Ali Can - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı


Ali Can şiir okumayı becerebilirisem yazmayıı severim...hayatan zevk almaya çalışan biriyim işte...


HAYATI ISKALAMAYA LÜKSÜN YOK...







Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan 'Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?' diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, 'Ama senin için şunu yaptım' derken o, 'şunu yapmadın' diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. 'Peki o ne yaptı' deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. 'Acılara tutunarak' yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....


SENİ SEVİYORUM EYLÜL BAKIŞLIM

Bende olduğundan beri...
ne zaman aynaya baksam; kendimi bulamıyorum.
Gözlerimde gözlerini, dudaklarımda gülüşünü görüyorum.
Hep nefesini soluyorum, tenimde bir ürperti beliriyor.
Koca şehir susuyor sadece sesin çınlıyor kulaklarımda.
Bakabildiğim kadar ileride, dokunabildiğimce yakındasın
ama hasret kalıyorum bebek yüzlüm gülüşüne.


İstanbul gibi bakıyorsun bana, gizemli ve buğulu.
Hem içinde olup, hem yalnız yaşamak bilsen ne kadar zor geliyor.
Hayat kavgasını sürdürüyor sevdam.
Aşk can çekişiyor gecelerimde.
Tenine susuyorum Marmara’nın derinliklerinde.
Yeditepe çalıyor sanki seni benden, yavaş yavaş tüketiyor.


Gökyüzüne yıldızlarla tutunan peçesini çıkarıyorum karanlığın.
Pencereden yatağına süzülen ay ışığı olmak,
yüzünü sürdüğün yastık olup düşlerine avuç açmak için.
Bedeninde serilmeliyim gece gibi.
Meleklerin uyurken bıraktığı gülüşü seyretmeliyim başucunda.


Kalmamı istermisin, yıldızlar bir bir gömülürken sabaha?
dokunmamı istermisin ayaz düşen tenine?
Hani utanmazlığın koynunda
kendinle sevişmelerinde yanında olmamı istermisin?


Kuruyan teninde terden boncuklar yapabilirim,
güzel bir melodideki piyano tuşları gibi dokunabilirim vücuduna,
kıvrımlarınla ahenkli yaşayabilirim seni.
Rüzgârın dağlarla kucaklaşmasını,
dalgaların kıyılara cilvelerini getir aklına.
Önce, süzülmelerini hisset kumlara köpüklerinin,
sonra kızışan rüzgârla tut ellerimi.
Tüm gücünle sarıl biçare kimliğime.
Açlığımı, susuzluğumu, sırlarımı bitir gecede.
İçimde kıpırdanışların, yüreğimde sıcaklığın, dudaklarımda
titreyişleri sevdanın, tenimin ürpertisinde nefesin olmalı...


Dağıt, hazan düşen yatağımı. Güneşim ol eylül gözlüm.
‘Seni istiyorum’ diye yutkunduğum nefesimi al dudaklarımdan,
sırlarımı çöz öpüşlerinle. Ay gibi yum gözlerini geceye,
yıldız gibi kay geç düşlerimden. Tadını bilmediğim,
tenine düşmediğim hayal olmaktan çık, dökül şehvetinle.


Söyleyemem sana yanan tenimi, kıvılcımı düştü bir kez içime.
Kıvranışlarım kadar sessiz uykusuzluğum.
Her dokunuşumda kendime, haykırışlarım suskunluğum aslında.


Kendime sarılıp yatağın bir ucunda tüm ürkekliğimle gelişini beklerim.
İçimden akan ılıklığı, sıcak sevdayı sana sunmak,
sadece hayalinle bütünleşerek yaşamak çok zor be aşkım...
‘SEN’ bendeysen, benimsen.. Neden gecelere isyanım?


Kirpikten bulutlarını arala artık, güneş gözlerinde kapalı kalmasın,
Uyan! Dünya güneşe, ben sana kavuşayım.
Seni seviyorum eylül bakışlım.....

SEN

Senn ilkbahar havası kadar taze...
Yaz havası kadar yakıcı...
Sonbahar kadar hüzünlü...
Yağmur gibi bereketli...
Bulut gibii ağlamaklı gözler...
Şimşek gibi sert....
Güneş gibi aydınlık..
Ay kadar masum ve tatlı...
Yakamoz gibi sessiz...
Gurbet gibi hasretsin içimde...
Sevdiğimmm...

Bir Gece Perisiyle Geceleyin Konuşma

Konuşmayı bilirim
Güz hüzünlerinin korkaklığını taşımaz kalbim
Gerçekte bir soytarı kadar eğlenceliyim
İnceliğinin farkına vardığımda ellerinin
Uçarılığına gözlerinin
Susmayı öğrettim, kalbim
Dinler ve didişmez benimle
Dünya yordamına konulabilir
Yazgı düzenlenemez.
Gözlerinin rengini görmeliyim
Ki yosun kokularını hissedebileyim
Derinliklerinde özenle gezinerek kalbinin
Bütün gizlerini öğrenmeliyim
Yüreğindeki ürkek güvercinleri
Yeryüzüne özgürce salıvermeliyim
Dökülmeli o zaman dilinden kelimeler
Kelimelerini sevmeliyim.
Düşsel denizlere doğru bir gemi
Ancak düşlerde mi yelken açar
Bu rüya biter diye üzülme
Tekrar görübebilir aynı rüyalar.

BİRDENBİRE OLUR MU HİÇBİRŞEY GERÇEKTEN
Işığı görünce tanıyamaz mı yani insanlar
Işık ve karanlık bir midir yani
Pervane böcekleri ateşe ölümü bilmeden mi koşarlar
Birdenbire gelir mi hiç aydınlık
Birden bire olur mu hiçbirşey gerçekten
Bir kalp nasıl titrer, kesilir bir nefes
Birşeyler getirmemişse beklenen
Nasıl söyler dil, nasıl betimler kalem
Birden bire olur mu hiçbirşey gerçekten
Düşsel denizlere doğru bir gemi
Ancak düşlerde mi yelken açar
Bu rüya biter diye üzülme
Tekrar görübebilir aynı rüyalar.

BİR HAYALE Mİ SÖYLÜYORUM BUNLARI

Bir hayale söylüyorum bütün bunları
Çünkü sığ kalbimi tanımak zordur
Ve zordur onu sevmek bilirim
Benim de ürkütülmüş kuşlar uçuyor kalbimde
Benim de gölgem iz bırakır gezindiği yerde
İzler kalır elbette benim de yüreğimde
Öyle bakma gözlerime
Benim de kanayan yerlerim vardır
Belki hep kanayacaktır sonsuzluk mateminde
Tül tül uçuşacaktır sersemliğim
Serpilecektir üstüne bir gece
sen uyurken düşsel ülkende
benim de kanayan yerlerim vardır
belki hep kanayacaktır sonsuzluk mateminde
suskun diyorsun bana her fırsatta
çığlık çığlığa anlatıyorum sana birşeyleri
oysa çığlık çığlığa
Düşsel denizlere doğru bir gemi
Ancak düşlerde mi yelken açar
Bu rüya biter diye üzülme
Tekrar görübebilir aynı rüyalar.

SEN O MUSUN YOKSA
HANİ O HEP BEKLENEN
Sen o musun yoksa, o ansızın gelmesi beklenen
Nasıl tanıyacağım seni
Kimse bir şey söylemedi, şakağımda bir dövme, bir iz
Bir belge yok, bir bilgi elimde
İşte bu yüzden korkuyorum incitmelerden
İşte bu yüzden sarılıyorum suskunluklara
Çünkü insan sendeleyip düşebilir herşeyden sonra
Ve
Biter bir rüya
Düşsel denizlere doğru bir gemi
Ancak düşlerde mi yelken açar
Bu rüya biter diye üzülme
Tekrar görübebilir aynı rüyalar.

BİLİYORUM MUTLAKA BİRŞEYLER
SÖYLEMELİYİM SANA
En dürüst şey zamandır evrende
Ama zaman saat değildir, ay değildir sevgi için
Sevgi doğurur zamanı
Ve zaman yanılmaz insanı...
Haydi neşelen... neşelen ve türkünü söyle ey peri
Birazdan güneş baskın çıkacak geceye...


DERTMİSİN SEVDAMI

GÜLEN BİR YÜZÜNMÜ VAR
AĞLAYAN BİR YÜREĞİNMİ VAR
TİTREYEN ELLERİNMİ VAR
YAŞ DÖKÜLEN GÖZLERİNMİ VAR
SEN NESİN DERTMİSN YOKSA SEVDAMI
ÇİLESİN SEN! ! ! HASRETSİN…
HANİ BIRAKMAK İSTEYİPTE BIRAKAMDIĞIN
ONDAN SONRASINI ONSUZLUĞU DÜŞÜNEMEDİĞİN
VAZGEÇİLMEZ BİR ÇİLESİN SEN…
SENİ SEVİYORUM ASLINDA
SENDE SEVİYORSUN
AMA BAZEN O KADAR MIZMIZSINKİ
ÖYLE GEÇİMSİZSİNKİ
YÜREĞİM EL VERSE
İÇİM RAHAT OLSA
SENSİZ YAPACAĞIMI ANLASAM
ÇEKER GİDERİM
OLMUYOR İŞTE OLMUYOR
SENSİZLİK, O GÜLÜŞÜN OLMADAN
YAPAMAMKİ BEN….
SORUYORUM SANA
DERTMİSN SEVDAMI….
YALNIZIM ŞUAN SENSİZİM
ELERİM ELELRİNE GÖZLERİM GÖZLERİNE
BEDENİM BEDENİNE HASRET
ÖYLE TARİFSİZ ACILAR İÇİNDEYİMKİ
AKLIMDA HEP SEN VARSIN
HELE O TATLI GÜLÜŞÜN
OF OFFFFFF
NESİN SEN YA SÖYLE
DERTMİSİN SEVDAMI
NE OLURSAN OL
ARTIK BU KALP SENİN
BU YÜREK BU BEDEN
HERŞEYİMLE SENİNİM
DERTTE OLSAN ÇİLEDE
WAZGEÇEMEDİĞİM SEVDAMSIN SEN….
(alonsodan)


KARALAMA DEFTERİ

Hayat ne garip değilmi....
Kimleri tanıyosun zamanla...
Ve kimleri unutuyorsun...
Düşünsene çocukluğunu gençliğini...
heyy ufaklık bücürük diye çağrıldığını..
Abiler, amcalar, teyzeler sümüklü naciyeler...
zamanla büyüdük....
Çocukken özendiğin aşık olduğun öğretmenin...
Aklına geldikçe gülüyosun....
Bir yandanda hüzünleniyosun..
Geçen günlere ve zamanla çoğunu unutuyosun...
Kimbilir bazıları ya şimdi sağ yada öldü...
Yada başka diyarlara göçetmişler...
Sözün özü siliniyorlar ve silinenlerin yerine...
Başkaları gelip giriyorlar hayatına...
Tanıyorsun tanışıyorsun unutuyorsun..
Unutuluyorsun...
Hayat ne garip sanki bir karalama defteri......

Alonsoodan....