen gel bence ... ( Bedirhan Almas ) * IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana Geleceğim diyorum, takvim sorma bana -Ihlamur çiçek açtığı zaman. Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden Gemileri yaksalar da geleceğim sana On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana -Ihlamur çiçek açtığı zaman. Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız Ey benim alfabemdeki kadîm Elif Ne güzellik, ne de tat var baharsız Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan Kimseye uğramam ben sana uğramadan Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben sana çiçeklerle geleceğim -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Bahaeddin KARAKOÇ (Uzaklara Türkü) * Var mısın? ... Alsam seni yanıma, enginler aşsam, Hayalini kurduğum eve ulaşsam, Sana olan aşkımı dağlara yazsam, Benimle o dağlara var mısın söyle? ... Saçların simsiyah, gözlerin yosun, Bilirim çok gururlu, çok onurlusun, Kimseler erişemez, işte sen busun, Yüce dağ başındaki kar mısın söyle? ... Çok incesin anlarım o duruşundan, Dile ne istiyorsan, dile kulundan, Seni üzmek istemem, korkarım bundan, Bin parçaya bölünen nar mısın söyle? ... Yolumuz kapansa da yağmurdan, kardan, Asla şikâyet etmem, yoklukdan, dardan, Yalnız sevgi beklerim, sevdiğim yardan, Ömür boyu sevecek yar mısın söyle? ... Marmaris(24.8.2010) Oktay Tem * NE ZAMAN SENİ DÜŞÜNSEM Ne zaman seni düşünsem Aynada yüzüme Dilimde sözüme küsüyorum Bedenim zifiri bir geceye dönüyor Gözlerimde ışıltılar sönüyor Kulaklarımda kırılışımın sesi Sesin içinde sanki ölümün nefesi Sanırsın ki bütün ömrüm O nefesin içinde yakılıyor Binlerce acı üstüme yıkılıyor Ne zaman seni düşünsem Bütün yıldızlar siyaha boyanıp Gecenin yüreği kanıyor Ateş böcekleri bile, kendi ateşlerinde yanıyor Yaşamayı bir kenara koyuyor Düşüncemin elleriyle yüreğimi oyuyorum Ne zaman seni düşünsem Umudumun içindeki her tomurcuk Gidip zemherilerle kucaklaşıyor İçimde gözlerini kapayıp bir çocuk Boynunu büküp uzaklaşıyor Hissediyorum Renkli bilyelerini kırıyor avucunun içinde Bilyeler ki gözyaşı içinde Çoktan gömmüş uçurtmalarını Zora ki atıyor titreyen adımlarını Yüzünde bitimsiz hüznü Üstünde kayıp bir gökyüzü Yürüyor bilinmezin içine Ne zaman seni düşünsem Susuyorum Söylenecek binlerce söz var oysa Mesela “Gelsen alsan beni Suskunluk giyinmiş dilimi soysan Alıp sevinç çığlıklarının içine koysan Avaz avaz “Seni seviyorum” diye bağırsam Gelir misin çağırsam?” Demek varken, diyemiyorum Biliyorum gelmezsin Gelecek olsan gitmezdin İşte bu yüzden Ne zaman seni düşünsem Bin kere düğümleniyor Bir kere çözülemiyorum Ne zaman seni düşünsem Düğümlenip öylece kalıyorum İhsan Turhan * GİDİYORUM Sus dedin ya bir kere inan olmaz tekrarı Hayatından sessizce çıkıp da gidiyorum Üzülme, dile düşmez yaşananın ikrarı Bükülmemiş boynumu büküp de gidiyorum… Hatta “Üzülme” deyip, beklendiğin köşeyi Kaldırımda gözyaşım, öksüz kalan neşeyi İçimde ukde olan yaşanmamış her şeyi Yazdığım şiirleri yakıp da gidiyorum Mademki idamlığım, kurulmuş darağacım Son isteğim şudur ki olmasın kalbi acın En sevdiğim yıldızı sen diyerek baş tacım Gözlerinin içine takıp da gidiyorum Hasretin ki kalbimde olsa da derin mezar Ne içimden ne dilden sana etmem intizar Yarınlarda neşeni etmesin diye nazar Gözlerimi yerinden söküp de gidiyorum Bir gün sen de seversin o da bırakır seni O zaman üzülürsün anlarsın diye beni Sana kıyamam diye yaşanan kötü anı Hatırlama diyerek yıkıp da gidiyorum Söz vermiştik ya hani bir gün biterse diye Bütün bu yaşananlar kalanadır hediye Bu söze sadık kalıp istemeden tediye Son defa gözlerine bakıp da gidiyorum Beni ilk tanıdığın sevdiğin kişi gibi Görmüyorsan sen artık kalbinin eşi gibi Silik solgun belirsiz kayıp gözyaşı gibi Düştüm madem gözünden akıp da gidiyorum İhsan Turhan * Üzülme... Sana sevgim hala çok. Lakin bilesin ki; Artık gelmeye vaktim yok. Yanlış anlama, Yollar uzak olduğundan değil, Zamanım dolduğundan. *** Üzülme... Biz hiç ayrılmadık, Lakin ne acıdır ki; Bir gün bile beraber olmadık. Yok yok öyle düşünme, İstemediğimizden değil, Gücümüz yetmediğinden. *** Beni görsen eminim tanımazsın. Öyle ya; Geldiğimiz yeri bile hatırlamazsın. Oysa dünyaya doğmadan önce, Sen bendin ben de sen, Nasıl da severdik birbirimizi bir bilsen. *** Şimdi bu nasıl iş diyeceksin. Belki de; Yalan söylediğimi düşüneceksin. Haklısın; Çok zaman oldu görüşmeyeli. Birbirimizden haber almayalı, Göz göze gelmeyeli. O halde sen, Gerçek alemi nasıl bileceksin. *** Orada aşk başkadır. Göz başkadır, Söz başkadır. Yalan yoktur, Riya yoktur, İhanet yoktur. Aşk vardır aşk. O aşkın da, Eşi benzeri yoktur. *** Üzülme; Mahşerde buluruz birbirimizi. Yeter ki çıkarıp atalım, Aşkımızı örten şu tenimizi. Hele bir canlar buluşsun, Sen o zaman gör ikimizi. Hele bir tenler toprak olsun, Anlarsın o zaman sevgimizi. *** Üzülme, Ölmüyor gözümü açıyorum. Çok çektim şu dünyadan, Yoruldum kaçıyorum. Bir ömür seni aramakla geçti, Tam buldum derken, Gördüm ki ikimiz için çok geçti. Gördüm ki bizim için artık çok geçti... Celal BAHAR * Hiçbir şey kalıcı değil bu dünyada Ne gençlik, Ne güzellik Ne mal, Ne de Mülk Hepsi bir tadımlık Kalmaya gelmedim yüreğine, Sadece Dokundum Sevgiyle ! Bu An'ın Kıymetini bil.. Cavit ÇAĞ * SENİ SEYREDERDİM Saçların uçuşurdu rüzgardan. Yanından seni seyrederdim. Güneş yakardı,deniz yanardı.. ...Sen konuşurdun,dinlerdim. Gülerdin.. Susardın,düşünürdün. Benimle el-ele yürüdün.. Yol biterdi. Görmezdim seni.. Zaman yıl yıl geçerdi. Uzaktan,çok uzaklardan Seni seyrederdim... Özdemir Asaf * Son umudum sana Son bekleyişlerdeyim.. Gelmez isen dönmezsen de Son gidişim senden Senden vazgeçişlerdeyim. Kırdığın kalbime derman olmuyor anılar. Yorulmuşum tükenmişimbitmişim. Bir deli rüzgar olmuşsun yüreğimde. Yıkmış darmadağın etmişsin. Yok olmuşum sevginin girdabında... *Son umudum sana Son bekleyişlerdeyim.. Gelmez isen dönmezsen de Son gidişim senden Senden vazgeçişlerdeyim. Kırdığın kalbime derman olmuyor anılar. Yorulmuşum tükenmişimbitmişim. Bir deli rüzgar olmuşsun yüreğimde. Yıkmış darmadağın etmişsin. Yok olmuşum sevginin girdabında... * Seviyorsan kimin ne dediğini boş ver. Hayatı boyunca kaç kez gerçek aşkı buluyor insan? Acı çeksen de tadını çıkart... ... Grumpy Bear * Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez. Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya, Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık. Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık. Onun unutamadığın hayali, Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine. Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu. Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin. Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için, Vurursun başını soğuk taş duvarlara. Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın. Duyarsın, Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin. Niçin yaratıldığını. Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini. Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini. Boşuna geçip giden günlerine yanarsın. Dolar gözlerin, için burkulur. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların. Sevilen gözlerin erişilmezliğini. O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne, ama bembeyaz. Uzanır, gökyüzüne ellerin. Ama çaresiz, Ama yorgun, Ama bitkin. Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın. Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın. O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden. Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın... Ümit Yaşar Ne mi yapacağım bundan sonra? Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce. Şiir yazmayacağım bir süre. Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye. Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim. Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim. Falcı kadınlara inanmayacağım artık. Trafik polislerine adres sormayacağım. Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye...Ne yapacağımı sanıyorsun ki? Tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümden akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken...Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime, bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım... Şükrü Erbaş Ne hasta bekler sabahı Ne genç ölüyü mezar, Ne şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar.. Geçti…İstemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni, Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık..Neye yarar… Necip Fazıl Kısakürek Marya Bekir Sıtkı Erdoğan Sustu another life gazinosu Sustu şarkılar Paletimde renk sustu fırçamda şekil Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde Sustu paramos'un mazgallarından Şehre pancur pancur dökülen arya, Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar, No o kor tenli, kızıl saçlı kanarya. Bu medar ikliminin tenha gecesinde Sardı bambu kamışlarını pişman bir sukut Sardı bu sızı Hani birdenbire bazen etrafımızı Sapsarı bir şüphe sarar ya İşte öylesine berbat bir hal var Hiçbir şey düşünmek istemiyorum, hiçbir şey Ama dördüncü tarassut kulesinde Bir şüpheli sinyal var Hayır, hayır yalan bütün bunlar Artık ne kadere inanıyorum ne fala Yalan söylüyor o falcı kadın O hintli parya Ben yalnız sana inanıyorum Yalnız sana marya Beni kahrediyor böyle geçen her gece Bu hoyrat yıldızlar, bu su, bu okyanus, bu yer Ve gökyüzünde emanet duran Şu asma fener İnan ki sevgili marya Ne varsa hepsi yalan hepsi keder Ve hepsi omuzumuzun üstünde çaresiz bir yük Ve hepsi angarya Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda Pol'ün ebedi matemine rağmen Virjini olabilirdi bu vapurda Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun Baharda geleceğim diyordun hani İşte mevsim bahar ya Fırçam neden böyle titrer bilir misin Ve neden resimlerde fon sapsarı Anlıyorsun değil mi yavrum Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun Bu tropikal zehir Bu müzmin malarya, Sensiz nasıl da boş iskele Sensiz nasıl da tenha şehir Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde Koydan yıldızları çalmışlar bir bir, Yine birkaç çımacı, birkaç palikarya Ama kim düşünür yıldızları Yüzbaşı Arnold'u vurmuş yerliler Matemler içinde tekmil batarya. Bu insanlar, bu gök bu deniz, bu yer Birer birer kaybolmaya mahküm, birer birer Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz Nasıl, ağlıyor musun marya Sil gözlerini sil yavrum Bizim yokluğumuzdan ne çıkar Aşkımız var ya... . Seni hiç göremesem bile, Sen BENİMSİN.. Frank Kafka GERÇEKTEN SEVMEK O durmadan kaçıyor; sen ardından gitmiyorsan; o günün her saatinde saklanıyor, sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan; o sana acıların en büyüğünü tattırıyo sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan; boşuna aldatma kendini, onu sevmiyorsun demektir. Elindeki içki kadehinde, dudağındaki sigarada, okuduğun kitapta, mırıldandığın şarkıda, söylediğin şiirde, gördüğün rüyada ve yasaman için ciğerlerine doldurduğun havada o yoksa; Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan; onu sevmiyorsun demektir. Renkler onunla değerlenmiyorsa, örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının, mavi maviliğinin farkında değilse, beyaz yalnız o giydiği zaman güzelliğini haykırmıyorsa, sabahları onu görünceye kadar güneş doğmuyorsa ve onsuz gökyüzü geceleri aya, yıldızlara hasret değilse onu sevmiyorsun demektir. Sokakta gördüğün her yüzde ondan birşeyler aramıyorsan, güzel bir manzara, hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa uykudan uyandığın zaman yasamakta olduğundan önce onu hatırlamıyorsan, omuzlarına dökülmüş sacları, bir sis perdesinin ardında her zaman gülen, ışık saçan gözleri aklına gelmiyorsa, durup durup avuçlarının sıcaklığını özlemiyorsan; Onu sevmiyorsun demektir. Dünyada yaşayan öteki insanların senin için hala bir değeri varsa , ona karsı tutumunu toplumun köhne ve manasız kurallarına göre ayarlayorsan ve açık açık sanki var olduğunu haykırırcasına sevgini söylemiyorsan; Onu sevmiyorsun demektir. Yok o senin için herşeyden değerliyse, gözünü yumduğun anda onu görebiliyorsan, o bütün şarkılarda, bütün şiirlerde, bütün resimlerde ise, ona muhtaç olduğunu söylemekten utanmıyorsan, senin içten ve büyük sevgine karşılık vermeyeceğinden korkmuyorsan, bütün bencil duygularından sıyrılabilmişsen onun için herşeyi, ama herşeyi yapacak gücü kendinde buluyorsan, her hali sana ayrı ayrı güzel geliyorsa, karşısında kendini bir çocuk gibi hissediyorsan, istediği anda onun için ölebileceksen, onun için yaşıyorsan ve yine onun için bildiğin bilmediğin bütün düşmanlıklara karşı koyabileceksen, o her geçen dakika sende biraz daha büyüyorsa ve kendi kendine bile çok sevdiğini bütün samimiyetinle, inanmışlığınla itiraf edebiliyorsan, bir gün o seni hiç, ama hiç sevmediğini söylese bile , senin sevginde azalma olmayacaksa ve ölünceye kadar onu aşkların en ölümsüzü ile sevebileceksen; iste o zaman onu seviyorsun demektir. O sana sevmeyi, gerçek aşkı öğretti. Sen onu hep sevecek ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın. O, hiç sen olmasan bile, seni bir parça sevmese bile.. ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN YABANCI Hangi cennetten geldim bu cehenneme Ki her yokluk bendedir, her acı benim Baltalar kıyasıya inmiş gövdeme Bak! Şu devrilen hayat ağacı benim Bir gün beni de unut her yalan gibi Adımı sokaklara tükür kan gibi Oysa ki yaşadıkça bir çıban gibi İçinde sızlayacak o sancı benim Terkedilmiş eski bir şehircesine Sensiz yaşıyor o can verircesine Tutuşmuş özleminle erircesine Bir zaman sevdiğin bu yabancı benim .. Ümit Yaşar OĞUZCAN BİLDİĞİM BİR ŞARKI VAR Merhametsiz karanlıklar içindeyim Ne zaman güneş doğacak bilmiyorum Mavi denizlere mor dağlara karşı Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum Bütün şarkılar gibi kederli Sokaklar, caddeler, evler bomboş Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi Akıtır taşa, toprağa kanımı Dünya seninle aydınlık ve güzeldi Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı Yanmaz elinin değmediği ışıklar Gel, o şarkıyı beraber söyleyelim Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar Yumdum gözlerimi seni düşünüyorum Mavi denizlere, mor dağlara karşı Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum Ümit Yaşar OĞUZCAN AYNALARDAN UZAKTA Şimdi en açık renginde gözlerin Şimdi benimlesin tüm kaygılardan uzak Anlatılmaz bir şey var aramızda hazin Şiir gibi bir şey seninle yaşamak Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelliğin Yıldızların en parlak olduğu zamansın Denizlerim senin kıyılarında sakin Bırak ellerini avuçlarımda kalsın Çirkin olan, fena olan ne varsa unut Gözlerimin söylediği şarkıyı dinle Ellerimizde sevgi içimizde umut Bütün iyilikleri paylaşalım seninle Aşkın büyülü sesini duyuyor musun Şimdi onun gülleri açan güz bahçelerinde Gitme ki günlerimiz gecelerimiz olsun Çoban kulübelerinde balıkçı kahvelerinde Varlığın dudaklarımda bir bal tadı Yokluğun en korkuncu ölümlerin Senden başka dindiren olmadı Acısını içimde kanayan yerin Benimle kal zaman bitinceye kadar Benim ol yüzyıllar ve çağlar boyunca Bir ömürdür seninle geçen dakikalar Ölümden güçlüyüm sen yanımda olunca Şimdi öyle büyük ki beraberliğimiz Nabzın benim bileklerimde vurmakta Artık bütün kaygıların ötesindeyiz Benimle en güzelsin aynalardan uzakta. ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN SESSİZCE ÖLMEK Doğarken mi başladı benim son yolculuğum Ondan mı öyle geçti o garip çocukluğum Masallarla düşlerle beni hep aldattılar Yaşadığım; en büyük yalandı biliyorum Boşluğu kucaklardım uzatsam ellerimi Düşsem diye beklerdi pusuda bir uçurum Kol gezerdi çevremde acılar ölüm gibi Ben ondan böyle kaldım, ondan karardı ruhum Yağmur mu yağmazdı ne, tarlalar mı çoraktı Neden hiç yeşermedi serptiğim onca tohum Şimdi ölen bir şey var içimde azar azar Ha söndü ha sönecek yıllar önce yanan mum Susmayın biliyorum, ben bir yalan dünyada Gürültülü yaşadım, sessizce ölüyorum ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN ACILAR DENİZİ Ben acılar denizinde boğulmuşum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını... ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN i KUM Sen kum nedir bilmezsin Deniz görmedin ki. Yum gözlerini, zamanı düşün, Deniz bir gözünde Kum bir gözündedir. Sen taş nedir bilmezsin Dağa çıkmadın ki Yürü ufuklara doğru, Dağ bir ayağında Taş bir ayağındadır Sen kül nedir bilmezsin Ateş yakmadın ki, Uzat ellerini gökyüzüne, Ateş bir elinde Kül bir elindedir Sen kan nedir bilmezsin Ölmedin, öldürmedin ki, Yat toprağa boylu boyunca Ölüm bir yanında Kan bir yanındadır Sen aşk nedir bilmezsin Beni sevmedin ki Ağla, ağlayabildiğin kadar Bütün güzellikler sende Aşk bendedir. ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN İnsan Bir Kere Ölür Her bulunduğum yerde yitiriyorum seni Yanıbaşımda olduğun oluyor kimi gün Ya da ben oluyorum sessizce gözlerinde Bir yaprak kımıldıyor hafiften Bu sessizlik bir kasırga başlangıcı Kükremeye hazırlanışı denizin Bu, aslanların sarı, vahşi gözlerindeki ölüm parıltısı Bu bir yerde erimek Apansız yok olmak belki de Ve sonra susmak, susmak yüzyıllar boyu Beni unuttuğun bir uzak çizgide Tuvale sürdüğüm boya değil artık Kırmızı kan rengidir gözlerimin En karadan daha kara yok Oysa en beyazdın sen gecelerimde O bana en yakın renkti tüy gibi Buram buram sıcaklığını çizerdim duvarlara Kokun bir tuhaftı çocuksu Sonra katmerli bir gül gibiydi baygın Gecenin en koyulaştığı o yerde Düşerdi ellerime darmadağın. Öten bir ishak kuşudur şimdi Haber getirir ölümlerden, dinle Yaşamak bir manga asker karşımda Ateş etmeyin diyorum Bir diyeceğim var Gözlerimi bağlamayın Son defa görmek istiyorum insanı Göğü, güneşi, denizleri Ve bu son ölümün olsun diyorum Bir daha öldürmeyin beni. Kibritim ıslak Sigaram yanmıyor Ne olur bir ateş verin Bu ilk aldanışım değil Bu ilk sönüşü değil umutlarımın Ben bu denizin son kıyısıyım. Bir cam kırıldı uzakta Ta uzakta, içimde bir cam kırıldı Bütün şiirlerim anlamsız şimdi Resimler renksiz, şarkılar ruhsuz Hiç bir şey artık avutamaz beni Bakın, bir çağ devriliyor içimde sersefil Son şair de kırdı son kalemini İlk meşaleyi kim yaktı bu karanlıkta Kimdi aydınlatan benim zindan gözlerimi Sevilmek mi O son artığı en ilkel çağların Bir mağara duvarındaki en eski resim Ya sevmek Hiç sönmeden bir ömür boyu O en güzel huy benimsediğim Yıkıldıkça tutunduğum dal bu boşlukta O en insancıl gerçeğim benim Ben hep böyle yüzyıllar boyu sevdim Çağlar boyu Kopkoyu bir geceydi yaşadığım sevince Ellerimi arardım, bulamazdım çoğu gün Bir saklayan vardı beni Bir tutan vardı Sana yaklaşamazdım Anlayamadığım korkular vardı içimde Hep böyle seninle sensiz kalırdım ben Bir kıvılcım sönerken Bir yanardağ patlardı içimde. Ko şimdi ben yalnız öleyim Vur ellerimi ekmeğimi al Tiksinir beni kim görse sensiz Utanır yalnızlığım bana baktıkça Aynalar mı Hani nerdeler Kimbilir kaç yüzyıl oldu kendimi görmeyeli Adım mı neydi Besbelli unutmuşum Hadi vur Hadi öldür Kurtar beni ezilmekten çürümekten Hadi gel, açtım kollarımı Bir zaman Ölmeye vaktim mi vardı seni sevmekten Sen büyüyen bir sessizliktin içimde Beni ben eden en duru ırmaktın En güzeliydin mozaiklerin Seninle maviydi gökyüzüm Çiçeklerim sende yeşerirdi Sen bambaşka bir evren yaratırdın Sularımdan Güneşimden rüzgarımdan Bak! Nasıl da her şey değişiverdi apansız Şimdi bu karanlıklarda yapayalnız Mavi mavi bir resim ağlar duvarlarımdan Ben bir tohumum Al beni toprağa ek yeniden Neredesin hani ne oldun Antik bir kadın başı mıydın Yoksa bir deniz miydin eskiden Yosunların kurudu mu öldü mü balıkların Hani bir Nefertiti yaşamıştı eski Mısır'da Yoksa o muydun sen Hadi, anlat bana neydin Belki de uzak belirsiz bir noktaydın sen Öyküme girmeseydin İnsan bir kere ölür Her gün ölen umutlarımızdır içimizdeki Paramparça olmuş sevgilerdir Her aldanış Yeni bir aldanışa hazırlar bizi Zamanla renkler değişir Donuklaşır anılar Silinir üstümüzden Güzel olan ne varsa Görür içindeki bütün hayallerin olduğunu İnsan yaşarsa. Ve bir gün insan da ölür Çimen gibi yaprak gibi Sarsılır yeryüzü yerinden Devrilen koca bir ağaçtır sanki Durur atışları yorgun kalbimizin El, ayak kesilir Göz ölür, dudak ölür, kan ölür Susar ta içimizde Yıllardır çalan çalgı Bütün teller ses vermez olur Acılar diner Ve bir gün biter bu çirkin oyun Perde iner... Ümit Yaşar Oğuzcan 2.MEKTUP Aramak... Ömür boyunca aramak... Yalnız seni aramak.. Paslı teneke kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. Belki bu şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya. Belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. Sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı... Beni bekliyorsun yada bir başkasını, bir başkasını.. Hiç gel demeyeceğim sana.. Aramak neredeyse ben oradayım. Ayaklarım ne güne duruyor? Yok yok birden karşıma çıkma. Kaç saklan Seni aramak istiyorum. Git bu şehirden haydi git. Dağlara çık, o uzak dağlara. Rüzgarların krallığında hüküm sür. Baktın ki oraya da geldim, yine kaç. Başını al açıl denizlere. Gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana götürmeli seni, dilediğin yerde demir atmalı. Ben küçük bir balıkçı kayığı ile peşinden gelsem yeter. Seni arıyorum ya! Bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar aramalı insan, ama ne aradığını bilmeli. Yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. Okyanus dalgaları üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli. Yalınayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip kanatmalı. Çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı. Sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli. Buzlar kırılmalı ayaklarının altında, üstüne kar yağmalı. Bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni. Ayaklarını Afrika'dan getirip bir kağıt üzerine yapıştırmalıyım. Saçların Sibirya’da olmalı dudakların Çin’de. Gözlerin Hindistan'da bir mabudun gözleri olmalı. Ellerin İtalya'da bir heykelin elleri. Bulursam seni parça parça bulmalıyım. Yine de bir yerin eksik olmalı. Yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım. Ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim.. Ümit Yaşar Oğuzcan SANA BİR TANRI GETİRDİM Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi Hani sen iyiydin Halden anlardın Hani sen git demeyecektin bana Ve ben herşeye rağmen gelecektim İçimde bir umut Ellerimde olgun meyveler Dünya nimetleri Gözlerimde yanıp yanıp sönen bir pırıltı Ama ne sen gel dedin Ne de ben gelebildim herşeye rağmen Aşkımız ayrılıklarla başladı Deli dolu akan nehirlerden, tas tas sular içtik Öyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu Karlı dağların serinliğinde uyurduk geceleri Deniz fenerinin ışığında yıkanırdık Köpükten bir çalkantıydı içimizde zaman Ne yana baksak denizdi maviydi ışıktı Sonra bir çaresizlikti zifir Akıntıya kapılmıs gemiler gibiydik Bir org çalınır gibi yanıbaşımızda Öyle kendinden geçmiş öyle başıboş Öyle derin duygular içindeydik anlatılmaz Sarhos rüzgarlara bıraktık kendimizi Aldığını geri vermez dalgalara Görmediğimiz ülkeler gördük gün doğuşunda Tatmadığımız yemişlerden tattık günahkar olduk Alevden bir tasta eridi günler Bir cehennem ateşiydi aşk içimizde Hiç sönmeyecekmiş gibi yanıyorduk Tutsaklığımız nasıl başladı bilinmez Paslı demir kapılar kapandı üstümüze Taş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimiz Çaresizliğimizi bize aynalar söyledi inanmadık Kuşatıldık ansızın kederle, ayrılıkla Aman vermez karanlıklar sardı dört yanımızı Yalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımıza Uyuduk bir daha uyanamadık Şimdi bir kutup var sana çeker beni Bir kutup var senden öteye Ben onun için böyle ortalıklarda kaldım Dağ yollarında caddelerde sokaklarda Onun için bulup bulup yitirdim seni Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana Hangi gözümü yumduysam seni gördüm Zamandın, zamandan öte bir şeydin Yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda. Bu manyetik alanda boğulmam senin yüzünden Bu zincirleri sen vurdun ellerime Sen getirdin bunca karanlıkları Al şunu mum yak Korkuyorum .. Bir taş aldım attım denize Günahlarımdan kurtuldum Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim Öteye gidemem İtme beni .. Benim de bir insan tarafım vardı Bakma böyle kötü olduğuma Benim de dileklerim vardı Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi Hergün bir kadın ağlar benim yüzümde Büyük dertler için benim ellerim Anlamıyor musun ? Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar Ben sevilmediğimden böyle çirkinim Bütün kötü yerlerde ben korkarım Biliyorum Bir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuş Fabrika bacalarında bir kara dumanım Zehirim akrep kuyruklarında Kötüyüm sevemediğin kadar Öyle fenayım Kapanmış bıçak yaralarında Bu pis çöp tenekelerinde unut beni Unut artık Bayat bir ekmek gibi Çürümüş bir elma gibi Sarı badanalı evlerde kazanlar kaynar Sarı badanalı evlerde günahlar işlenir her gece Sarı badanalı evlerde ölüler yıkanır Sarı badanalı evleri sev biraz Bu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmiş Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan Bu sarılarda benim yüregim bir ölür bir dirilir Anladım Bu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan Tosca' dan bir arya hatırlıyorum şimdi Sus biraz Ensemde bir akrep yürüyor Bırak yürüsün Sabaha asacaklar beni Dokunma Yedi canım vardı ikisi gitsin Bunca ölümler az gelir bana Kalbimi yardım Bir damla kan aktı Kutuplara kar yağıyordu Üşüdüm Failatun vezniyle seni çağırıyorum Bana imbiklenmiş yeşilligini getir Dur gitme Beş kuruşum vardı kaybettim Dur gitme Isırgan otlarından kurtar beni Deniz analarının gözlerini çaldım Sana bakmak için Güneşi üçe böldüm Al biri senin olsun Yüzümde beş bıçak yarası var Bir de sen vur Barut kokusunu severim Bir portakalı dilim dilim soy Acıktım Tut ki ben yoğum artık yeryüzünde Tut ki bir marul yaprağıydım Öldüm .. Al şu serçe parmağım sende kalsın. Ben kötüyüm Allahsızım Korkunç çirkinim Ben seksensekizinci tul dairesiyim Sağ gözümün üç kirpigini kestim Al Ben lanetlendim Chopin' in cenaze marşı çalınıyor Ölüler ayağa kalktı Görüyor musun Şu soldan ikinci benim Senin yüzünden öldüm .. Şimdi seni getiriyorlar karanlığıma Aglıyorum Biraz sev beni Gül biraz Yaklaş biraz Seni affediyorum Kuşkonmaz dallarına astım kendimi Sedir ağaçlarına gül yapraklarına Başımı taşlara vurdum Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandı Tanrısal duygular içindeydim Bütün tanrısızlıgımdan uzakta Bir kemiklerinin sertliğini aldım, Bir teninin aklığını Sonra sıcaklığını dudaklarının Gel bak, Sana bir Tanrı getirdim Gel bak, Bir Tanrı yarattım senden .. Ümit Yaşar OĞUZCAN Sen benim gönlümü hiç almadın Ben kendi kendime bir köşede affettim hep seni.. Bir kalbin varsa buna ağla..! Sessizliğini anlamayan birine sevdanı verme Göynün incinir uykusuz kalırsın… Neşet Ertaş Ayrılık Sevdaya Dahil AçıImış sarmaşık güIIeri kokuIarıyIa baygın En görkemIi saatinde yıIdız aIacasının GizIi bir yıIan gibi yuvarIanmış içimde kader Uzak bir teIefonda ağIayan yağmurIu genç kadın Rüzgar uzak karanIıkIara sürmüş yıIdızIarı Mor kıvıIcımIar geçiyor dağınık yaInızIığımdan Onu çok arıyorum onu çok arıyorum Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıIarı Bir yerIere yıIdırım düşüyorum AyrıIığımızı hisettiğim an demirIer eriyor hırsımdan Ay ışığına batmış karabiber ağaçIarı gümüş tozu Gecenin ırmağında yüzüyor zambakIar yaseminIer unutuImuş Tedirgin güIümser Çünkü ayrıIık da sevdaya dahiI çünkü ayrıIanIar haIa sevgiIi Hiç bir anı tek başına yaşayamazIar Her an ötekisiyIe birIikte herşey onunIa iIgiIi TeIaşIı karanIıkta yumuşak yarasaIar Gittikçe genişIiyen yakıImış ot kokusu YıIdızIar inanıImıyacak bir iriIikte YansımaIar tutmuş bütün sahiIi Çünkü ayrıImanın da vahşi bir tadı var ÖyIe vahşi bir tad ki dayanıIır gibi değiI Çünkü ayrıIıkIar da sevdaya dahiI Çünkü ayrıIanIar haIa sevgiIi YanIızIık hızIa aIçaIan buIutIar karanIık bir ağırIık Hava ağır toprak ağır yaprak ağır Su tozIarı yağıyor üstümüze ÖzgürIüğümüz yoksa yaInızIığımız mıdır EfIatuna çaIar pusIu Iacivert bir sis kuşattı ormanı KaranIık çöktü denize YanIızIık çakmak taşı gibi sert eImas gibi keskin Ne yanına dönsen bir yerin kesiIir fena kan kaybedersin Kapını bir çaIan oImadı mı heIe eIini bir tutan BiIekIeri bembeyaz kuğu boynu parmakIarı uzun ve ince Sımsıcak bakışIarı suç ortağı kaçamak güIüşIeri gizIice YaInızIarın en büyük sorunu tek başına özgürIük ne işe yarayacak Bir türIü çözemedikIeri bu öIü bir gezegenin soğuk tenhaIığına Benzemesin diye özgürIük mutIaka payIaşıIacak suç ortağı bir sevgiIiyIe Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız İkimiz sanmıştık ki tek kişiIik bir yaInızIığa biIe rahatça sığarız Hiç yanıImamışız her an düşüp düşüp kristaI bir bardak gibi Tuz parça kırıIsak da haIa içimizde o yanardağ ağzı HaIa kıpkızıI güIümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ Attila İlhan Ben senin I·lk as¸kın olmaya c¸ok gec¸ kaldım, Ama son as¸kın olmaya ilk ben geldim. Neredeydin diye sakın sorma.. Bende bilmiyorum senden o¨nce nerede oldugˆumu.. Yas¸anamayan bir hayat ic¸in beni fazla yorma.. Senden o¨ncesi talan Senden o¨ncesi yalan Sen , Senden sonrası ile oyalan. Yas¸anmıs¸ zamanların, yas¸anmamıs¸ duygularıydın. Sen aslında bu yu¨regˆin aranan kadınıydın. Yas¸anabilecek zamanları benimle yas¸ayabilirmisin. Zordur,beni sevmek sen beni sevmeyi kaldırabilirmisin. C¸u¨nku¨ Ben yu¨rek isterim. Yu¨z gu¨zelligˆini, silerim. Ben go¨ru¨nmeyeni severim. Kimsenin go¨rmedigˆini go¨rmek isterim. Ben sevdigˆim insanın , go¨zlerine baktım mı cigˆerini bilirim. Ses tonunda ki mutsuzlugˆu hissederim. Hasta olsa, ilacı olmak isterim Ne oldu derim,neyin var derim, Seviyorsam ,hesap veririm. Seviliyorsam da hesap sorarım. Nereye gidiyor sun Ne yapıyorsun Neredeydin derim Seviyorsam kıskanırım,degˆil bas¸ka birinin elinin, eline degˆmesini, go¨zleri u¨zerine degˆse go¨zlerini eline veririm.. Yani ben aslında sevilmesi gerektigˆi gibi severim. Sen olması gerektigˆi gibi sevebilirmisin... Bir gün gelecek kalmayacak minnetimiz, Son yaklaşıyor eksiliyor kuvvetimiz, Bir anlayan çıkmadı, yıllar geçti Sanmam ki bilinsin kıymetimiz.. ÜMİT YAŞAR Geçmiş günü beyhude yere yad etme, Bir gelmemiş an için de feryad etme Geçmiş gelecek masal bütün bunlar Eğlenmene bak ömrünü berbat etme… HAYYAM Kitaplara sığmaz yaşadıklarım Karanlık dünyamda yapayalnızım… Gülümse, mutlu olmadığını kimse bilmesin… Hayat doluydum.. Boşalttılar ..! Bu gece gene bir garip hüznüm var, Sohbetinle yaşat hatıratımı; Gamla bunalmasın, bir kaç günüm var, Şenlendir şu bezgin hissiyatımı.. RIZA TEFİK Neden sonra farkına varıyorsun Etrafındaki korkunç ıssızlığın, Yâr olsun, dost olsun, ne arıyorsun, Adresi belli mi vefasızlığın… CAHİT SITKI TARANCI Seni düşünürken Bir çakıltaşı ısınır içimde.. DÜŞÜNCE Yıllar var ben onu hiç unutmadım O beni sorarmı hatırlar mı ki! Büsbütün silinip gitti mi adım Gönlünün vefası bu kadar mı ki! Döktüğü yaşları kurutmuş mudur Kendini aldatıp avutmuş mudur Vadini tutmuş mu unutmuş mudur Acep eskisinden bahtiyar mı ki? Şimdi uzaklarda kimler ağlıyor Kimlerin kalbini aşkı dağlıyor Acep bahtiyar mı, yas mı bağlıyor Yoksa eskisinden bahtiyar mı ki… ORHAN SEYFİ ORHON