1Mayıs 1980 günü güneşin yerini geceye bıraktığı bir saatte bana sorulmadan getirildiğim bir dünyada,sevginin anlamını yitirdiği ve gülümseyişlerin gökyüzünün gözyaşlarına isyan edemediği bir anda belli imiş isyankar yüreğim.Oysa bende ağlamışım gökyüzü gibi..ve ütopya bir kentin düşlere sevdası başlamış. Nerden bilebilirdi küçük yüreğimin düşlerin dahi yasak olduğu bugünde kalbimi acımasızca kanatacağını kelepçelerin. Yasaklanmış düşlerin kayıtdışı sevdalarına tutmuş kırılmaya yüz tutmuş narin bedenim.Ve insanların içinde onları anlamayan değil kendini kendini anlatmayan bir ben olmuş bende.. 5 tane kardeşin paylaşım yaşanmamış geçmişlerine bir de ben eklenmişim paylaşımlara açık bir istekle.Ne yazık ki onlardan biri de olamamışım....ne paylaşımlar kalmıştı geriye ne de özlemler...Derken daha özlemeye alışık değilken,valizimi alıp yanıma kavuşmaların ve ayrılıkların yaşandığı uzun otobüs yolculuklarının molalarında soğuk ve herkesin kendinden bir parça bıraktığı masalarında içtiğim çorba ile verilen yenilen bayat ekmakle beraber BAYATLADI GEÇMİŞİM. VE YENİ BİR HAYAT BAŞLAMIŞTI BENİM İÇİN..Hep yanımdaydı yalnızlığım Benim tüm aldatma sahnelerime kadar aldatmayan tek dostum olmuştu yalnızlığım ve sonra nedenini hala bilmeden başladığım dumanını her içime çektiğimde hayatıma bir kat daha yaşam verdiğim sigara girmişti aramıza.BEN,YALNIZLIĞIM VE SİGARA olmuştuk biz.Artık biliyordum geçmişin penceresinden içeri giremiyeceğimi buğulu bir camda sadece yollarda bıraktığım ve bir ezgi sesinde hatırlayacağım bir geçmişin hikayesi olacaktı ailem.BİLİYORDUM EY...haritama binlerce yol ekleyen İstanbul....Yaşamadım seni yaşayamadık kırık bir aynadaki bilmediğim ve kendimi tanıyamadığım saatlerde. Dedim ya 1 mayıstı ütopya bir kent kurmuştum yüreğimde.İstanbul silik kalmıştı kentimde ben silik kalmıştım istanbulun en üşüyen gecelerinde. Geçmişten geriye masum bir çocuğun yüzünü hatırlıyordum,mevsimler kadar tutarsız bir yolculuğun hikayesinde.Fahişe kimlikler yaratıyordu en saf duygulara sahip insanlar.İçine giriyordu kabullenmediğim bu kimlik ve yiyip bitiriyor diyordu içlerinden bir ses...yiyip bitiriyordu ama ben alışıyordum artık içimdeki fahişe kimliğe diyen seslere isyankar oluyordum ben.Çünki hep bu kimlikler parçalıyordu güzel olan herşeyi ve bu kimlikler bırakıp gidiyordu kendilerini ençok sevenleri.Çünki ben sessizliğin bir çığlığı oluyordum tüm fahişe kimliklere inat...Tıpkı Lynn Van Coonis in kartalları gibi geri gelmeyecek geçmişi koruyordu sessizliğim.. Şimdi türküleri oluyorum 10 yıl önce hoşçakal dediğim doğduğum ama büyümeden ayrıldığım SİVAS ın.Ve geride bıraktığım ailemin.Şimdi ben alışamadığım bir kent Sakarya da geçmişten hiçbir hatırası olmayan dar sokaklar yinede hatırlatıyor bana herşeyi.Valizini alıp kendini bulmaya çalışan küçük bir çocuğun dünyasında o kocaman ünüversite sevdası şimdi anlamsız bir yer alıyor.Çün ki görüyorumki ünüversiteyi okumakta hayatla olan mücadeleme son vermedi ve vermeyecekte.Ünüversitenin o başıboş hayallerini yaşayamadım diğerleri gibi.Ben de onlar gibi tanışma partilerinin kahramanı ya da silik bir ismi olmadım hiç çünki ben hiç onların günübirlik eğlencelerinden zevk alamadım.Ne gördüğüm hukuk dersleri bana öğretti yaşamda güçlü yönlerimi bulmayı ne de hala birçok soruna çözüm bulamayan ekonomi dersleri.Ben dersler de hocaların bu soru sınavda çıkacak cümlelerinin arasında ders bitimlerinden sonra işe gitmenin kayıplarını ve kazançlarını soruyordum kendime yaptığım sınavlarımda.Ve herkesin not tuttuğu ajandalarının arasında benim işle ilgili programlarım kayıt oluyordu.Hiç bulunduğum yere ait olmadım. Kısacası hayatımın 24 yılını sanki ben yaşamamış gibiyim şimdi..Sanki birileri benim için mutlu oldu birileri benim için güldü birileri benim yerime ağladı..bense onları izleyen bir düştüm sanki..şimdi uyandırmasın kimse beni..bırakın öyle kalsın..Herkesin çok güçlü gördüğü ben bırakın öyle görüneyim...Maskelenmiş yüzlerin arka duvarlarındaki tüm çirkeflikleri kutsadım karanlığa yenik düşmediğim saatlerde..sahipsiz artık duygularım hepsi çekip gitti hayatımdan bir bir ve ben heran herşeyi bekler bir bakış bıraktım gidenler ve kalanlar için.. BIRAKSINLAR DÜŞLERE BİR SEVDA OLAYIM DÜŞLERİN YASAK OLDUĞU TÜM İKLİMLERDE.
1Mayıs 1980 günü güneşin yerini geceye bıraktığı bir saatte bana sorulmadan getirildiğim bir dünyada,sevginin anlamını yitirdiği ve gülümseyişlerin gökyüzünün gözyaşlarına isyan edemediği bir anda belli imiş isyankar yüreğim.Oysa bende ağlamışım gökyüzü gibi..ve ütopya bir kentin düşlere sevdası başlamış. Nerden bilebilirdi küçük yüreğimin düşlerin dahi yasak olduğu bugünde kalbimi acımasızca kanatacağını kelepçelerin.
Yasaklanmış düşlerin kayıtdışı sevdalarına tutmuş kırılmaya yüz tutmuş narin bedenim.Ve insanların içinde onları anlamayan değil kendini kendini anlatmayan bir ben olmuş bende..
5 tane kardeşin paylaşım yaşanmamış geçmişlerine bir de ben eklenmişim paylaşımlara açık bir istekle.Ne yazık ki onlardan biri de olamamışım....ne paylaşımlar kalmıştı geriye ne de özlemler...Derken daha özlemeye alışık değilken,valizimi alıp yanıma kavuşmaların ve ayrılıkların yaşandığı
uzun otobüs yolculuklarının molalarında
soğuk ve herkesin kendinden bir parça bıraktığı masalarında
içtiğim çorba ile verilen yenilen bayat ekmakle beraber BAYATLADI GEÇMİŞİM.
VE YENİ BİR HAYAT BAŞLAMIŞTI BENİM İÇİN..Hep yanımdaydı yalnızlığım
Benim tüm aldatma sahnelerime kadar aldatmayan tek dostum olmuştu yalnızlığım ve sonra nedenini hala bilmeden başladığım dumanını her içime çektiğimde hayatıma bir kat daha yaşam verdiğim sigara girmişti aramıza.BEN,YALNIZLIĞIM VE SİGARA olmuştuk biz.Artık biliyordum geçmişin penceresinden içeri giremiyeceğimi buğulu bir camda sadece yollarda bıraktığım ve bir ezgi sesinde hatırlayacağım bir geçmişin hikayesi olacaktı ailem.BİLİYORDUM
EY...haritama binlerce yol ekleyen İstanbul....Yaşamadım seni yaşayamadık kırık bir aynadaki bilmediğim ve kendimi tanıyamadığım saatlerde.
Dedim ya 1 mayıstı ütopya bir kent kurmuştum yüreğimde.İstanbul silik kalmıştı kentimde ben silik kalmıştım istanbulun en üşüyen gecelerinde.
Geçmişten geriye masum bir çocuğun yüzünü hatırlıyordum,mevsimler kadar tutarsız bir yolculuğun hikayesinde.Fahişe kimlikler yaratıyordu en saf duygulara sahip insanlar.İçine giriyordu kabullenmediğim bu kimlik ve yiyip bitiriyor diyordu içlerinden bir ses...yiyip bitiriyordu ama ben alışıyordum artık içimdeki fahişe kimliğe diyen seslere isyankar oluyordum ben.Çünki hep bu kimlikler parçalıyordu güzel olan herşeyi ve bu kimlikler bırakıp gidiyordu kendilerini ençok sevenleri.Çünki ben sessizliğin bir çığlığı oluyordum tüm fahişe kimliklere inat...Tıpkı Lynn Van Coonis in kartalları gibi geri gelmeyecek geçmişi koruyordu sessizliğim..
Şimdi türküleri oluyorum 10 yıl önce hoşçakal dediğim doğduğum ama büyümeden ayrıldığım SİVAS ın.Ve geride bıraktığım ailemin.Şimdi ben alışamadığım bir kent Sakarya da geçmişten hiçbir hatırası olmayan dar sokaklar yinede hatırlatıyor bana herşeyi.Valizini alıp kendini bulmaya çalışan küçük bir çocuğun dünyasında o kocaman ünüversite sevdası şimdi anlamsız bir yer alıyor.Çün ki görüyorumki ünüversiteyi okumakta hayatla olan mücadeleme son vermedi ve vermeyecekte.Ünüversitenin o başıboş hayallerini yaşayamadım diğerleri gibi.Ben de onlar gibi tanışma partilerinin kahramanı ya da silik bir ismi olmadım hiç çünki ben hiç onların günübirlik eğlencelerinden zevk alamadım.Ne gördüğüm hukuk dersleri bana öğretti yaşamda güçlü yönlerimi bulmayı ne de hala birçok soruna çözüm bulamayan ekonomi dersleri.Ben dersler de hocaların bu soru sınavda çıkacak cümlelerinin arasında ders bitimlerinden sonra işe gitmenin kayıplarını ve kazançlarını soruyordum kendime yaptığım sınavlarımda.Ve herkesin not tuttuğu ajandalarının arasında benim işle ilgili programlarım kayıt oluyordu.Hiç bulunduğum yere ait olmadım.
Kısacası hayatımın 24 yılını sanki ben yaşamamış gibiyim şimdi..Sanki birileri benim için mutlu oldu birileri benim için güldü birileri benim yerime ağladı..bense onları izleyen bir düştüm sanki..şimdi uyandırmasın kimse beni..bırakın öyle kalsın..Herkesin çok güçlü gördüğü ben bırakın öyle görüneyim...Maskelenmiş yüzlerin arka duvarlarındaki tüm çirkeflikleri kutsadım karanlığa yenik düşmediğim saatlerde..sahipsiz artık duygularım hepsi çekip gitti hayatımdan bir bir ve ben heran herşeyi bekler bir bakış bıraktım gidenler ve kalanlar için..
BIRAKSINLAR DÜŞLERE BİR SEVDA OLAYIM DÜŞLERİN YASAK OLDUĞU TÜM İKLİMLERDE.