Bir ufuk oluşur Yeni Bakarsın yüreğin açılır Beynin o milyonlarca kıvrımının labirentinden sıyrılıverir birden, yeni bir pencere keşfeder dünyayı izleyeceği O pencereden bakarken farklı bir ufuk daha açılır Gözlerine inanamazsın! Sen sanmıştın ki o ufuk tek, ilk ve son ufuk Oysaki ikinci bir tane daha görmüşsündür Yüreğin çarpar. Acaba daha kaç ufuk keşfedeceksin? Ve daha kaç ufkun ulaştırdığı, yeni pencereden dünyayı keşfetme şansını yakalayacaksın? Ufuk kadar pencere mi var? Yoksa pencere kadar mı ufuk var? Yoksa şu an keşfettiğini sandığın ufuk önce gördüğün ufuk da tek bir ufuk ve onu farklı farklı noktalardan gösteren yüzlerce, binlerce pencere mi var? Şu an kandırılıyor muyum? Hemen bakmalıyım Bu ufuk beni nasıl bir pencereye götürecek? O pencereden aynı ufku mu göreceğim Yoksa bana yeni bir ufuk mu hediye edecek? Nasıl anlayacağım yeni olduğunu? Şu andakinin yeni olduğunu anlıyor muyum? Bana göre yeni, farklı gösteren nedir? Pencere mi? Zaman mı? Bakışımdaki ruhum mu, duygum mu? Ufuklar, ufuklar! Ufukların bizi götürdüğü pencereler Pencerelerin tanıştırdığı yeni ufuklar Hem bir ufuk nasıl sığar bir pencereye Ya da bir ufuk neden hep bir pencereye açılıyor? Yoksa her bir pencere öncesinde bir ufuktu da daralıp pencereleşti mi? Ufuk varken pencere? Ufka yeni ufuklardan mı, pencereden mi bakmak? Acaba ufka ufuklardan bakmak savurur, dağıtır diye mi pencere açmış Ufuklar bir başka ufka Önceden pencereden azıcık o ufku tanıtmak, tanıştırmak izini düşürmek yüreğine, arayışının tutkusunu mu sarmak ruhuna artık düşürmek seni o yeni ufkun patikalarına, yollarına Bunun için mi pencerelere açılıyor ufuklar? Aklına düşüverir bir soru Bu penceredir Sonra düşersin sorularının peşine, soru işaretlerinin açıklanabileceği ufuklara Soru pencere, ufuk cevap mı? Ya da ufuklar cevap mı? Ya da cevaplar ufuklar mı? Ya pencereler cevapların içine yerleştirilmiş sorular olmasın? Seni bir başka sorunun peşine düşüren bir tüyo olmasın? Ya da ufuklar sorulara yerleştirilmiş cevap adacıkları, soru denizlerine seni sürükleyen cevabın göz kırpışı, cilvesi, seni soruya abayı yaktırtan olmasın? Bu kadar soru beni ufuklarda mı savurur pencerelerde mi hapseder? Bu soru bir ufuk mu bana? Bir yeni pencere mi açtı beynimin milyonlarca kıvrımına? Yoksa ufuk içine pencereden, Pencere içine ufuktan mayınlar mı yerleştiriyor bu yaşam denilen tehlikeli bilmece?
Ufuklar ve pencere…
Bir ufuk oluşur
Yeni
Bakarsın yüreğin açılır
Beynin o milyonlarca kıvrımının labirentinden sıyrılıverir birden,
yeni bir pencere keşfeder dünyayı izleyeceği
O pencereden bakarken farklı bir ufuk daha açılır
Gözlerine inanamazsın!
Sen sanmıştın ki o ufuk tek, ilk ve son ufuk
Oysaki ikinci bir tane daha görmüşsündür
Yüreğin çarpar.
Acaba daha kaç ufuk keşfedeceksin?
Ve daha kaç ufkun ulaştırdığı, yeni pencereden dünyayı keşfetme şansını yakalayacaksın?
Ufuk kadar pencere mi var?
Yoksa pencere kadar mı ufuk var?
Yoksa şu an keşfettiğini sandığın ufuk önce gördüğün ufuk da tek bir ufuk ve onu farklı farklı noktalardan gösteren yüzlerce, binlerce pencere mi var?
Şu an kandırılıyor muyum?
Hemen bakmalıyım
Bu ufuk beni nasıl bir pencereye götürecek?
O pencereden aynı ufku mu göreceğim
Yoksa bana yeni bir ufuk mu hediye edecek?
Nasıl anlayacağım yeni olduğunu?
Şu andakinin yeni olduğunu anlıyor muyum?
Bana göre yeni, farklı gösteren nedir?
Pencere mi?
Zaman mı?
Bakışımdaki ruhum mu, duygum mu?
Ufuklar, ufuklar!
Ufukların bizi götürdüğü pencereler
Pencerelerin tanıştırdığı yeni ufuklar
Hem bir ufuk nasıl sığar bir pencereye
Ya da bir ufuk neden hep bir pencereye açılıyor?
Yoksa her bir pencere öncesinde bir ufuktu da daralıp pencereleşti mi?
Ufuk varken pencere?
Ufka yeni ufuklardan mı, pencereden mi bakmak?
Acaba ufka ufuklardan bakmak savurur, dağıtır diye mi pencere açmış
Ufuklar bir başka ufka
Önceden pencereden azıcık o ufku tanıtmak, tanıştırmak izini düşürmek yüreğine, arayışının tutkusunu mu sarmak ruhuna artık düşürmek seni o yeni ufkun patikalarına, yollarına
Bunun için mi pencerelere açılıyor ufuklar?
Aklına düşüverir bir soru
Bu penceredir
Sonra düşersin sorularının peşine, soru işaretlerinin açıklanabileceği ufuklara
Soru pencere, ufuk cevap mı?
Ya da ufuklar cevap mı?
Ya da cevaplar ufuklar mı?
Ya pencereler cevapların içine yerleştirilmiş sorular olmasın?
Seni bir başka sorunun peşine düşüren bir tüyo olmasın?
Ya da ufuklar sorulara yerleştirilmiş cevap adacıkları, soru denizlerine seni sürükleyen cevabın göz kırpışı, cilvesi, seni soruya abayı yaktırtan olmasın?
Bu kadar soru beni ufuklarda mı savurur pencerelerde mi hapseder?
Bu soru bir ufuk mu bana?
Bir yeni pencere mi açtı beynimin milyonlarca kıvrımına?
Yoksa ufuk içine pencereden,
Pencere içine ufuktan mayınlar mı yerleştiriyor bu yaşam denilen tehlikeli bilmece?