________________________________________ HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM
Henüz vakit varken gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, Ben bir gece, şu mayıs gecelerinden biri Volter rıhtımında dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdama çiçeğini seyretmeliyiz onun birden bana sarılmalısın, gülüm, korkudan, hayretten, sevinçten ve de sessiz sessiz ağlamalısın, yıldızlar da çiselemeli incecikten bir yağmurla karışarak Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken gülüm, yüreğim dalındayken henüz, şu mayıs gecesi rıhtımdayken geçmeliyiz söğütlerin altından, gülüm, ıslak salkım söğütlerin, Parisin en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana en güzel, en yalansız, sonra da ıslıkla bir şey çalarak gebermeliyim bahtiyarlıktan ve insanlara inanmalıyız. Yukarda taştan evler girintisiz, çıkıntısız, birbirine bitişik ve duvarları ay ışığından ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor ve karşı yakada Luvr aydınlanmış ışıldaklarla aydınlanmış bizim için billur sarayımız...
Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, şu mayıs gecesi rıhtımda, depolarda kırmızı varillere oturmalıyız. Karşıda karanlığa giren kanal. Bir şat geçiyor, selâmlayalım, gülüm, geçen sarı kamaralı şat'ı selâmlayalım. Belçikaya mı yolu, Hollandaya mı? Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın tatlı tatlı gülümsüyor.
Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm... Parisliler, Parisliler, Paris yanıp yıkılmasın...
Tarih: Sal 19.Arl, 2006 Mesaj konusu:
________________________________________
HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM
Henüz vakit varken gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
Ben bir gece, şu mayıs gecelerinden biri
Volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdama
çiçeğini seyretmeliyiz onun
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli
incecikten bir yağmurla karışarak
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımdayken geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin,
Parisin en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
Yukarda taştan evler
girintisiz, çıkıntısız,
birbirine bitişik
ve duvarları ay ışığından
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
ve karşı yakada Luvr
aydınlanmış ışıldaklarla
aydınlanmış bizim için
billur sarayımız...
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımda, depolarda
kırmızı varillere oturmalıyız.
Karşıda karanlığa giren kanal.
Bir şat geçiyor,
selâmlayalım, gülüm,
geçen sarı kamaralı şat'ı selâmlayalım.
Belçikaya mı yolu, Hollandaya mı?
Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın
tatlı tatlı gülümsüyor.
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm...
Parisliler, Parisliler,
Paris yanıp yıkılmasın...
NAZIM HİKMET