Yüz Yıl Savaşları Şiiri - Dinmez Er

Dinmez Er
943

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Yüz Yıl Savaşları

Bölük pörçük uykular
Gözlerde uykusuzluğun kanlı izleri
Bilinçaltında kargışlar
Yüz yıl savaşları…
Çeteledir yaşamın adı
Hiç olmadı varlığımın muhasebecisi
Takvim her gün yeniden doğan
Güneşe atılan bir çiziktir.

Güneş dünde kaldı, şimdi vakit kör sabah
Şaşırıyorum sancılı, kahır gecelerine
Nasıl dayanıyor bu kalp?
Her gün daha çoğalıyor
Duvarlarda içi boş sahipsiz çerçeveler
Aşk bir aldanış, bir hayvani şehvet
Puslu karanlıklara açılan kapılar
Ürperten sesleriyle kapanıyor ardımdan
Sokakların kahpeliğine teslimim
Yürü ve lanetle kaderi, küfret ağız dolusu
Sorgula, benim tuzum neden ıslak!
Sezar yakmış tahtını, sarayını, Roma’yı
Diktatörler sırça saraylar bina ediyor.

Ne param var, ne pulum, ne umudum.
Hiçbir şey umurumda değil bundan sonra
Varsın bölük pörçük yastıklarda kalsın uykular
Kuşlar kadar özgür asude yaşamadıysa
Öleceksek karnı tok sırtı pek ölmeli
Onursuz, gurursuz yaşamamalı insan…

Dinmez ER / Çeşme / 2015. 04. 17 /

Dinmez Er
Kayıt Tarihi : 17.4.2015 11:26:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Meltem Ege
    Meltem Ege

    şiir zaten güzel ama finale bayıldım

  • Önder Karaçay
    Önder Karaçay

    Sayın Dinmez Bey;
    Bu anlamlı ve çağın şiiri sayılabilecek şiirinize daha önceleri yazdığım bir şiirimi hediye etmek istiyorum.
    Vatan ve Toprak Dersindesin

    Yaşadığımız her yitimi unutarak mı, yoksa üzerini örterek mi çözeceğiz?
    Belki de bu yaman çelişki bizi bu çıkmaza bağlıyor!
    Dünyana asılı tuttuğun belleğin ne söylüyor sana,
    Hiç yoklayıp kulak verdin mi?

    Dedelerimizin bizim için kurdukları dünyanın değerini hiç düşündün mü?
    Geç kalmış değilsin aslında, sende bir dünya kurmalısın.
    Kurduğun dünyanın gelecek kuşaklara bırakılmaya ihtiyacı var,
    Senden sonrada var olmaya! İhtiyacı var hayatın buna!

    Kafanda bir dünya büyüklüğünde dünya düşün, herkes düşünsün,
    Bırak bırakabilirsen geleceğe bir dünya büyüklüğünde dünyasın aslında sen,
    Sen bırak, bırak bir dünya büyüklüğünde dünya bırakamayanlar düşünsün,
    Sen atalarının bu dünyayı geleceğe taşıyacak düşüsün!

    Eğer toprağa bir ağaç kökü salmamışsan,
    Bil ki kendi kökünü kurutuyorsun,
    Dallarına, yapraklarına, meyvelerine bak o ağacın,
    Serpilmişsin aslında sen büyüyorsun!

    Yediğin kirazlar, domatesler, erikler, kazıklar senin kendi dünyanın pazarından,
    Yoksa dünya hep kazık yersin, dünyaya bir kazık çakamazsın.
    Ne arıyorsun? İşitmemen gereken dış dünyanın bıkmadın mı azarından?
    Kalemini kırıp seni kandırmak için çabalayanlardan vazgeç onun bunun adamından, yazarından,
    Seni yaratan ve seni büyüten demedi mi seni kim koruyacak kötü niyetin nazarından?

    Atan göçüp gitti, hadi toplanıp bir muhasebe yapalım,
    Sonsuzluğun yolculuğuna sırası gelen,
    Sırası gelene kadar her insan emanete sahip çıkar.
    Çocuklarda bulunmalı yanınızda bu sonsuz yolculuğun ve kalan izlerinin,
    Resmini çizmeliler bilinçaltına,
    Çocuklarda söz söylemeli bu hüzünlü yolculuğun arkasında seninle birlikte,
    Tembellikten kurtulacağına bana söz vermelisin.

    Hayat tutamağına elleriniz yapışmalı,
    Sevdiklerinize, dünyanıza, hayatınıza, geleceğinize, özünüze,
    Yapışmalı tadı damağınıza tadı yapışmalı.
    Seni kaidene yerleştirecek raylar atanın sana bıraktığı toprak değil mi?
    Oğul veriyordu bu topraklarda yetişenlerin dalında senin gibi,
    Sen oğul değil misin benim kanadının altında,
    Oğul şimdi ne veriyorsun acı tadında?
    Büyü büyüde büyüle artık beni kendi dalımda.

    Atandan sonra oğul kulübene mi sığınıp kalmasın kendi yurdunda?
    Özgürlük hayatın tadı, vatan ve toprak kaybı hayatın unutulmayan tek acı tadı,
    Sonra kapılırsın bir vızıltı gibi yitimin ahengine tütsülenen özgürlüğünün kokusu!
    Bu belki de son hayat dersidir oğul; vatan ve toprak dersindesin.
    Ben aklıma gelince aklında vatandan başka ne varsa bırak,
    Ona sahip çıkman gerektiği gibi çık,
    Sende senden sonrakilere vatanını benim gibi bırak!

    Hasat zamanı bir toprağın olursa gelir,
    Derelerde balık avlama sevdasına deren yoksa boşuna hayaline tutulsun.
    Dereyi bırakırlar seni sererler yere,
    Atan tanınırdı uzaktan başında bere,
    Anadolu da ayağın bastığı her yere,
    Titretirsin düşmanı sen asilsin göğsünü ger hele!
    Yoksa küstürürsün bu toprakları kendine boş yere!
    Yağmur yiyen deniz gibi ıslandığını anlamazsın,
    Damarlarında akmaz artık kanındaki asil dere.

    Önder Karaçay

    Kutlar saygılar sunarım...

  • Naime Özeren
    Naime Özeren

    Güneş dünde kaldı. Vakit bu günün kör sabahına ermişse, güneş mutlaka doğacaktır şair. Dert etmeyin.Karnı tok ölmek de o kadar dert değil. Ac olalım, açık veya yarı çıplak olalım gerekirse. Ama onursuz olmayalım yeter ki. Kutluyorum şiiri ve sizi içtenlikle...Nicelerine. Saygımla...

  • İsmail Sağır
    İsmail Sağır

    evet kimi yakar kimi de yanar...bu güzel şiir için kutluyorum sizi, tebrikler

TÜM YORUMLAR (4)