bu yazı Bedirhan Gökçe ye aittir Temel mezar taşına şöyle yazdırmış; 'öleceğum dedum dedum inanmadıniz, aha ne oldi.' Temel kadar olmasa daben de bütün mezarlıkların girişine şu yazıyı asmak İsterdim: 'Buradayatan herkesin ertesi gün işi vardı' yada 'Hepsinin acelesivardı.' Dünya üzerinde hiç kimse 'e artık çocukları evlendirdim,dünyalıklarını Yaptım, ben de buncayıl gezdim gördüm yaşadım kimseye bir borcumda yok Artık ölebilirim' demedi Çünkü herkesin yarınadair planı vardı. Ödenecek fatura, tamir edilecek Musluk, gidileceksinema, alınacak koltuk, bitmeyen toplantılar, yetişmesi Gereken dosyalar.Vs… vs… Ama ölüm bizi bu yoğunluğumuz arasında yaşımıza, yaşamımızakonumumuza Bakmadan çekip alacak. Benim bu yazıyıyazmamla sizin okumanız arasında gecen şu kısa zaman içinde Dünya üzerindebinlerce insan ölecek. Belki bu yazımı ben de Okuyamayacağım… Şair dostum AliUlurasba ile sohbet ederkendedi ki 'Dünya da yaşarken öleceğini bilen tek varlık insan' buz kestiğimihatırlıyor ve ekliyorum. Üstelik 'hem öleceğini hem de hesapvereceğini' biliyor. Öyle ya 'ölüm kuşun kanadında',desek de hangi kuş bilir öleceğini yada hangi çiçekbalık. 'Sordum sarıçiçeğe annen baban var mıdır, Çiçek eydür Derviş Baba, annem babam topraktır.' Bilseydi kurbanlıkhayvanlar sizce arife günü öyle serile serile yatabilirler miydi? 'Ölü ebedi canlı, ölüm hayatın başı. Sonu meçhulalemin, Kapısı mezar taşı.NFK. Oysa ölümden sonrahayat için var diyendebiliyor öleceğini yok diyen de. 'Türkiye depremülkesi! ' diyoruz, deprem on-binlerce ölü, 'Trafikkuralları' diyoruz, kaza binlerce ölü… Soba gazı, şofben gazı,maganda kurşunu, bombalı eylem, istedim vermediler… İntiharlarıvs… vs… Bunuistediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Ama dikkat edin sürekli ölüyoruz,seviniyoruz öldürüyoruz, üzülüyoruz ölüyoruz; sonra bütün bunlara rağmenyaşıyorsak, bu sefer bütün bunları kanıksamış olmamıza kızıyor, alınmışsinirlerimize sinirleniyor kahrımızdan ölüyoruz. Biz ne kadar kolayölüyoruz! Ne ettik ne gördük bu dünyada kötülüktengayrı, Ölünce kirlerimizden temizlenir, Ölünce biz de iyiadam oluruz. Şöhretmiş,kadınmış,para hırsıymış, hepsini unuturuz... Orhan VeliKanık. Mevlana 'şeb-i aruz' diyor ona yani 'düğüngecesi' bir başkası 'toprak olmak','Kaybolmak' diyor yağmur öncesi… Doğduktan sonrabeşikten mezara her adım ölüme doğru atılır ama bilemeyiz. Son adımın bizinerede enseleyeceğini, içimiz ürperir okunan sala da yada. Önümüzdeseyreden cenaze arabasına, rahmet okuruz adını bile bilmediğimiz, sonbeşik sandukaya. İki kırmızı ışık sonrası unutur, devam ederiz kaldığımız yerdenacele koşuşturmalarımıza. Sonra Nazım Hikmet'in 'en fazla bir yılsürer yirminci asırlılarda ölüm ağrısı', sözü takılır kalır, paslıdudaklarımıza. Ölenlerimizi zamanla unutuyor unutmanın ne büyük nimet olduğunuanlıyoruz. Ölenleri görüyor yaşama dair hala elimizde fırsat olduğunuanlıyor, yaşamdan, bir derin nefes alıyoruz. Herkesin öldüğüaraçtan sağ kurtuluyor, yaşamanın dayanılmaz ağırlığını, taşıyamazoluyoruz. 'Ölünce nasıl masumiyet çökerse ölünün çehresine Ve nasıl anlamsız birmerhamet çökerse anlamsız yüreklere, Öyle mahzun bakmalıölen de öldüğüne, Hatta yaşarken gözleri çürümüş ölülere, Bitmişse, Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar Öğleler, ikindilerçoktan geçmişse Bir akşamüstü garipliği Sarmışsa heryeri Güneş devrilmiş Renklersolmuş Sesler kesilmişse Son kuşlar da geçipgitmişlerse ufuktan Ve çiçekler Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın Bil ki ölüm saatigelmiştir. Ümit YaşarBazenkurtuluştur ölüm, dermansız bir hastalıkta arzulanan. Bazen yıkılıştırölüm en verimli çağda gelip ansızın kurşunlanan. Bazen diriliştir ölüm,peşi sıra binlerce çiçekaçtıran. Bazen şehitliktir ölüm vatan toprağında bayrak gibi sallanan.Bazen yok oluştur ölüm, yaşarken ölümde ki sırrıanlamayan. Her şair-edip-yazarmutlaka yazmış ölüm üzerine, her canlı konuşmuş üstüne. Başlı başınakitaplar yazılmış yüz-binlerce, internette beş milyona yakın sonuç takılmış klavyenin kalemine.Şimdibütün bunlara ne eklesin garip Bedirhan Gökçe? Bu yüzden kimseyeakıl verecek değilim; 'bak ölüm var şöyle yapın böyle yapın, yetimhakkı devlet malı hesap kitap, mezar toprak.' Ben sadece'öleceğiz' diyorum, 'Öleceğiz işte'. Bu yazıyıokuyup burun kıvıran, sen de, ben de… Sevgimle Bedirhan Gökçe
bu yazı Bedirhan Gökçe ye aittir
Temel mezar taşına şöyle yazdırmış; 'öleceğum dedum dedum inanmadıniz, aha
ne oldi.'
Temel kadar olmasa da
ben de bütün mezarlıkların girişine şu yazıyı asmak İsterdim: 'Burada
yatan herkesin ertesi gün işi vardı' yada 'Hepsinin acelesi
vardı.'
Dünya üzerinde hiç kimse 'e artık çocukları evlendirdim,
dünyalıklarını
Yaptım, ben de bunca
yıl gezdim gördüm yaşadım kimseye bir borcumda yok
Artık ölebilirim' demedi
Çünkü herkesin yarına
dair planı vardı. Ödenecek fatura, tamir edilecek Musluk, gidilecek
sinema, alınacak koltuk, bitmeyen toplantılar, yetişmesi Gereken dosyalar.
Vs… vs…
Ama ölüm bizi bu yoğunluğumuz arasında yaşımıza, yaşamımıza
konumumuza Bakmadan çekip alacak.
Benim bu yazıyı
yazmamla sizin okumanız arasında gecen şu kısa zaman içinde Dünya üzerinde
binlerce insan ölecek. Belki bu yazımı ben de
Okuyamayacağım…
Şair dostum Ali
Ulurasba ile sohbet ederken
dedi ki 'Dünya da yaşarken öleceğini bilen tek varlık insan' buz kestiğimi
hatırlıyor ve ekliyorum. Üstelik 'hem öleceğini hem de hesap
vereceğini' biliyor. Öyle ya 'ölüm kuşun kanadında',
desek de hangi kuş bilir öleceğini
yada hangi
çiçek
balık.
'Sordum sarı
çiçeğe annen baban var mıdır,
Çiçek eydür Derviş Baba, annem babam topraktır.'
Bilseydi kurbanlık
hayvanlar sizce arife günü öyle serile
serile yatabilirler miydi?
'Ölü ebedi canlı,
ölüm hayatın başı.
Sonu meçhul
alemin,
Kapısı mezar taşı.
NFK.
Oysa ölümden sonra
hayat için var diyende
biliyor öleceğini yok diyen de.
'Türkiye deprem
ülkesi! ' diyoruz, deprem on-binlerce ölü, 'Trafik
kuralları' diyoruz, kaza binlerce ölü… Soba gazı, şofben gazı,
maganda kurşunu, bombalı eylem, istedim vermediler… İntiharları
vs… vs… Bunu
istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Ama dikkat edin sürekli ölüyoruz,
seviniyoruz öldürüyoruz, üzülüyoruz ölüyoruz; sonra bütün bunlara rağmen
yaşıyorsak, bu sefer bütün bunları kanıksamış olmamıza kızıyor, alınmış
sinirlerimize sinirleniyor kahrımızdan ölüyoruz.
Biz ne kadar kolay
ölüyoruz!
Ne ettik ne gördük bu dünyada kötülükten
gayrı,
Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi
adam oluruz.
Şöhretmiş,kadınmış,para hırsıymış, hepsini unuturuz... Orhan Veli
Kanık.
Mevlana 'şeb-i aruz' diyor ona yani 'düğün
gecesi' bir başkası 'toprak olmak',
'Kaybolmak' diyor yağmur öncesi… Doğduktan sonra
beşikten mezara her adım ölüme doğru atılır ama bilemeyiz. Son adımın bizi
nerede enseleyeceğini, içimiz ürperir okunan sala da yada. Önümüzde
seyreden cenaze arabasına, rahmet okuruz adını bile bilmediğimiz, son
beşik sandukaya.
İki kırmızı ışık sonrası unutur, devam ederiz kaldığımız yerden
acele koşuşturmalarımıza. Sonra Nazım Hikmet'in 'en fazla bir yıl
sürer yirminci asırlılarda ölüm ağrısı', sözü takılır kalır, paslı
dudaklarımıza.
Ölenlerimizi zamanla unutuyor unutmanın ne büyük nimet olduğunu
anlıyoruz. Ölenleri görüyor yaşama dair hala elimizde fırsat olduğunu
anlıyor, yaşamdan, bir derin nefes alıyoruz.
Herkesin öldüğü
araçtan sağ kurtuluyor, yaşamanın dayanılmaz ağırlığını, taşıyamaz
oluyoruz.
'Ölünce nasıl masumiyet çökerse ölünün çehresine
Ve nasıl anlamsız bir
merhamet çökerse anlamsız yüreklere,
Öyle mahzun bakmalı
ölen de öldüğüne,
Hatta yaşarken gözleri çürümüş ölülere,
Bitmişse,
Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar
Öğleler, ikindiler
çoktan geçmişse
Bir akşamüstü garipliği
Sarmışsa her
yeri
Güneş devrilmiş
Renkler
solmuş
Sesler kesilmişse
Son kuşlar da geçip
gitmişlerse ufuktan
Ve çiçekler
Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
Bil ki ölüm saati
gelmiştir. Ümit Yaşar
Bazen
kurtuluştur ölüm, dermansız bir hastalıkta arzulanan. Bazen yıkılıştır
ölüm en verimli çağda gelip ansızın kurşunlanan. Bazen diriliştir ölüm,
peşi sıra binlerce çiçek
açtıran. Bazen şehitliktir ölüm vatan toprağında bayrak gibi sallanan.
Bazen yok oluştur ölüm, yaşarken ölümde ki sırrı
anlamayan.
Her şair-edip-yazar
mutlaka yazmış ölüm üzerine, her canlı konuşmuş üstüne. Başlı başına
kitaplar yazılmış yüz-binlerce, internette beş milyona yakın sonuç takılmış klavyenin kalemine.Şimdi
bütün bunlara ne eklesin garip Bedirhan Gökçe?
Bu yüzden kimseye
akıl verecek değilim; 'bak ölüm var şöyle yapın böyle yapın, yetim
hakkı devlet malı hesap kitap, mezar toprak.' Ben sadece
'öleceğiz' diyorum, 'Öleceğiz işte'. Bu yazıyı
okuyup burun kıvıran, sen de, ben de…
Sevgimle
Bedirhan Gökçe