Zindandan Mehmed'e Mektup

Necip Fazıl Kısakürek
339

ŞİİR


1621

TAKİPÇİ

Zindandan Mehmed'e Mektup

Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

(1961)

Necip Fazıl Kısakürek
Kayıt Tarihi : 19.6.2000 08:16:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • fidzen
    fidzen

    Ne söylenebilir ki...Boşuna Üstad dememişler ,bir duygu bu kadar güzel verilebilir.

  • Ali ihsan Öz
    Ali ihsan Öz

    Arkadaşlar bu şiir gerçekten necip fazılın güzel şiirlerindendir burada Allah sevgisini açıklar ayrıca ezberleyecekler için ezberlemek hiç zor değil aradaki kafiyeyi yakalayın :) ben ezberledim size iyi şanslar

  • samet DORTGOZ
    samet DORTGOZ

    BİZİM ogretmen hepsini ezberleyin demiş

  • Yasin SEVEN
    Yasin SEVEN

    ÇOK GÜZEL BİR ŞİİR ...

  • Gizli
    Gizli

    Hayatımda böyle güzel bir şiir görmedim

  • gizli admin
    gizli admin

    büsra kanka burdan türkçe hocasına selam yolluyoruz

  • Busra pullu
    Busra pullu

    Ezberlemek zorundayim cok uzun.

  • Yakup şimar
    Yakup şimar

    Gelmis gecmiş en buyuk şair allah rahmet eylesin bilge insan

  • senem taş
    senem taş

    necip fazıl kısakürek... Yeni neslin tanımadığı adam... Bir neslin gözdesi olmuş ama şimdi unutulmaya yüz tutmuş adam...Hatırlanması gereken en örnek insanlardan biri...Yine bu şiirindede döktürmüş üstad...

  • Mahkum Kelebek
    Mahkum Kelebek

    9 yıl yattım. En son suçsuz olarak 38 ay yattım. Suçsuz olarak 38 ay. Böylece bu dünyanın ve öbür dünyanın ne olduğunu öğrendim. İki tarafta aynı. Değişen bir şey yok.

TÜM YORUMLAR (283)