İki katlı bahçesi olan, büyük evlerinin basamaklarından sekerek inen küçük kız avluyu koşar adımlarla geçerken ardından bağıran annesini duymamıştı bile,Asya diye bağırıyordu içerden genç kadın. oysa küçük kız çoktan avluyu geçmiş o koca demir kapıyı olanca gücünü kullanarak açmış kapıdan başını dışarı uzatmıştı bile.Sarı saçlarının örgüleri sallanmış iki yanından sokağa bakıyordu ürkek gözlerle........... işte bu küçük kız Asya!
Sarı saçlarını eliyle arkasına attı ve ağır demir kapıyı hızla iterek kapattı. Uzun mantosunun düğmelerini bir eliyle kapatırken bir taraftan yerde duran bavulu aldı ve arkasına bakmadan koşar adımlarla uzaklaştı! gözyaşlarını silerken! adam kırk yedi yaşında diye söyleniyordu kırkyedi kırkyedi kırkyedi......... Asya onyedisindeydi.
Atölyenin penceresinden dışarılara bakıp iç geçirdi bir an! ne güzeldi hava deniz kenarına inse bir avuç dolusu cakıl taşını denize atıcaktı.kesin kararını vermişti bu hafta sonu mutlaka deniz kenarına inmeliydi.Bir tane annesi için bi tanede onun için dedi içinden gülümseyerek.uzun zaman olmuştu denize taş atmayalı sahil kasabasındak kızlarının geleneğiydi küçük çakıl taşlarını denize atmak. bu hayallerle dalgın dalgın dışarıyı izlerken çalan zilin sesiyle irkildi saat yedi olmuş mesai bitmişti! koşar adımlarla dışarı çıktı hayatı koşar adımlarla yaşıyor hep bi yerlere yetişmeye çalışıyor gibiydi. belkide bişeylerden kaçıyordu hızlı adımlarla durağa gelmiştiki Asya diyen bir ses onu durdurdu biri onu kolundan kavramış hızını kesmişti başını hızla çevirdi gözlerini kocaman açtı..... . Ogünden sonra küsmüştü Asya kaldırım taşlarına,penceredeki saksıya su dökmez olmuştu fesleğeni solmuş penceresindeki perde aralanmaz olmuştu.adı Arifti tam sekiz ay olmuştu Arifi görmeyeli taki otobüs durağında kolunu hızla çekip tokat gibi bakışını yüzüne çarpana kadar.acı dolu bir günün anısıydı arifin ona bıraktığı en savunmasız en en ihtiyacı olduğu gün sırt çevirmişti ona.Sevdi sanmıştı yüreği taki muhtaç olduğu gün yüzüne kapanan kapının acısını taşıyordu yüreği. Ah asya gençliği bir beyaz üzüme benzeyen şeffaf saflığıyla hayatın içindesin gözlerinin içinde derinlerde biyerde o küçük kız çocuğuyla yaşıyorsun sarı örgü saçların var hala,bahçede bebeğinle oynuyor yüreğin! ama koskoca bir dünya var önünde acımasız sarp! yolun açık aydınlık olsun sevgili Asya yine yanlızsın yine savunmasız, başını dik tut kimsenin gözlerine bakmasına izin verme sadece yürü ardına bakmadan yürü yürü.......
İki katlı bahçesi olan, büyük evlerinin basamaklarından sekerek inen küçük kız avluyu koşar adımlarla geçerken ardından bağıran annesini duymamıştı bile,Asya diye bağırıyordu içerden genç kadın. oysa küçük kız çoktan avluyu geçmiş o koca demir kapıyı olanca gücünü kullanarak açmış kapıdan başını dışarı uzatmıştı bile.Sarı saçlarının örgüleri sallanmış iki yanından sokağa bakıyordu ürkek gözlerle...........
işte bu küçük kız Asya!
Sarı saçlarını eliyle arkasına attı ve ağır demir kapıyı hızla iterek kapattı. Uzun mantosunun düğmelerini bir eliyle kapatırken bir taraftan yerde duran bavulu aldı ve arkasına bakmadan koşar adımlarla uzaklaştı! gözyaşlarını silerken! adam kırk yedi yaşında diye söyleniyordu kırkyedi kırkyedi kırkyedi......... Asya onyedisindeydi.
Atölyenin penceresinden dışarılara bakıp iç geçirdi bir an! ne güzeldi hava deniz kenarına inse bir avuç dolusu cakıl taşını denize atıcaktı.kesin kararını vermişti bu hafta sonu mutlaka deniz kenarına inmeliydi.Bir tane annesi için bi tanede onun için dedi içinden gülümseyerek.uzun zaman olmuştu denize taş atmayalı sahil kasabasındak kızlarının geleneğiydi küçük çakıl taşlarını denize atmak. bu hayallerle dalgın dalgın dışarıyı izlerken çalan zilin sesiyle irkildi saat yedi olmuş mesai bitmişti! koşar adımlarla dışarı çıktı hayatı koşar adımlarla yaşıyor hep bi yerlere yetişmeye çalışıyor gibiydi. belkide bişeylerden kaçıyordu hızlı adımlarla durağa gelmiştiki Asya diyen bir ses onu durdurdu biri onu kolundan kavramış hızını kesmişti başını hızla çevirdi gözlerini kocaman açtı..... .
Ogünden sonra küsmüştü Asya kaldırım taşlarına,penceredeki saksıya su dökmez olmuştu fesleğeni solmuş penceresindeki perde aralanmaz olmuştu.adı Arifti tam sekiz ay olmuştu Arifi görmeyeli taki otobüs durağında kolunu hızla çekip tokat gibi bakışını yüzüne çarpana kadar.acı dolu bir günün anısıydı arifin ona bıraktığı en savunmasız en en ihtiyacı olduğu gün sırt çevirmişti ona.Sevdi sanmıştı yüreği taki muhtaç olduğu gün yüzüne kapanan kapının acısını taşıyordu yüreği.
Ah asya gençliği bir beyaz üzüme benzeyen şeffaf saflığıyla hayatın içindesin gözlerinin içinde derinlerde biyerde o küçük kız çocuğuyla yaşıyorsun sarı örgü saçların var hala,bahçede bebeğinle oynuyor yüreğin! ama koskoca bir dünya var önünde acımasız sarp!
yolun açık aydınlık olsun sevgili Asya yine yanlızsın yine savunmasız, başını dik tut kimsenin gözlerine bakmasına izin verme sadece yürü ardına bakmadan yürü yürü.......