Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Hande Tebessüm
Hande Tebessüm

sebeb.i tebessümüm...

  • med cezir26.06.2017 - 12:21

    Medcezir yaşıyoruz hayatı

    Kimi zaman öfke? aniden patlayan fırtınalar
    gibi gelip geçer hayatlarımızdan.Sonra,
    sükunetin kıyıya vurmuş enkazları kalır
    geride. Onları da dalgalar alıp, oraya
    buraya sürükler zamanla. Görünürde hiç bir
    iz kalmamış sanırsınız.Yıkılan yıkılmış,
    kırılan kırılmıştır oysa. Ruhumuzun
    kumsalında ölümcül bir sessizlik, tarifsiz bir
    dinginlik hakimdir şimdi.
    Med­cezirlerle yaşarız bu hayatı biz.
    Aşklar, ilişkiler, ayrılıklar ve kavuşmalar.
    Ay'ın, durgun suya vurmuş billur şavkı gibi
    bir gergefin içine sığar, dokur da dokuruz.
    Ay büyür bazen, sular kabarır, sessizliğin
    içinden kopup gelen bir uğultu çınlatır
    kulaklarımızı, çıldırıcak gibi oluruz.
    Yüreğimiz kabarmıştır. Med­cezir vaktidir
    şimdi. Sonra yine sükunet, sonra aynalara yansıyan, hüzünden sararmış yüzümüz...
    Keşkeler ve pişmanlıklarla örülüdür hayat bazen. "İyi ki varsın" dediğimiz insanlar, bizden çok
    uzaktadırlar şimdi. Kim bilir, hangi med­cezir zamanlarında bir enkaz gibi kıyıya vurmalarını
    seyretmişsinizdir hiç bir şey yapmadan. Sonra dalgalar, her birini bir başka sahile alıp
    götürmüştür. Bizden habersiz, bazen de bize rağmen.
    Güneşin battığı zamanlar olup biter tüm bunlar? hani aydınlığın yerini yavaş yavaş gecenin
    karanlığına bıraktığı, el ayak çekildiği, kuşların sustuğu zamanlarda yani. Kendimizle
    başbaşayızdır şimdi. Yalnız ve suskun.
    Bütün kavgalarımızı bitirmiş, geceyi beklemekteyiz şimdi. Zaferler ve yenilgiler, hala kendi
    kavgasını sürdürmektedir gururumuzun olduğu yerde. Daha geride, korkularımız alesta
    beklemektedir ortaya çıkmak için. İnadımız, görevini bitirmiş sessizce köşesine çekilmiştir yeni bir
    iddiaya kadar.Masamızın üstünü dolduran bir kucak dolusu kırılmışlık ve yalnızlıkla yeni bir medcezir
    zamanı beklemektesiniz şimdi...
    Hatıralar gelir aklımıza, yaşanmışlıklar ve sessizce içimize akan gözyaşlarımız. Uzaktaki denizin
    üstüne mor bulutlar çökmüştür. Bir sigara yakarız gayri ihtiyari.Yerimizden kalkıp bir kahve
    yapmak geçer içimizden. Eski fotoğraflara takılır gözlerimiz ve elimizde tuttuğunuz anahtarlığa...
    İçiniz burkulur, vazgeçersiniz.
    Sanki, bir med­cezir gibi yaşamışsınızdır her şeyi. Kısacık, dolu dolu ve yoğun...Siz bir sahile
    savrulmuşsunuzdur şimdi, o başka bir sahile.Keşke atlatabilseydik o fırtınaları demek için çok
    geçtir artık. Olan olmuş biten bitmiş, giden gitmiştir artık.
    Kimi zaman, öfke? aniden patlayan fırtınalar gibi gelip geçmiştir hayatlarımızdan.Sonra, sükunetin
    kıyıya vurmuş enkazları kalır geriye.Onları da, zamanla dalgalar alıp oraya buraya
    sürükler.Görünürde hiç bir iz kalmamış sanırız.Yıkılan yıkılmış, kırılan kırılmıştır oysa.
    Ruhumuzun kumsalında ölümcül bir sessizlik, tarifsiz bir dinginlik hakimdir şimdi. İşte tam bu anda
    fark ettiğiniz? yeni bir med­ceziri yaşamayacak kadar yorgun hissettiğimizdir
    kendimizi...İstediğimiz tek şey sükunettir.
    Bir tek dilekte bulunursunuz? O, iyi ki varsın dediğiniz insan için: Med­cezirlerle yaşadık bu hayatı
    biz. Ben, savrulduğum bu sahilde bir enkaz gibi yaşarım elbet. Yeter ki, hüzünler sarartmasın yüzünü...

  • med cezir26.06.2017 - 12:20

    Medcezir yaşıyoruz hayatı

    Kimi zaman öfke? aniden patlayan fırtınalar
    gibi gelip geçer hayatlarımızdan.Sonra,
    sükunetin kıyıya vurmuş enkazları kalır
    geride. Onları da dalgalar alıp, oraya
    buraya sürükler zamanla. Görünürde hiç bir
    iz kalmamış sanırsınız.Yıkılan yıkılmış,
    kırılan kırılmıştır oysa. Ruhumuzun
    kumsalında ölümcül bir sessizlik, tarifsiz bir
    dinginlik hakimdir şimdi.
    Med­cezirlerle yaşarız bu hayatı biz.
    Aşklar, ilişkiler, ayrılıklar ve kavuşmalar.
    Ay'ın, durgun suya vurmuş billur şavkı gibi
    bir gergefin içine sığar, dokur da dokuruz.
    Ay büyür bazen, sular kabarır, sessizliğin
    içinden kopup gelen bir uğultu çınlatır
    kulaklarımızı, çıldırıcak gibi oluruz.
    Yüreğimiz kabarmıştır. Med­cezir vaktidir
    şimdi. Sonra yine sükunet, sonra aynalara yansıyan, hüzünden sararmış yüzümüz...
    Keşkeler ve pişmanlıklarla örülüdür hayat bazen. "İyi ki varsın" dediğimiz insanlar, bizden çok
    uzaktadırlar şimdi. Kim bilir, hangi med­cezir zamanlarında bir enkaz gibi kıyıya vurmalarını
    seyretmişsinizdir hiç bir şey yapmadan. Sonra dalgalar, her birini bir başka sahile alıp
    götürmüştür. Bizden habersiz, bazen de bize rağmen.
    Güneşin battığı zamanlar olup biter tüm bunlar? hani aydınlığın yerini yavaş yavaş gecenin
    karanlığına bıraktığı, el ayak çekildiği, kuşların sustuğu zamanlarda yani. Kendimizle
    başbaşayızdır şimdi. Yalnız ve suskun.
    Bütün kavgalarımızı bitirmiş, geceyi beklemekteyiz şimdi. Zaferler ve yenilgiler, hala kendi
    kavgasını sürdürmektedir gururumuzun olduğu yerde. Daha geride, korkularımız alesta
    beklemektedir ortaya çıkmak için. İnadımız, görevini bitirmiş sessizce köşesine çekilmiştir yeni bir
    iddiaya kadar.Masamızın üstünü dolduran bir kucak dolusu kırılmışlık ve yalnızlıkla yeni bir medcezir
    zamanı beklemektesiniz şimdi...
    Hatıralar gelir aklımıza, yaşanmışlıklar ve sessizce içimize akan gözyaşlarımız. Uzaktaki denizin
    üstüne mor bulutlar çökmüştür. Bir sigara yakarız gayri ihtiyari.Yerimizden kalkıp bir kahve
    yapmak geçer içimizden. Eski fotoğraflara takılır gözlerimiz ve elimizde tuttuğunuz anahtarlığa...
    İçiniz burkulur, vazgeçersiniz.
    Sanki, bir med­cezir gibi yaşamışsınızdır her şeyi. Kısacık, dolu dolu ve yoğun...Siz bir sahile
    savrulmuşsunuzdur şimdi, o başka bir sahile.Keşke atlatabilseydik o fırtınaları demek için çok
    geçtir artık. Olan olmuş biten bitmiş, giden gitmiştir artık.
    Kimi zaman, öfke? aniden patlayan fırtınalar gibi gelip geçmiştir hayatlarımızdan.Sonra, sükunetin
    kıyıya vurmuş enkazları kalır geriye.Onları da, zamanla dalgalar alıp oraya buraya
    sürükler.Görünürde hiç bir iz kalmamış sanırız.Yıkılan yıkılmış, kırılan kırılmıştır oysa.
    Ruhumuzun kumsalında ölümcül bir sessizlik, tarifsiz bir dinginlik hakimdir şimdi. İşte tam bu anda
    fark ettiğiniz? yeni bir med­ceziri yaşamayacak kadar yorgun hissettiğimizdir
    kendimizi...İstediğimiz tek şey sükunettir.
    Bir tek dilekte bulunursunuz? O, iyi ki varsın dediğiniz insan için: Med­cezirlerle yaşadık bu hayatı
    biz. Ben, savrulduğum bu sahilde bir enkaz gibi yaşarım elbet. Yeter ki, hüzünler sarartmasın yüzünü...

  • med cezir26.06.2017 - 12:20

    Medcezir yaşıyoruz hayatı

    Kimi zaman öfke? aniden patlayan fırtınalar
    gibi gelip geçer hayatlarımızdan.Sonra,
    sükunetin kıyıya vurmuş enkazları kalır
    geride. Onları da dalgalar alıp, oraya
    buraya sürükler zamanla. Görünürde hiç bir
    iz kalmamış sanırsınız.Yıkılan yıkılmış,
    kırılan kırılmıştır oysa. Ruhumuzun
    kumsalında ölümcül bir sessizlik, tarifsiz bir
    dinginlik hakimdir şimdi.
    Med­cezirlerle yaşarız bu hayatı biz.
    Aşklar, ilişkiler, ayrılıklar ve kavuşmalar.
    Ay'ın, durgun suya vurmuş billur şavkı gibi
    bir gergefin içine sığar, dokur da dokuruz.
    Ay büyür bazen, sular kabarır, sessizliğin
    içinden kopup gelen bir uğultu çınlatır
    kulaklarımızı, çıldırıcak gibi oluruz.
    Yüreğimiz kabarmıştır. Med­cezir vaktidir
    şimdi. Sonra yine sükunet, sonra aynalara yansıyan, hüzünden sararmış yüzümüz...
    Keşkeler ve pişmanlıklarla örülüdür hayat bazen. "İyi ki varsın" dediğimiz insanlar, bizden çok
    uzaktadırlar şimdi. Kim bilir, hangi med­cezir zamanlarında bir enkaz gibi kıyıya vurmalarını
    seyretmişsinizdir hiç bir şey yapmadan. Sonra dalgalar, her birini bir başka sahile alıp
    götürmüştür. Bizden habersiz, bazen de bize rağmen.
    Güneşin battığı zamanlar olup biter tüm bunlar? hani aydınlığın yerini yavaş yavaş gecenin
    karanlığına bıraktığı, el ayak çekildiği, kuşların sustuğu zamanlarda yani. Kendimizle
    başbaşayızdır şimdi. Yalnız ve suskun.
    Bütün kavgalarımızı bitirmiş, geceyi beklemekteyiz şimdi. Zaferler ve yenilgiler, hala kendi
    kavgasını sürdürmektedir gururumuzun olduğu yerde. Daha geride, korkularımız alesta
    beklemektedir ortaya çıkmak için. İnadımız, görevini bitirmiş sessizce köşesine çekilmiştir yeni bir
    iddiaya kadar.Masamızın üstünü dolduran bir kucak dolusu kırılmışlık ve yalnızlıkla yeni bir medcezir
    zamanı beklemektesiniz şimdi...
    Hatıralar gelir aklımıza, yaşanmışlıklar ve sessizce içimize akan gözyaşlarımız. Uzaktaki denizin
    üstüne mor bulutlar çökmüştür. Bir sigara yakarız gayri ihtiyari.Yerimizden kalkıp bir kahve
    yapmak geçer içimizden. Eski fotoğraflara takılır gözlerimiz ve elimizde tuttuğunuz anahtarlığa...
    İçiniz burkulur, vazgeçersiniz.
    Sanki, bir med­cezir gibi yaşamışsınızdır her şeyi. Kısacık, dolu dolu ve yoğun...Siz bir sahile
    savrulmuşsunuzdur şimdi, o başka bir sahile.Keşke atlatabilseydik o fırtınaları demek için çok
    geçtir artık. Olan olmuş biten bitmiş, giden gitmiştir artık.
    Kimi zaman, öfke? aniden patlayan fırtınalar gibi gelip geçmiştir hayatlarımızdan.Sonra, sükunetin
    kıyıya vurmuş enkazları kalır geriye.Onları da, zamanla dalgalar alıp oraya buraya
    sürükler.Görünürde hiç bir iz kalmamış sanırız.Yıkılan yıkılmış, kırılan kırılmıştır oysa.
    Ruhumuzun kumsalında ölümcül bir sessizlik, tarifsiz bir dinginlik hakimdir şimdi. İşte tam bu anda
    fark ettiğiniz? yeni bir med­ceziri yaşamayacak kadar yorgun hissettiğimizdir
    kendimizi...İstediğimiz tek şey sükunettir.
    Bir tek dilekte bulunursunuz? O, iyi ki varsın dediğiniz insan için: Med­cezirlerle yaşadık bu hayatı
    biz. Ben, savrulduğum bu sahilde bir enkaz gibi yaşarım elbet. Yeter ki, hüzünler sarartmasın yüzünü...

  • Başucu Şarkıları23.06.2017 - 23:47

  • şu an ne dinliyorum23.06.2017 - 23:43

  • aşk22.06.2017 - 12:03

    Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
    Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
    Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
    Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
    Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
    Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
    İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
    İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
    Birazdan sabah olacak...
    Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
    Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
    Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
    Aşkta yarın yoktur sevgili...

  • akıl10.06.2017 - 12:27

    '' Herşeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür. Manevi bağları ve soyut şeyleri görmez..''

  • gece09.06.2017 - 22:04

    Her zaman tam karanlık değildir gece

    Kendimde denemişim ben,

    Kulak ver ve dinle...

    Her acının sonunda bir pencere vardır, Aydınlık bir pencere.

    Hayal edilecek birşeyler vardır.

    Doyurulacak açlık , temiz bir yürek, güzel bakan bir çift göz sevgi dolu bir kalp vardır..

    Hayat vardır bölüşenle bölüşülmeye hazır...

  • Kendi Kendime Dedim ki09.06.2017 - 21:58

    Başkalarında kendimizi görmek,kendimizi yansıtmak ve yorumlamak.. Nasıl bir oyundur bu:? Kaçarken kovalamak gibi.. İnsan kendi kendisinden kaçabilirmi? Tüm oyunların aktörüde figüranıda kendiyken..

  • Tasavvuf Ehlinden Özlü Sözler09.06.2017 - 19:49

    Hileden, desiseden (aldatma, entrika, oyun) endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar, o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O'nun bilgisi dışında, yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan.
    Şems_i Tebrizi..(Sufilerin 40 kuralı )36...