Eda Yurt - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

Bazı ifadelerin kaderi galiba yanlış anlaşılmak... 'Özgüven'den bahsederken birisi demişti ki, 'biz kendimizi herşeyden, herkesten aşağı görmeye çalışarak nefsimizi eğitmeye çalışıyoruz, siz de tutmuş kendimize güven-özgüvenden bahsediyorsunuz....'

Farklı açılardan bakarak kelimelere yüklenen anlamların birbirleriyle savaştırlması, bana horoz dövüşünü hatırlatıyor... 'Kendiyle barışık olmak/ aynalara küsmemek/ özgüven vs.' nefsini-kendini putlşatırmak değildir ki... yapmayın Allah aşkına!...

'Aynalara küs olmayan bir insanı' 24 saat ayna karşısında somutlaştırarak düşünüyorsanız henüz daha soyut düşünce dönemine geçememişsiniz demektir. 'Kendisiyle barışık' insan dediğinizde, sağ elini sol eline uzatıp, kendi kendine 'hadi barışalım...' diyen biri aklınıza geliyorsa, hayatınız hep somut şeylerden ibaret demektir.

İşin dini-tasavvufi yorumlarına gelince; bu tür kavramların hep dinle çatıştırılması sonucunda çok şey kaybediyoruz. Madem o kadar somut düşünüyoruz, pekala ya buna ne dersiniz? 'Ayna taşımak da sünnettir'
Üstelik Efendimiz (s.a.v.) de hem kendisiyle, hem de dağla-taşla-kurtla-kuşla,... barışıktı. 'Uhud bizi sever, biz de Uhud'u...' hadisi bunu göstermiyor mu?

Kendini sevmek farklıdır, kendini beğenmek farklı...
Aynalara küs olmamak farklı bir şeydir, bir elinden aynayı düşürmemek farklı