Sen Güneşi mesken tutan deniz kızı Benden öğrensin herkes varlığını Benden bilsin en okyanus sevdayı
Sen effulia-ra Güneşin doğduğu yerde Tanrıyı arayıp Battığı yerde Tanrıyı bulanların ırkındansın
Güneşin ilk ışınlarına İlk defa yemin ettim Ateş közlerinde kaldı yüreğim Ve sen İlk kıvılcımıydın destan gülümsemelerin Rüzgarın ateşi öptüğü yere İsmini verdiler Ve ben Güneşin ilk ışınlarına Seni sevdim dedim Seni sevdiğime dair yemin ettim effulia-ra
Dicle’ye sevdalı ozanlar Sürüldüler Lanetlendiler topraklarından Gül ve bülbül yuvası asma bahçelerinden Sürgünlerde büyüdü ezgiler Ve imgeler Ve kelimeler Yıllardır o lanetin altındaydım Ah tamara dedim Ah xêce dedim Ah zin dedim Şimdi lanet kalktı Sürgünlerden döndüm Kuşlar kadar özgür Maviler kadar tutkunum sana effulia-ra
Yanılmazım bugün Barışa ve aşka dair Her sevişim bir öpücük kadar Masum Her aşkım Dicle kadar asi ve akıcı Bereketli ve umut dolu Ve umudum sendin effulia-ra
Her esmerin ve beyazın Gölgesi siyahtı Ben gölgenden tanıdım seni effulia-ra Dicle gölgesizdi biliyorum Gölgesini surlar almıştı Sen effulia-ra Gölgesiydin diyarbekir’in Sınırlara inat Sınırsızlığa hasret
Güneş omuzlarından yükselir şafağa Ve sen Güneşten önce doğarsın umutlarıma Gün boyu aydınlığına sığınırım Kamaşmalarını severim gözlerimin Aydınlığını severim effulia-ra Sen aydınlığımsın effulia-ra
Aşksın Sevdasın Hayyam gözüyle vurgunduk şaraba Ve cihana Tanrının günah hilesine gelmeyeceğim Daha çok koşacağım güneşe Daha çok ve daha sıkı Tutacağım senin elinden effulia-ra
Güneşe şarabı sunanlar Kovuldular cennet bahçelerinden Asaletlerini aldılar insanlıktan taraf İşte Asalet asilikten doğar o günden beri Ve ben asi gözlerini sevdim effulia-ra Asi gözlerinde şarabı sevdim effulia-ra Birde neyi sevdim biliyor musun Dudakların şarap ıslaklığındayken Güneşe karşı öpmeyi sevdim
Ulaşmak için sana Güneş sahillerinde yürüdüm Ayaklarım şişinceye kadar Çatlayıp kanayıncaya Yaralar kabuk bağlayıncaya Kabuklar atıncaya kadar yürüdüm Yürüdüm yürüyünceye kadar Yürüdüm sana varıncaya kadar effulia-ra Sınırlara inat Sınırsızlığa hasret Sadun Ertaş
Effulia-ra
Sen
Güneşi mesken tutan deniz kızı
Benden öğrensin herkes varlığını
Benden bilsin en okyanus sevdayı
Sen effulia-ra
Güneşin doğduğu yerde
Tanrıyı arayıp
Battığı yerde
Tanrıyı bulanların ırkındansın
Güneşin ilk ışınlarına
İlk defa yemin ettim
Ateş közlerinde kaldı yüreğim
Ve sen
İlk kıvılcımıydın destan gülümsemelerin
Rüzgarın ateşi öptüğü yere
İsmini verdiler
Ve ben
Güneşin ilk ışınlarına
Seni sevdim dedim
Seni sevdiğime dair yemin ettim effulia-ra
Dicle’ye sevdalı ozanlar
Sürüldüler
Lanetlendiler topraklarından
Gül ve bülbül yuvası asma bahçelerinden
Sürgünlerde büyüdü ezgiler
Ve imgeler
Ve kelimeler
Yıllardır o lanetin altındaydım
Ah tamara dedim
Ah xêce dedim
Ah zin dedim
Şimdi lanet kalktı
Sürgünlerden döndüm
Kuşlar kadar özgür
Maviler kadar tutkunum sana effulia-ra
Yanılmazım bugün
Barışa ve aşka dair
Her sevişim bir öpücük kadar
Masum
Her aşkım
Dicle kadar asi ve akıcı
Bereketli ve umut dolu
Ve umudum sendin effulia-ra
Her esmerin ve beyazın
Gölgesi siyahtı
Ben gölgenden tanıdım seni effulia-ra
Dicle gölgesizdi biliyorum
Gölgesini surlar almıştı
Sen effulia-ra
Gölgesiydin diyarbekir’in
Sınırlara inat
Sınırsızlığa hasret
Güneş omuzlarından yükselir şafağa
Ve sen
Güneşten önce doğarsın umutlarıma
Gün boyu aydınlığına sığınırım
Kamaşmalarını severim gözlerimin
Aydınlığını severim effulia-ra
Sen aydınlığımsın effulia-ra
Aşksın
Sevdasın
Hayyam gözüyle vurgunduk şaraba
Ve cihana
Tanrının günah hilesine gelmeyeceğim
Daha çok koşacağım güneşe
Daha çok ve daha sıkı
Tutacağım senin elinden effulia-ra
Güneşe şarabı sunanlar
Kovuldular cennet bahçelerinden
Asaletlerini aldılar insanlıktan taraf
İşte
Asalet asilikten doğar o günden beri
Ve ben asi gözlerini sevdim effulia-ra
Asi gözlerinde şarabı sevdim effulia-ra
Birde neyi sevdim biliyor musun
Dudakların şarap ıslaklığındayken
Güneşe karşı öpmeyi sevdim
Ulaşmak için sana
Güneş sahillerinde yürüdüm
Ayaklarım şişinceye kadar
Çatlayıp kanayıncaya
Yaralar kabuk bağlayıncaya
Kabuklar atıncaya kadar yürüdüm
Yürüdüm yürüyünceye kadar
Yürüdüm sana varıncaya kadar effulia-ra
Sınırlara inat
Sınırsızlığa hasret Sadun Ertaş