Seni seviyorum, çünkü adını duyduğumda titriyorum. İçimdeki sevda telleri titriyor. Eriyorum su olup akacağım sanki. Su olsam da sana akmak için bir yol bulurdum ben. Ayaklarının dibinde bir göl olurum. Sen bu aşk suyuyla yıkanırsın. Seni düşündüğümde (ki tek bir an bile yok seni düşünmeden geçen) hasretin tutsağı oluyorum. Hasret dedim de seni özlemenin bu kadar zor olacağını bilmezdim. Bir sarmaşığa dönüşüyor hasretin. Bütün bedenimi sarıyor. Hasretten şikayet etsem de aldırma sen. Kavuştuğumuzda yaşadığım bahtiyarlık kötü olan ne varsa hepsini silip atıyor. Seni seviyorum, çünkü yanımdayken dört mevsim bahar oluyorum. Seni o baharın en nadide çiçeği yapıyorum. Çiçek çiçek açıyorsun yüreğimde, kokunla başımı döndürüyorsun. Bir bahardan diğerine uzanırken zaman, sensizliği aklıma bile getirmek istemiyorum. Çiçek dedim ya, bir çiçek adı verseydim sana papatya olurdun. Açısıyla dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya... iddiasız ama güzel. Güzel ama kibirsiz... Sana baktıkça kendimi hiç keşfedilmemiş kıtanın topraklarında buluyorum. Adım adım dolaşıyorum seni sana dair ne varsa hepsini öğrenmek istiyorum. Keşfedemeye aç bir kaşifim ben, ancak senin topraklarında doluyorum. Sana her gün yeniden, bir kez daha aşık oluyorum. Bu aşka ben bile şaşırıyorum ama şaşkınlığım beni mutlu ediyor. Seni seviyorum çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum. Gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksinsen. Her şey senin rengini taşıyor ve senin için ancak o zaman anlamlı oluyor. Seni seviyorum, çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin. Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı. İliklerime işleyerek esiyorsun. Seni seviyorum, çünkü her şeyde sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki... sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin köşesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hak ettiğin yere çıkardım seni. Seni seviyorum çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüne bakman gerekmiyor. Gözümü kapatsam oradasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin. Gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum. O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından. Güneş doğmasa yıldızlar kaybolsa diyorum ama biliyorum ki güneşimde sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak daha aydınlık çıkacaksın karşıma. Seni seviyorum çünkü, saçların ellerimin arasında kayıp giderken dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette kalmaya kararlıyım. Seni seviyorum çünkü her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. Her gülümseyişin, karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Seni seviyorum çünkü, seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum. Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum. Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum seni yeterince anlaya bildim mi diye... biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım. Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak. Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana....
SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ...
Seni seviyorum, çünkü adını duyduğumda titriyorum. İçimdeki sevda telleri
titriyor. Eriyorum su olup akacağım sanki. Su olsam da sana akmak için bir
yol bulurdum ben. Ayaklarının dibinde bir göl olurum. Sen bu aşk suyuyla
yıkanırsın.
Seni düşündüğümde (ki tek bir an bile yok seni düşünmeden geçen) hasretin
tutsağı oluyorum. Hasret dedim de seni özlemenin bu kadar zor olacağını
bilmezdim. Bir sarmaşığa dönüşüyor hasretin. Bütün bedenimi sarıyor.
Hasretten şikayet etsem de aldırma sen. Kavuştuğumuzda yaşadığım bahtiyarlık
kötü olan ne varsa hepsini silip atıyor.
Seni seviyorum, çünkü yanımdayken dört mevsim bahar oluyorum. Seni o
baharın en nadide çiçeği yapıyorum. Çiçek çiçek açıyorsun yüreğimde, kokunla
başımı döndürüyorsun. Bir bahardan diğerine uzanırken zaman, sensizliği
aklıma bile getirmek istemiyorum.
Çiçek dedim ya, bir çiçek adı verseydim sana papatya olurdun. Açısıyla
dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya... iddiasız ama
güzel. Güzel ama kibirsiz...
Sana baktıkça kendimi hiç keşfedilmemiş kıtanın topraklarında buluyorum.
Adım adım dolaşıyorum seni sana dair ne varsa hepsini öğrenmek istiyorum.
Keşfedemeye aç bir kaşifim ben, ancak senin topraklarında doluyorum. Sana
her gün yeniden, bir kez daha aşık oluyorum. Bu aşka ben bile şaşırıyorum
ama şaşkınlığım beni mutlu ediyor.
Seni seviyorum çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek
olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben güne seninle başlıyorum ve her
gün hayatı yeniden keşfediyorum.
Gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksinsen. Her şey senin
rengini taşıyor ve senin için ancak o zaman anlamlı oluyor.
Seni seviyorum, çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin. Sıcak günlerde
ise ferahlık veren kuzey rüzgarı. İliklerime işleyerek esiyorsun.
Seni seviyorum, çünkü her şeyde sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki... sanki
sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin köşesindeydin. Sanki
ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hak
ettiğin yere çıkardım seni.
Seni seviyorum çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüne bakman
gerekmiyor. Gözümü kapatsam oradasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin.
Gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen
bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum. O
yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama
şikayetçi değilim aydınlığından. Güneş doğmasa yıldızlar kaybolsa diyorum
ama biliyorum ki güneşimde sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak
daha aydınlık çıkacaksın karşıma.
Seni seviyorum çünkü, saçların ellerimin arasında kayıp giderken dünyadaki
cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve
biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette
kalmaya kararlıyım.
Seni seviyorum çünkü her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci
dolduruyor. Her gülümseyişin, karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor.
Seni seviyorum çünkü, seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana
bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum. Seninle birlikte
insana dair ne varsa onları da seviyorum.
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum.
Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum seni yeterince anlaya
bildim mi diye... biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile
sana sevgimi anlatamamış olacağım.
Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak. Onlar bu sevgiyi çok daha iyi
anlatacaktır sana....