Hüseyin Saraç - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı




YİTİRİLEN….

OLA Kİ YÜRÜRÜM BİR BAŞKA AŞKA
YADA YÜRÜRÜM MAVİ OLMAYAN BİR GÜLÜŞE
UNUTMAKİ TEK AŞK OLDUĞUM SENSİN
AŞIK OLDUĞUM DEĞİL

KARANLIKLA SÜZÜLÜYOR İÇİME YIKIM
DUR DİYORUM YIKILIYORUM
UÇURUMLARI BAŞ UCUMA KOYUYORUM SONRA
OKŞUYORUM RÜZGARDA SAÇLARINI
SICAK ILIK BİR KOKU SİNİYOR YÜREĞİME
GİTME DİYORUM DÜŞÜYORUM
SONRA BENİ SORUYORLAR BANA
TANIMIYORUM DİYORUM
DAHA HİÇ KARŞILAŞMADIK
AYNI ÇİZGİDE BİLGE SUS UMU DİNLİYORLAR
BEN SUSTUKÇA
YAZIK, BİR ÇIĞLIĞIN DOĞUŞU GİBİ ÖLÜYORLAR;
ÖNCE BİR BİR, SONRA HEPSİ
SONRA BİR UÇURUMLAR KALIYOR BİRDE YIKIMLAR
VERİLEN HERŞEY BORÇMUŞ GİBİ ALINIYOR
ÖNCE BİR BİR SONRA HEPSİ
SONRA BİR BEN KALIYORUM BİR DE YALNIZLIK
UÇURUMLAR, YIKIMLAR, BEN VE YALNIZLIK
ZORLU BİR SAVAŞIN UNUTULMUŞ CESETLERİ GİBİ
YATIYORUZ YANYANA
ÖPÜŞÜYORUZ SEVİŞİYORUZ DA HATTA
HER ŞEY OYUNUN YASAKLARINA UYGUN
BİR GÜNAH OLUYOR SONRA
TEK UMUDUMUZU GÖĞE GELİN EDİYORUZ
TELLİ, KANLI DÜĞÜN İŞTE
ÜŞÜYOR SAÇLARIN BİLİYORUM DARGIN MISIN?
BU BAHARDA ‘MAYISA ‘ BIRAKTIĞIM GİBİMİSİN HALA?
VURULMUŞ ÇOCUK GİBİ BÜYÜMEMİŞ YÜREĞİNDEKİ HÜZÜN
HALA KAÇIYORMUSUN ZAMANSIZ

GÖZLERİNİ BIRAKARAK BİRİLERİNDE
HALA ELLERİNDEN TUTUP SEVGİLERİ
HALA ÖYLE SAVRUK BİR GÖK
HALA ÖYLE YERİNİ YURDUNU BULAMAMIŞ BİR MAVİ
DİPSİZ KUYUYA SALIYOR MUSUN AĞLAYARAK
KÜÇÜCÜK BİR DOKUNUŞLA SON SEVİLEBİLEN OLABİLİYOR MUSUN? ?

KENDİN KADAR AKLIMDASIN
VE AŞKINI ŞAŞIRMIŞ BİR TANRI
ÇOĞALAN SIZIYLA MUTLU BİR YARA
ÖYLE MİSİN
ÖYLE BIRAKTIĞIM GİBİ MİSİN?
GERÇEĞİ YAKMADA HALA USTA MISIN?
YOKSA ÇIRAK MI YAKARKEN YALANDA
SAÇLARIMA DOLANAN AYDINLIĞIMSIN
SOMUTLAŞTIRAMADIĞIM TEK İMGEMSİN
ŞİİRDE ANLATTIKÇA EKSİLEN TEK ANLAM

HALA BIRAKTIĞIM GİBİ MİSİN?
YOKSA BENİ BIRAKTIĞIN GİBİ Mİ?
KAÇ MEVSİMSİZ KAR DÜŞTÜ TOPRAĞIMA
KAÇ MEVSİMSİZ KAR DÜŞTÜ TOPRAĞIMA
HALA BIRAKTIĞIM GİBİ MİSİN? ? ?

Kelebek Kanadında Aşk

Zamanlar;
Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardı,
Hatırlıyorum...

Ya önce sen vardın yürek olarak içimde
Ya da aşk vardı önce
Gelip içimde kestiğin,
Hatırlamıyorum...

Ben, imkansıza dudak bükerdim
Sense halime gülerdin...
Olsun! O günlerde ben
Biraz mutlu, biraz umutlu,
Biraz içliydim.
Doğrusu en çok da
Kelebeklerin kanadına işlediğin,
Aşkından dertliydim!

Ama o zamanlar
Güneş ekilip yıldız biçilen
Zamanlardı,
Aşk dediğin belki de
Geceye veda etmeyen bir ay’dı...

Türküler saklardın derinlerinde,
Sazından kaçak...
Bilmezdin...
Ben görürdüm duyardım da,
Sen; bir kez olsun söylemezdin,
Korkularını zaten,
Kimselere vermezdin...
Ve böylece,
Sen yağmura,
Yağmur benim gözlerime hasret
Yaşardık...

Heyhat! ! !
Hep ama hep
O imkansıza takıldın da sen
Ve belki de bu yüzden
Aşk gelip bizi sarsınca yüreklerimizden;
Ben ağlardım, gözlerim gülerdi...
Sen gülerdin, gözlerin susardı...

Şimdi ben,
O zamanların renklerini unuttum.
Belki mavi, belki sarı, belki aktı...
Hatırladığım tek şey,
Güneşle yıldız arkadaştı...

Bilenler bilirdi
Çok sevmiştik biz,
Çok! ! !
Ben gönlümden,
Sen dilinden...
Ben unutsam da şimdi
Sen hatırlarsın...
Sesinde ufacık bir hüzün olsa
Ya da acıtan bir özlem gözlerinde,
Bembeyaz gecelerinde gelirdim sana bu şehrin...
Gelirdim...Gönlümden...
Ve sen;
“Hoş geldin' derdin,
Dilinden....
Kocaman bir çocuktum o zamanlar
Belli!
Dil nedir, gönül ne?
Anlamını bildiğim,
Şüpheli!

Şimdi söyle bana!
Kaldıysa geriye, ne kaldı?
Tek tarafı hesaplı bir sevda,
Niyeti bozuk bir dava...
Bir de,
Sadece dağlara caka satan bir sema...

Ama ben bunların hepsini sevdim,
Şaşacak bir şey yok...
Dedim ya... Ben
Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardan geldim...

Sonraları,
Belki de hiç gülmedim
Ve sen,
Kelebeklerin ömrünün üç gün olduğunu
Hiç bilmedin! ! !


Esra Güzelipek