Yukarı Tırtar / Köy Kahvesi

İbrahim Çelikli
1151

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Yukarı Tırtar / Köy Kahvesi

Köy Kahvesi

çocukluğumda bu köy
böyle tenha değildi
kimi sorsam Koca Hüseyin
'epeydir gelmez' dedi.

kimin pazarda,
kimin ovada olduğunu
bir bir sıraladı,
Aşçı Ali'nin oğlu

bütün ayak izleri sundurma
bir kahveye odaklanmış
bu karda kışta gidecek yer,
yapacak iş mi? varmış.

pencereden süzülen loş ışıkta
yükselen kör sigara dumanı,
acı tütün kokusu
ve burcu burcu demli çay buğusu
eskimiş afişler duvarlarda
yerler masa-sandalyeler çamurlu

badana bulaşığı,
kamış döşeli tavanda
camlara saldırmış
pencere boyası,
bir köşede sözde erzak dolabı,
asma kilidi tozlu
diğer köşede çay ocağı
ocak girişinde altmışaltı
domino kutusu
köşede konken taşları,
sekide tavla,

mavi gökyüzünde beyaz ay yıldız,
cesetler arasında kırmızı kan
ve atının üstünde ihtişamlı Alparslan
“Türk Bayrağının Doğuşu”
Aşık Veysel dizeleriyle
bir kaç banka reklamı bir de ilan panosu

'-Dost dost nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım, boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır.'

“Koyun verdi, kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır”

'-Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır.'

“İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur, herkeste gördü
Bir çekirdek verdim, dört bosdan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır.'

“Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dova alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır.'

çalı çokaştırılmış sobanın etrafına
kürklerini omuzlarına atmış bir-kaç kişi

kapıdan her giren selam verir onlara
“-aleyküm-selam, merhaba, “
“-merhaba,”
“-merhaba,”
“-merhaba...”

her masada ayrı muhabbet,
konuşmalar argolu
konken-tavla oynayanlarda hiddet
ve seyredenler oyunu

“dinleyen yok” diye,
radyo kapattırılır
köyde kaç adam varsa
yavaş yavaş toplanır
veterinerin ava gittiği en aktüel haber
'Derviş'in yanına gelmiş' diyor
kahvede müdavimler

'hoşgeldin'ler herkesten ayrı ayrı,
sonra merhabalar karşılıklı,
oyunlar bırakılır,
yarenlikler kesilir
ekabir takımına hürmetler gösterilir

ya eller ellere,
ya da gözler gözlere değer
her misafir geldiğinde
kendiliğinden sürüp gider

sonra oyunlara kalınan yerden,
herkes bir yerlere ilişir
dedi-koduya da ama, daha özenli
ne de olsa yeni gelenler şehirlidir

tüfeğe avcıya ava övgü,
palavralara hay hay,
“Köyün Alamanyalısı” Hacıdan
misafirlere çay,

Adilin Arif tok sesiyle attı savurdu..
'-valla len epap,
davşan höyle dibimdeydi
dutturamadım
amma abey çok keklik vurdu'..

Posbıyık yeminle başlayıp bitirdi
böylece sandalyesini
masanın yanına getirdi.

ağzının sol yanında sarılmış cıgarayla
iskambili elinde geldi Küçük Bolat'da

tabakadan tütün koyarken Kara Mercan
uzun uzun konuştu olmasa da anlayan

'-misafirlere bak bakalım gonşu,
birer çay daha içer miyiz'
dedi Sarı Mamıdın Ali
kahveci '-bitirsinler, yenileriz
arkadaş' dedi

'-valla gardşım' dedi Deli Yakıp
herkes ona döndü, oyunları bırakıp,

uzun bir hikayeden sadede geldi
'-ee anlat bakalım Sülaman Bey'
'-Mencilisi' dedi.

vekil çay bardağını masaya koydu,
geçmiş yıllarda kayboldu, yutkundu,

“- '-oğlum sen değimlisin” dedi. dün, nine
bir gün iğne yapmışım' anlattı İbrahime

“valla ne diyeyim hepisi sizlere malum” dedi
bir kaş-göz işaretiyle, Meclise boş verdi

bizim bebek hastalanmıştı
“kurşun dökdürdük”,
“nazar dokanmış”
Döndü Ebe böyle miydi' dedi
…………..
'-bâyâ yaşlanmış'

'-Kara Sümen, Kara Veli, Kara Bayram,
Kara Molla' dedi
etrafta gözgezdirerek
'-Kara Ahmet muhtar yine kara mı köyde'
dedi iç çekerek,

'-şu' diye gösterdi müzmin Halk Partili Necati
gençlerle oyundaki ufak-tefek birini,

Gucur Halil
'-bende mıhtarıdım sayın vekilim' dedi
'-her ne gadar gara olmasamda'
İzzetin Hakkı '-yook gari emmi” dedi
“-sizin devrimiz geçti'
Türkoğlunun Bolat
'-sıra çoluk-çocukta
eski mıhtarların damatlarında'

Hacı Adil '-ulen oolum' dedi
'bu nassı mıhtarlık Alla(hını sever) sen
biçcik mahkeme yolu öğrendi
bu köylü senden'

'-valla' dedi Dehmenoğlu
'eskiden Köyodasında
mahkeme kurulurdu'.
Arif Osmanı, Köseoğlu, Kısıroğlu,
Hasanali heyet olurdu

'-şimdi' dedi Mercenin Osman
'şahitlik var har hafta
ya Menevşe, ya Deli Gelin
yahut da Akdışarlıya'

İzzet Emmi
'-köyde öretmen yok, imam yok
biri ölse', dedi
Felek
'-mezer kazcak adam yok',

Hacı Gozir,
'-iki öğretmen yeter,
okul tamam, yol tamam'
Pandal Memed
'-eğsiğimiz evlere çeşme' dedi
Tıkırdak
'-imam'

'-götürdü Kulosmanı
bir trafik kazası
Gökçe Mamıt tüydü Sengente
köyde bakkal kalmadı,
ısmarıç pazara gidenlere.'

'-eskiden berber gelirdi
haftada bir tıraşa
kalaycı, nalbant dersen
bahardan bahara.'

'-şimdi herkes kendinin berberi,
tıraşı günaşırı
hem de artık hiçbir evde
kalaylancak bakır kap ta galmadı.'

'-öküz Zebitoğlunda,
katır Sağırhasanda,
Helimenin Arifte,'
'-motur ağalarda
patpat Pesede,
minibüs Şıkır Halilde.'

'-şimdi mantafon var
geçi-goyun yerine
hemen her evde
sürü Meme’de, Goyun İrbem’de Bekir'de,
bir de Çil Sülemen'de'

'-goyunpeyniri, yağlıdolaz
Kösenin Gelini'nde
bal Akosman'da, nar Hapbana'da
ceviz Goca Fadime'de
kaykıla-kaykıla deşirir çelenlerin içinde'

'-Gazi Bobuş Emmi;
yağışlardan, bereketten
haber verirdi gelecekden,
hatta soy kütüğünden.'

'-Çatkılı,
Hamza,
Ala Kemal ovada öldü,
Akmemet,
Hasan Ali,
Müneviroğlu uzakdan geldi.'
'-askerde,
dağda,
yolda kaldı
Feleğin çocukları'
'-çok mücadele ettiler dayım'
dedi Macar Apdıllası

Kel Bayram hastaydı
gurbetten geldiğinde
Keklikoğlu köylüdür,
epeydir gelmese de.

Kara Mullanın,
Topal Ismayılın çocukları
Müslüğün Şaban,
Gozir Memedi
Kabak, Sucu, Nuri,
Iraz Ebenin Ahmet,
Bobuşun Osman

Azgının Ali İhsan,
Hacımemedin Yaşar,
Kara Mercenin Teber
Hacıların Memed,
Genç Amadın Ramazan,
Mustattin,
Garib Osman, Muzafer,

Aynının Osman,
Kara Bayramın Ramazan,
Yabırın Bolat ile Yabır Hasan
Adilin Hacı Hüseyin,
Hasan Alinin Bolat,
Türkoğlunun Bolatan

Çil Murat,
İzzetin Ali,
Fadımanın Abdılla,
İrecebin Fa(h) ri
Goziroğlunun Memet,
Devecinin Gonyalı,
Yamık Cöbenin Halil,
Dal Memedin Irafet

Sadullah,
Halis,
Nazım, Doğan, Mükerrem,
Ormancı Sülemen,
Karavelinin Ali,
Hacı Aptıllanın Cöbe Osman,
Terzi Hasan, Çolak Mercen
çok oldular gideli..

Hacıoğlunun Ismayıl asabi,
laubaliliği sevmez
Kör Sülemenin Ismayıl
ıslık olan yerde eğleşmez
Leylekoğlu meyancıbaşı,
arada anlaşmazlık istemez
gardiyan oldu Pısılı
İzmir’e gitti-gelmez.

Hidayet ilk eğitmen,
Memed Ali ilk öğretmen,
Dalgüllünün Osman
ilk burs kazanan köyden

yirmi kadar tekniker çıktı köyden,
birkaç tane mühendis
birkaç tane de ö(ğ) retmen,
on kadar çavış bir o kadar da polis

'-göçtüler' dedi İbi; 'Çakalkızı,
Çakalebe
Eminecik,
Kısır Aşa
Koyunkızı,
Koca Hesne,
Yörük Ebe,
Kara Haçça,
Irazca

Sultan Gelin,
Hacer Ebe,
Ciçili, Topal A(y) şa,
A(y) şa Dudu, Antalyalı, Ümmüce
Pakize, Göktepeli,
sanki Göplek sağ daha

Akili Ebe Musduğu evlatlık aldı,
Çırak, Zülfikar, Kürtveli
İzmir'e ev yaptırdı.

Macarların köy odasında
eski yarenlik yok
Şaban Emmi de,
Hacı Mehmed oğlunda
eski gençlik yok.

Ankaralı ovada,
Dalmemed avlıkda,
Dıngıdık; Hasançeşmede,
Kösenin İrbem koyunda,
Dehmendede evinde,
Yamık Cöbe kirmenle
kıl eğirmekde

Kara Hacı
hergele güderek geldi-geçti.
Üsükdede
piz, mumlu iple papba tamir ederdi..

Kısır Hasan
tenekeden kavurga tavası
Hacı Osmanoğlu
beldanat, dirgen, urgan, eğeyf,
kağnı, boyunduruk ustası...

Derviş Emmi de bu işlerde
herkese yardım ederdi
üstelik iyi avcıydı
bir de “eşek çekerdi ”...

Topal Mevlüt işden eve
sekerek karda kışta
Hacıoğlunun Sadetin
kulağı ajanslarda

Kopretifçi Ramazan,
Hacıbey, Çöllü, Leylek
gelişmelerden dem vurdular
böbürlenerek.

Alicik,
Osman,
Kör Melit ovaya bes(ih) ane yaptılar
Yan Halil sebzelik,
diğerleri elmalık kardılar

bir zamanlar ovada
guş içecek su bulunmazdı,
Gara Helime
Payamdaşa küp koyardı,
su eğsilir,
gübeç dolu durmazdı

şimdi ganal sutaşır,
bahçası var herkesin
yol dersen, asvalt oldu,
Devlet zeval görmesin..

Eğriparmak
tasdiklemek için söz alacaktı
Ak Mehmedin İrbem
Ankara'daki ilgiyi aktardı,

Türk Alinin Amat elinin tersiyle
masanın ucuna itti tavlayı
'-efendm halıcılık bitti,
elmacılık bitti'
diye hayıflandı

'bir ziraatçı olalak dedim ki
meyveye budamayın ağacı''
'gedin-görün' dedi Koca Durmuş
'ben budadım Muhtarın Almalığı'

Tıkırdak
'-yardımın oldu muydu
almalık da olur,
halı da olur' dedi,
'-hatta geçi de olur'..
Hoca Memed
'-çiftçilik yapcağsan gerekli motur'.

Musdukoğlu
'-ağa' dedi
“köyde yaşaycağsan
topraktan şaşmağcan'
Değirmenci (Hacı Memed)
'-emek vercen,
çalışacan,
uğraşcan'

Leyleğin Bolat
'-len valla
hiş adam olan
olmuş mu' dedi
çabalamaynan'

'-işi bilecen emme;
paran da olacak' dedi
Çavış Osman

'-ben goyundan başkasını
bilmen arkadaş' dedi
Ak Memedin Hasan Üseyin

Ismayılcığın İrbem
'-onuda yem-yeygi satın alsan
başedemezsin'
'-vay boba vay' dedi Masır Osman
'hesaplarsan ekmee yiyemezsin'
'-hesaplamazsan' dedi
Deli Mamıt,
'-İzmir'den döner gelirsin'

'kapitalizm,
sömürü,
işçihakları'...
dedi Ala Veli
'ne alakası var bizim oğlan'
dedi Kel Sülü,

Bedelin Memed Ali
“-valla sizinki” dedi
“-tezvir dava
abıdık-gubuduk ”
'-Allanaşkına boşverin
böyütmeyin ya'
diye yatıştırdı Pala Musduk

'-ne iş yaptılarsa
önüne gitmedi birtürlü'
dedi Arif Ağa
'-Ümmünün Durmuş,
Yakıbın Yılmaz,
bi de Angaralının Hamza.'

'-ne yapalım arkadaş Allah Allah'
dedi Sarı Üseyin,
'-durun bakalım epap'dedi
Sarı Mamıdın Nahat,
'dinleyin'..

'-gözel Irapbım verir rızkımızı' dedi
tevekkülle Kabışın Musa
'-o zaman' diye kesti Deli Aziz
'motur şavkında
davşan avladığıma garışma'

Semerci
'-amma' dedi
'-söz temsili' dedi
onaylamadı,

Deveci
'-emme çocuğunu okutanlar çoğaldı'
'-mezbur okuyup gitmeye
köyün çocukları'
dedi bekçi Bam Bayram
'-çiftçilikten beklenecek hayır kalmadı'
diye yakındı Gafar Hasan..

'-besmelesiz iş dutuyoz' dedi
İbiş 'bereketsizlik ondan'
'ülen bu köyde ırakımı içiliyo' dedi
Tıkır Ramazan

Gucur Halil
'-konaklar terkedildi,
ya da bir kişi kaldı
Koca Fadime,
Müslük Ebe,
Pakize,
Sarımamıdın Garı.'

Yakıp Emmi
'-evler veran,
……………..
inşaat olmayınca,
…………….
köyden göçtü ustalar'

Necati
dudağını yalayıp “-evet” dedi
Yakıp Emmi devamla
'-ihi Amele Kazım,
işdaa Kösenin Mazin,
Gaz Amede beş basar'
Topal Melit
“öyle emme neye yarar”

Gara Amat
'-Sarı Alinin Melit,
Gara Velinin Bolat,
Berber Melid Ali
gardiyan oldular.”

Saat Ali
'-Arif Usta,
Üsüğün Melit
kazada
götüre müta(h) itlik yapıyollar.'

Deveci
'-her memlekette' dedi
'köyümüzden mamir var'
Senget mekdabı da bu köyün bi veli-nimeti

Sağır Hasan
'-çobanlar da işçi hinci
İzmir'de yüz hane kadar
üsdelik sogortalılar.”

Antalya’da bir mahalle,
Isparta’da yetmiş hane
Ankara’da, İstambol’da,
hatta Denizli’de bile..

'-onlar da isteyollar
köyün önünü açalım'
'-amma”
“-hepsi güçcük memur,
kendilerini kurtarıyollar anca'

'-işlerinde patron yok,
pulitikacı yok,
müdür yok
'-bir iş bulsa
köyden getcek adam çok'
“İsdambolda Nuri bey,
bilmeyon Patir Osman neci
Antellede Hasan bey,
Sengetde Mamıd
Alamanda Amad
ve dahi birgaş gişi
ne oldukları belli deği
göya partici”

Kara İrbem
'-amma torpilimiz yok' dedi
'-dayımız da
bari sövabına
bi el atsan'
“-ne olursa sizden olcak efendim gaari”
diye köy adına yalvardı
sığır çobanı Al(i) İhsan

hacı takkesini eline alıp,
başparmağına dolayarak tespihini
bademci Saat Ali
söz alıp,
dileğe püskül dikti,
'-efendim
………..
tarafınıza malim hepiciği
……
neye, siz de bu köyün evladısınız hinci
arife tarif ne ğerek değil mi”
etraftan “-doooru” dedi biriler
Sateli “-efendim” dedi
sustu,
devam etti
“-köylünün içler acısı hali'

diğerleri de tasdikledi
Mırı Şaban sessizlikten istifade etti

“-yoğu bilimin seen demiş evveli biiiiiiiri
yookk, yok işdecik yoook, yok”

Nahat, bekletmedi
“-asıl tok acın halini ne bili,
toook tok”
..
“-üsdünüze alınmayın tabi”

Akmemedin İbirem
“-Almanya'ya gitti dönemedi Sıçtı Kazım,
Kadir Ceylan,
çoluk-çocuğunu da aldı-ğetdi
Hacıların Ramazan,
Adilin Amat, Devecinin Yusuf
Kelbayramın Arif
bir de Azizin Hasan

Gara Amad;
'-Almanya’dan dönenlerde
köyde kalamadılar
İrecep, Kazım, Bolat,
Veysel,
Tahsinin Sarı Yaşar'.

ayağında çarık,
pantolonun üstünde yünçorabı,
Dört Osmanın Halilin,
yirik dudağında cıgarası,
kimseye aldırmadan
'-günsüz doğmuş yeğen'
'anasını emdirividim
titreyo zati der(h) al alget'
'-sağol emmi' diye
iki ön ayağından
yakaladı Sadıç Memet.
sobaya yanaştırdı, oğlağı
gözler bu defada oğlağa,
oğlağın göbek bağına odaklandı

kapı açıldı-kapandı
'-hoşgeldiniz' dedi etrafa bakındı
yakası köybekçisi armalı
Mustafacık ayakta kaldı

Gave zınga zınk dolu
derken içeriye,
kasketli, süvari pantolonlu
omuzlarında paltosu
herkesin yer vermeye çalıştığı
Osman Çavışın Hoca,
vekil onu kucaklayıp
oturttu sağ yanına

çayları tazeletti,
'-sor bakalım ne içerler'
Macar Halil
“-buyurun emmiler”
vekil beni işaret etti
Topal Kahveci
“-ona sormaya nüzum yok”
'- o açık içer'
evet hala bilirler beni, bilenler
o terkedilmiş köyde,
geçse de seneler

hala o köyden biriyim kendimce
hala o kahvedekilerden olamadan,
o köylü, ama onlara göre de,
onlardan biri olamayan

o köyün çocukları,
yıllar sonra da
hâlâ o köyde
ve hâlâ çocuk,
geçen gün biri (Durmuş Ali) yle,
saatlerce oturduk.

hala orada,
ne güzelmiş
o köyde
çocukluk
Kabak Öğretmenden,
Dere Çeşmeden
konuştuk…….
sanki neredeyse hala geriye çekilip
çeşmenin ayağındaki
yolaktan atlayacaktı
ve karşı bayırdaymışçasına
yan basıyordu ayakları

geriye dönüp baktım
karıştı yıllar
özlediğim,
çocukluğum
anılar...
adını anamadığım
güzel insanlar,
güzel anılar
güzel dostluklar,
güzelim köyüm...

........
Yukarı Tırtar

İbrahim Çelikli
Kayıt Tarihi : 24.11.2006 11:49:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bir zamanlar yörede baytar olan eski CHP Genel Sekreterlerinden Sn Süleyman Mutlu'nun avdan dönerken köy kahvesini ziyareti ve ('ÇALI' nın başladığı ve bittiği zaman) , başka gidecek yeri ve meşgalesi olmayan Yukarı Tırtar Köyü'nden insan manzaraları Hasret ve sevgilerimle İbrahim Çelikli

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sami Bağcı
    Sami Bağcı

    Hocam uzun ve özenli bir çalışma. Köy kahvesi muhabbetleri hoş olur, ne hoş yansıtmışsınız. Kutluyorum, saygılar.

    Cevap Yaz
  • Nevzat Hacibektaşoğlu
    Nevzat Hacibektaşoğlu

    özay gönlüm geldi aklima sizi okurken..
    o türkülerini söylerken özünü hiç bozmazdi..
    siz öyle bir anlatim sundunuzki,ben sanki o köye gittim o kahvede ismarladiğiniz çayi içerken sizi dinledim bu şiiri okurken..
    anadolu kokulu şiir bu şiirin bendeki adı..
    şair:
    sevgimkere
    saygimkere

    Cevap Yaz
  • Türkan Ay Dinçer
    Türkan Ay Dinçer

    geriye dönüp baktım
    karıştı yıllar
    özlediğim,
    çocukluğum
    anılar...
    adını anamadığım
    güzel insanlar,
    güzel anılar
    güzel dostluklar,
    güzelim köyüm...

    Bu günün çirkinlikleri içinde geçmişteki güzelliklere özlem duymak ve o özlemleri hikaye şeklinde dizelere aktarabilmek çok güzel.

    Yüreğinizi ve kaleminizi kutluyorum. Saygılarımla

    Cevap Yaz
  • İlkay Özdoğan
    İlkay Özdoğan

    gocaman bi köyün ölüsüyle dirisiyle tasvir edildiği bir tiyato sahnesinin tozunu ciğerlerimize çekercesine okuduğumuz bu şiir için şaire teşekkürlerimizi sunar başarılarının devamını dileriz...
    yeni şiirlerde buluşmak dileğiyle...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (4)

İbrahim Çelikli