Bir an düşünün, sadece biran. Hayatınız boyunca beklediğiniz ama bir daha elde edemeyeceğiniz bir an. O hep özlenen sevgili yanı başınızda. Neler sığdırabilirsiniz o ana? Neleri yaşayabilirsiniz o en kısa zaman süresi içinde? Sözcüklerin önemi yoktur o anın içinde.O kısacık zamana aklınızdan geçen hiçbir şeyi, yüreğinizde biriktirdiğiniz özlem dolu, sevgi dolu, aşk dolu hiçbir sözcüğü sığdıramayacaksınız. Yarım kalacak kelimeler yerine gözlerinizle konuşacaksınız bitimsizce…. Ayırmayacaksınız gözlerinizi onun gözlerinden. Bir öyküye dönecek bakışlarınız.. Elleriniz buluşacak bu kez başka bir öykünün iki kahramanı olacaksınız. Elleriniz başka, gözleriniz başka öyküler anlatırken sadece iki kelime dökülecek ağzınızdan… ”seni seviyorum”… Milyarlarca insan tarafından milyarlarca kez kullanılmış bu iki sözcük hissettiğiniz her şeyi sevgilinizin yüreğine aktarıverecek…” Senden önce yaşadığım ve sana yakışmayan bütün günlerimi değiştirdim senin verdiklerinle. O büyük karanlığımı senin estirdiğin rüzgar alıp götürdü. Seninle bağdaşmayan ne varsa çıkarıp attım hayatımdan. Bildiğim her şeyi tanımladım senin gelişinle.Yeniden ad verdim her güzelliğe. Çirkin olan, kötü olan ne varsa seninle birlikte kaybolup gitti. Terk edilmiş bir limanda kendi halinde bekleyen köhne gemilerime en gizli denizleri açtın. Ben o maviliğin yolcusuyum şimdi, en sıkılmaz yolcusu… Adın bir dönülmezliğin simgesi artık. Sen sözcükleri ölümsüz kılansın. Sen umudun, sen aşkın,sen özlemin, sen hayatın adısın. Ve senin adını anmak bile tarif edilmez bir sevinç yayıyor içime. Şimdi yaşamayı seviyorum işte. Çünkü içimde sen varsın…” Sonra o an bitecek,o sevgili gidecek…Size bir tek saniyesi bile boşa geçmemiş bir ömür kalacak. Bundan sonra yaşayacağınız her şey o ana adanacak. Bir kez daha tekrarlanmasın ne çıkar? Bir dokunuşla, bir bakışla ve iki sözcükle anlatabileceğiniz her şeyi anlattığınıza inanıyorsanız bırakın gitsin sevgiliniz. O anın büyüsü ile yaşasın. Bilecek ki dönerse, bütün ömrünüz boyunca her anınız “ o an “ gibi yaşanacak. Bu yüzden giderken yüreğini sizinle bırakacak. Yüreği sizdeyken ne kadar ayrı yaşayabilir? Yaşadıkları ne kadar tam olabilir? Siz o ana bir ömür sığdırabildiyseniz eğer mutlaka geri dönecek… Ve o dönüş her bir anı bir ömür gidi yaşanacak aşk dolu bir hayatın müjdecisi olacak.
SADECE BİR AN….
Bir an düşünün, sadece biran. Hayatınız boyunca beklediğiniz ama bir daha elde edemeyeceğiniz bir an. O hep özlenen sevgili yanı başınızda. Neler sığdırabilirsiniz o ana? Neleri yaşayabilirsiniz o en kısa zaman süresi içinde? Sözcüklerin önemi yoktur o anın içinde.O kısacık zamana aklınızdan geçen hiçbir şeyi, yüreğinizde biriktirdiğiniz özlem dolu, sevgi dolu, aşk dolu hiçbir sözcüğü sığdıramayacaksınız. Yarım kalacak kelimeler yerine gözlerinizle konuşacaksınız bitimsizce…. Ayırmayacaksınız gözlerinizi onun gözlerinden. Bir öyküye dönecek bakışlarınız.. Elleriniz buluşacak bu kez başka bir öykünün iki kahramanı olacaksınız. Elleriniz başka, gözleriniz başka öyküler anlatırken sadece iki kelime dökülecek ağzınızdan… ”seni seviyorum”… Milyarlarca insan tarafından milyarlarca kez kullanılmış bu iki sözcük hissettiğiniz her şeyi sevgilinizin yüreğine aktarıverecek…” Senden önce yaşadığım ve sana yakışmayan bütün günlerimi değiştirdim senin verdiklerinle. O büyük karanlığımı senin estirdiğin rüzgar alıp götürdü. Seninle bağdaşmayan ne varsa çıkarıp attım hayatımdan. Bildiğim her şeyi tanımladım senin gelişinle.Yeniden ad verdim her güzelliğe. Çirkin olan, kötü olan ne varsa seninle birlikte kaybolup gitti. Terk edilmiş bir limanda kendi halinde bekleyen köhne gemilerime en gizli denizleri açtın. Ben o maviliğin yolcusuyum şimdi, en sıkılmaz yolcusu… Adın bir dönülmezliğin simgesi artık. Sen sözcükleri ölümsüz kılansın. Sen umudun, sen aşkın,sen özlemin, sen hayatın adısın. Ve senin adını anmak bile tarif edilmez bir sevinç yayıyor içime. Şimdi yaşamayı seviyorum işte. Çünkü içimde sen varsın…” Sonra o an bitecek,o sevgili gidecek…Size bir tek saniyesi bile boşa geçmemiş bir ömür kalacak. Bundan sonra yaşayacağınız her şey o ana adanacak. Bir kez daha tekrarlanmasın ne çıkar? Bir dokunuşla, bir bakışla ve iki sözcükle anlatabileceğiniz her şeyi anlattığınıza inanıyorsanız bırakın gitsin sevgiliniz. O anın büyüsü ile yaşasın. Bilecek ki dönerse, bütün ömrünüz boyunca her anınız “ o an “ gibi yaşanacak. Bu yüzden giderken yüreğini sizinle bırakacak. Yüreği sizdeyken ne kadar ayrı yaşayabilir? Yaşadıkları ne kadar tam olabilir? Siz o ana bir ömür sığdırabildiyseniz eğer mutlaka geri dönecek… Ve o dönüş her bir anı bir ömür gidi yaşanacak aşk dolu bir hayatın müjdecisi olacak.
Mehmet Coşkundeniz
01/10/2005Askin Fizigi