Hakan Murat - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

YOLU OLMAYAN YOLCULUĞUN HİKAYESİ....


AYKIRI ARAYIŞLAR...
Bir arayışın adıdır bu serüven. Yaşamın bizi yüreğimizden oyduğu bir zamanın, zamansız atılmış çığlığıdır. Hergün zorunlulukla verilen “merhaba”, “nasılsınız” larından kaçıştır ardına bile bakmadan. Bu yüzden düşmüştür yola bu yürek. İçten bir merhaba diyebilmek için insana. Tanımak önemli değil artık, yaşamımızda kimi tam olarak tanıyabiliyoruz ki, Kim gerçek yüzüyle meydandadır. Artık boğulmamak için son çırpınışlarımızı yapıyoruz bu bataklıkta. İnsan seviyorsa sevmeli, istiyorsa istiyorum diyebilmeli, gel dediği gibi git de diyebilmeli ama gerçekten yürekten söylemeli ne söylemek istiyorsa. Yaşamın anlamı ne kalıyor bizlere. Kaç yıl yaşayacağımızın belli olmadığı, ölümün bir adım ötemizde olduğu bu zamanda maaş bordolarına sıkıştırılmış insanlıktan kaçıştır bu. Ortamın sanal olması önemli değil, yazanın insan olması öneli olan. Yüreğinde bir çocuğun gözyaşının acısını duyabilmeli. Arayıştır bu, aşkı “seni seviyorumlar” ın ötesinde hissedenlerin arayışı, dostluğu pazara kadar görmeyenlerin arayışı,.işte bu yüzden arayıştır bu, saklım yok
DELİ LİĞE DAVET VAR! ! ! !

Bu bir tekliftir deliliğe dair. Öyle basit, sıradan bir teklif değil ama. Akıllı olmaya çağırır ya herkes bu deliliğe davettir. Mantık aramayın bunda, yada eğer arayacaksanız düz bir mantık kurmayın sakın, mantıksızlığa çağrıdır çünkü bu. Yıllarca akıllı olmaya, aklı başında davranmaya çalıştım ama başaramadım “akıllı” olmak bana göre değil anladım. Akıllı olmak aslında kimseye göre değil yaşasın delilik! ! !
Kime aittir bilmem ama bir atasözü derki, gerçeği ve yalnızca gerçeği bir çocuklar bir de deliler söylerler diye. Bir düşünün ne şunca ömrünüzde ne kadar hiç sıkılmadan aklınızda olanları söyleyebildiniz karşıdakine. Hayat öyle bir hayat ki seçim hakkı tanısa tanımayı bile istemeyeceğimiz onca insanla her gün belki de konuşmak zorundayız. Gerekçemiz mecburiyet, şartlar vs… bir delinin böyle gerekçeleri olmaz, o sevmezse sezmez ve söyler. Para denen kağıt parçası yüzünden insanoğlu boğazlarken birbirini delilerin böyle sorunları olmaz hiçbir zaman. Çünkü deliler için para gerçekten de bir kağıt parçasıdır. Bir deliye çiçek verseniz belki bir tomar paradan daha çok sevecek.o yoldan geçen bir karınca ile sohbet eder bazen, hangimiz ayağımızın altında ne ezildiğini düşünecek yüreğe sahibiz. Bir delinin kibiri yoktur, kendini beğenmişliği yoktur. Basit ve sıradandır. Son moda derdi de pek olmaz onların, üstünü kapatsa olur, hatta kapatmasa bile olur ama yinede herkeste var diye takarlar onlarda üzerlerine bir parça bez…
İnsanların renkleri, dilleri, dinleri ve diğer özellikleri pek de önemli sayılmaz onlar için. Onlar için her renk aynıdır, her renk insan, “insandır” sadece “insandır”.. Bir deli yüreğiyle sever. Severken bakmaz toplumdaki itibar-ı kıymetine, bakmaz çeklerde ki sıfır hanelerine, cüzdanların şişkinliğine. Zaman, şartlar ve mekanlar, medeni hal ve hiçbir hal umurlarında olmaz onların severken. Yürekleri yanmışsa “sevmişlerdir” karşılık gelse de olur gelme de, çünkü o artık çoktan “sevmiştir”.
Daha pek çok şey yazmak mümkün aslında. Ama sanırım anlatılmak istenen anlatılmıştır. Ve o halde bundan sonraki her cümle kelime fazlalıklarından başka bir anlam ifade etmeyecek. Bunları nereden biliyorsun demeyin, deliler üzerine birkaç kitap okudum aslında birazı oradan. Birkaç “deli” de tanıdım birazı ondan. Ama asıl önemlisi belki de yukarıda saydığım “akıllı” insanlardan çokça tanıdım işte asıl “delilik” sevdası bundan sanırım.
Bu arada adettendir başlarken denir ama deliyiz ya işte kusura bakmayın. “merhaba” şu satırları okuyan o gözlerin sahibine, yürekten bir merhaba




DON KİŞOT


Ölümsüz gençliğin şövalyesi,
ellisinde uydu yüreğinde çarpan aklına,
bir Temmuz sabahı fethine çıktı
güzelin, doğrunun ve haklının:
önünde mağrur, aptal devleriyle dünya,
altında mahzun, fakat kahraman Rosinant'ı.
Bilirim,
hele bir düşmeyegör hasretin hâlisine,
hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,
yolu yok, Don Kişot'um benim, yolu yok,
yeldeğirmenleriyle dövüşülecek.

Haklısın, elbette senin Dülsinya'ndır en güzel kadını yeryüzünün,
sen, elbette bezirgânların suratına haykıracaksın bunu,
alaşağı edecekler seni
bir temiz pataklayacaklar.
Fakat sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun,
sen, bir alev gibi yanmakta devam edeceksin
ağır, demir kabuğunun içinde
ve Dülsinya bir kat daha güzelleşecek...