epikuros ve zenta zamanın kendisinden bile daha eski olan aşkları ile duyulmayan bir efsane oldular. ateş ve su asla bir araya gelemediler o gunden beri. epikuros ateş prensesi ve zenta su prensi hep o uçurumda buluşup dokunmadan bakışarak hiç konuşmadan her gece olmadan bir ertesi gubu bekleyerek ayrılırlardı. bir gun bunu anlayan karanlıklar efendisi margos bunları tutsak edip birbirlerini unutturmaya çalıştı. oysa tanrılar o kadar kıskanç olmalıydılar ki asla müdahele etmediler margosa. bir gun kendi karşılıksız aşkına yenik duşen margos zentayı farklı bir zaman dilimine yolladı ancak acıdan sönen epikurosu böyle görmeye dayanamayan margos zentayı geri getirdi. onlara bir şans verdi ve bir sınav hakkı tanıdı . zentaya dedi ki seni insan ırkının olduğu bir yere yollayacağım insanların tercihleri yok saydığı aşkı katogorize ettiği bu dunyada sen de onlardan olucaksın ve asla burayı , olduğun kişiyi, yaşadığın anıları bile hatırlayamıyacaksın , zentayı da senin cinsinden biri olarak göndereceğim ve bir gun birbirinizin gözlerine bakıp birbirinizi tanıyamazsanız o zaman ateş ve su asla bir daha bir araya gelemeyecek ve sen zenta eğer epikurosun güneş gözlerini unutursan çünkü yeryüzünde epikurosun sadece guneş gözleri değişmeyecektir eğer onu tanıyamazsan epikuros alev şeklinde köpük olup yok olucak. ve margos dediğini yaptı zenta yeryuzune erkek epikuros da bir erkek olarak geldiler. aradan 23 yıl sonra zenta ile epikuros bir aşk tapınağında karşılaştılar , epikuros zentayı gördüğü anda içindeki o aşk alevlendi zenta ona bakıp bakıp tanıyamadığı bakışları izledi sadece epikurosun guneş gözleri alev alev yanıyordu ancak zenta anlayamkıyordu. epikuros yanaştı zentaya dedi ki'' nedir sendeki bu kadim buyu beni böyle çeken ayaklarımı yerden kesen ve bana bu yasak hisleri bahşeden şey nedir sendeki bu buyu geceyi gunduz yapan kalbimi yerinden söken sanki daha önce tanıyormuşum gibi hissetiren guç, söyle bana söyle lanetlenmiş olsam bile seni asla elde edemesem bile gözlerine bir kere bakıp ölebiliyorsam nedir bu buyu. seni izlemek alacakarnlıkta yıldızları izlemek kadar umut dolu söyle bana nedir bu şeyin ismi?'' zenta bir an baktı alev alev yanan gözleri guneşi andıran bakışları içinde zamanı yok sayan asla eskimeyen bakışları gördü ancak bilemedi hiç bilemedi kalbi çarpmadı bile , epikuros tanımaya başlamıştı ve yavaş yavaş alev almaya başlayan teninde oluşan köpüklerle zentaya bakarak '' zenta , benim sonsuz aşkım beni tanıyamadın göremedin güneşi gözlerimde ve anladığım şeyi kabul ettirdin su asla kalıcı değil sahip olduğu şey buhar olup uçmak doğanda vardı her zaman , ateş asla sönmez onu söndüren şey suyun bu söndüren buharı elveda yegane aşkım yok oluyorum sonsuza dek elveda'' zenta artık görebiliyordu yanan alevler arasında gözleri koybalan zamanı sarıldı ağlamaya başladı gözyaşları söndüremiyordu alevleri ve teni suya dönüşen zenta sardı sıkıca sardıkça buharlaşıyordu yok olana kadar sarıldılar ateş ve su işte o gunden bu gune dek bir daha asla birbirlerine dokunamadılar dokunsalarda var olamadılar asla bir arada.....
bu hikayedeki karakterler bana ait ve olay kendi senaryomdan ibarettir
epikuros ve zenta zamanın kendisinden bile daha eski olan aşkları ile duyulmayan bir efsane oldular. ateş ve su asla bir araya gelemediler o gunden beri. epikuros ateş prensesi ve zenta su prensi hep o uçurumda buluşup dokunmadan bakışarak hiç konuşmadan her gece olmadan bir ertesi gubu bekleyerek ayrılırlardı. bir gun bunu anlayan karanlıklar efendisi margos bunları tutsak edip birbirlerini unutturmaya çalıştı. oysa tanrılar o kadar kıskanç olmalıydılar ki asla müdahele etmediler margosa. bir gun kendi karşılıksız aşkına yenik duşen margos zentayı farklı bir zaman dilimine yolladı ancak acıdan sönen epikurosu böyle görmeye dayanamayan margos zentayı geri getirdi. onlara bir şans verdi ve bir sınav hakkı tanıdı . zentaya dedi ki seni insan ırkının olduğu bir yere yollayacağım insanların tercihleri yok saydığı aşkı katogorize ettiği bu dunyada sen de onlardan olucaksın ve asla burayı , olduğun kişiyi, yaşadığın anıları bile hatırlayamıyacaksın , zentayı da senin cinsinden biri olarak göndereceğim ve bir gun birbirinizin gözlerine bakıp birbirinizi tanıyamazsanız o zaman ateş ve su asla bir daha bir araya gelemeyecek ve sen zenta eğer epikurosun güneş gözlerini unutursan çünkü yeryüzünde epikurosun sadece guneş gözleri değişmeyecektir eğer onu tanıyamazsan epikuros alev şeklinde köpük olup yok olucak. ve margos dediğini yaptı zenta yeryuzune erkek epikuros da bir erkek olarak geldiler. aradan 23 yıl sonra zenta ile epikuros bir aşk tapınağında karşılaştılar , epikuros zentayı gördüğü anda içindeki o aşk alevlendi zenta ona bakıp bakıp tanıyamadığı bakışları izledi sadece epikurosun guneş gözleri alev alev yanıyordu ancak zenta anlayamkıyordu. epikuros yanaştı zentaya dedi ki'' nedir sendeki bu kadim buyu beni böyle çeken ayaklarımı yerden kesen ve bana bu yasak hisleri bahşeden şey nedir sendeki bu buyu geceyi gunduz yapan kalbimi yerinden söken sanki daha önce tanıyormuşum gibi hissetiren guç, söyle bana söyle lanetlenmiş olsam bile seni asla elde edemesem bile gözlerine bir kere bakıp ölebiliyorsam nedir bu buyu. seni izlemek alacakarnlıkta yıldızları izlemek kadar umut dolu söyle bana nedir bu şeyin ismi?'' zenta bir an baktı alev alev yanan gözleri guneşi andıran bakışları içinde zamanı yok sayan asla eskimeyen bakışları gördü ancak bilemedi hiç bilemedi kalbi çarpmadı bile , epikuros tanımaya başlamıştı ve yavaş yavaş alev almaya başlayan teninde oluşan köpüklerle zentaya bakarak '' zenta , benim sonsuz aşkım beni tanıyamadın göremedin güneşi gözlerimde ve anladığım şeyi kabul ettirdin su asla kalıcı değil sahip olduğu şey buhar olup uçmak doğanda vardı her zaman , ateş asla sönmez onu söndüren şey suyun bu söndüren buharı elveda yegane aşkım yok oluyorum sonsuza dek elveda'' zenta artık görebiliyordu yanan alevler arasında gözleri koybalan zamanı sarıldı ağlamaya başladı gözyaşları söndüremiyordu alevleri ve teni suya dönüşen zenta sardı sıkıca sardıkça buharlaşıyordu yok olana kadar sarıldılar ateş ve su işte o gunden bu gune dek bir daha asla birbirlerine dokunamadılar dokunsalarda var olamadılar asla bir arada.....
bu hikayedeki karakterler bana ait ve olay kendi senaryomdan ibarettir