Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde Hangi ses yürekten çağırır beni sana Geleceğim diyorum, takvim sorma bana -Ihlamur çiçek açtığı zaman.
Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden Gemileri yaksalar da geleceğim sana On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana -Ihlamur çiçek açtığı zaman.
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız Ey benim alfabemdeki kadîm Elif Ne güzellik, ne de tat var baharsız Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan Kimseye uğramam ben sana uğramadan Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben sana çiçeklerle geleceğim -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Bahaeddin KARAKOÇ (Uzaklara Türkü)
--------------------------
Sahi Ihlamurlar Ne Vakit Açar
-Bahaeddin Karakoç'un 'Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman' adlı şiirine ithafen kaleme alınmıştır-
'Geleceğim' dersin, geleceksin de Bu ne gece üstâd, yıldızlar kaçar. Ha doğmuş, ha batmış, gün neyler rinde? Sabah-akşam üstâd, hüzünler saçar. Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Karardı yarınlar, umutlar esir; Eskimiş dikişler söküldü bir bir, En acı tütünler derman değildir. Bu kaçıncı üstâd, hangi sonbahar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Uğraştadır zaman, ağayla, beyle Çarşı-pazar hasret, şehirle, köyle Ne olur hudut çiz, bir takvim söyle Gök bulut giyindi üstâd, dağlar kar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Kapılar kapandı, çağrım ardınca; Sorgusuz büründü, güneş bir hınca... Ay, şafağa yakın, aklım kaçınca Dost ellerin üstâd, elimden firâr; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Uzadım usulca, olgundan hamdan, Sırmalı keseler, delindi gamdan; Gök kuruş mu kaldı, vuslata râmdan? Hoş gör üstâd beni, anlayışım dar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Çıkarım heceden, mehtâp dolumu; Yürürüm meçhûle, şiir yolumu... Kesin bir takvim ver, açtım kolumu Sağım yaz, solum kış; çiçeklendi nar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Bağırdım, kimseler almadı kâle; Bozuldu mevsimler, baksana hâle... Ne papatya kaldı, ne de bir lâle; Görmez misin üstâd, simâlar sansar? Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Bilsen, turnaların değişti seyri, Sevdâ duvarları, yalandır gayrı; Bundan böyle olmaz, tılsımın hayrı... Sûrlar düştü üstâd, devrildi hisâr; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Yetmiyor, yetmez ki, kavle sadakât; Nice sözü ezdi, beyhude hayat... İnsan ömrü denen kısadır, heyhat! Bu ne hâldir üstâd, tedirgin mezar; Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.
Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Bahaeddin KARAKOÇ
(Uzaklara Türkü)
--------------------------
Sahi Ihlamurlar Ne Vakit Açar
-Bahaeddin Karakoç'un 'Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman' adlı şiirine ithafen kaleme alınmıştır-
'Geleceğim' dersin, geleceksin de
Bu ne gece üstâd, yıldızlar kaçar.
Ha doğmuş, ha batmış, gün neyler rinde?
Sabah-akşam üstâd, hüzünler saçar.
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Karardı yarınlar, umutlar esir;
Eskimiş dikişler söküldü bir bir,
En acı tütünler derman değildir.
Bu kaçıncı üstâd, hangi sonbahar;
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Zümrüd-û Ankalar, boşadı andı,
Utangaç hazanın, sözüne kandı,
Yıkıldı limanlar, gemiler yandı.
Kaç vakittir üstâd, güller sitemkâr;
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Uğraştadır zaman, ağayla, beyle
Çarşı-pazar hasret, şehirle, köyle
Ne olur hudut çiz, bir takvim söyle
Gök bulut giyindi üstâd, dağlar kar;
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Kapılar kapandı, çağrım ardınca;
Sorgusuz büründü, güneş bir hınca...
Ay, şafağa yakın, aklım kaçınca
Dost ellerin üstâd, elimden firâr;
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Uzadım usulca, olgundan hamdan,
Sırmalı keseler, delindi gamdan;
Gök kuruş mu kaldı, vuslata râmdan?
Hoş gör üstâd beni, anlayışım dar;
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Çıkarım heceden, mehtâp dolumu;
Yürürüm meçhûle, şiir yolumu...
Kesin bir takvim ver, açtım kolumu
Sağım yaz, solum kış; çiçeklendi nar;
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Bağırdım, kimseler almadı kâle;
Bozuldu mevsimler, baksana hâle...
Ne papatya kaldı, ne de bir lâle;
Görmez misin üstâd, simâlar sansar?
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Bilsen, turnaların değişti seyri,
Sevdâ duvarları, yalandır gayrı;
Bundan böyle olmaz, tılsımın hayrı...
Sûrlar düştü üstâd, devrildi hisâr;
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Yetmiyor, yetmez ki, kavle sadakât;
Nice sözü ezdi, beyhude hayat...
İnsan ömrü denen kısadır, heyhat!
Bu ne hâldir üstâd, tedirgin mezar;
Sahi, ıhlamurlar ne vakit açar?
Hakan İlhan Kurt