Yoksullaşan Toplumda Yaşam Memnuniyeti V ...

Dinçer Demirel
387

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

Yoksullaşan Toplumda Yaşam Memnuniyeti Ve Mutluluk Algısı Değerleri; (YAZI)

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2010 yılı sonuçlarından yaptığı hesaplamaya göre, Türkiye genelinde halkın yüzde 46,2’si geliriyle ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor. TÜİK Yaşam Memnuniyeti Araştırma’sının sonuçlarına göre halkın yüzde 13,1’inin geliriyle hane halkı ihtiyaçlarını çok zor, yüzde 33,1’inin de zor karşıladığı TÜİK verilerinde yer almaktadır.

Aynı araştırma sonuçlarında geçim zorluğu yaşamayanların oranının yüzde 39,6 olduğu, geçimin kolay sağlayanların oranının ise yüzde 12,3 olduğu, geçimini çok kolay sağlayanların oranının da yüzde 1,9 olduğu görülmektedir.

Gelir gurupları yönünden hane halklarının ihtiyaçlarını karşılama düzeyine bakıldığındaysa asgari ücretlinin durumunun dikkat çektiği görülmektedir. Asgari ücretlilerden geliri 630 TL ye kadar olan gurubun yüzde 30,7’si geçimini çok zor, yüzde 42,4’ünün ise zor geçindiği belirtilirken yüzde 22,4’ü geçimini orta düzeyde, yüzde 4,3’ünün geçimini kolay sağladığı, yüzde 0,3’lük kesim ise geçimini çok kolay sağladığını ifade etmiştir.

Bu oranlar aylık geliri 3.851 TL. ve üzeri olan grupta ise tam tersi yönde sıralanmaktadır. Geliri 3,851 TL. ve üzeri olan bu kesimin içinde geçinmekte çok zorlanan bulunmazken, zorlandığını belirtenlerin oranı yüzde 4,6’da kaldı. Söz konusu gurubun yüzde 29,7’si orta, yüzde 47,2’si kolay, yüzde 18,5’i de ay sonunu çok kolay getirebildiğini söylemiştir.

TÜİK’ in Yaşam Memnuniyeti Araştırması’ndaki verilere baktığımızda kalabalık ailelerin geçinmekte daha çok zorlandıkları ortaya çıkmaktadır. 7 kişi ve üzeri ailelerin yüzde 39,8’i çok zor, yüzde 7,4’ü zor, yüzde 52,9’u ise geçimini orta düzeyde sağlayabildiğini ifade etmiştir.
4 kişiye kadar olan ailelerin yaklaşık yüzde 50’sinin çok zor geçindiğini, yüzde 37-38’inin ise geçimini orta düzeyde sağladığı, yüzde 13-14’ünün ise geçimini kolay sağladığı TÜİK verilerinde yer almaktadır.

***
Şimdi birazda TÜİK’ in 2010 yılı halkın mutluluk algısı araştırması sonuçlarına bakalım. TÜİK 2010 yılı Mutluluk Algısı araştırmasında halkın yüzde 61,2’sinin kendini mutlu, yüzde 10,7’sinin ise kendini mutsuz hissettiğini söylemiştir. (TÜİK 2009 yılı verilerine baktığımız zaman halkın yüzde 54,3’i mutlu, yüzde 14,6’sı mutsuz olduğu görülmektedir. Kadınların mutluluk oranı yüzde 62,7 erkeklerin ise yüzde 59,6 olarak görülmektedir. Eğitim düzeyi arttıkça mutluluk düzeyinin de arttığı görülmektedir. Yine evlilerin bekârlardan daha mutlu olduğu araştırmada yer almaktadır.) Bireylerin mutluluk kaynağı olarak gördüğü kişiler ise yüzde 70,9’u aile, yüzde 13,2’si çocuklar, yüzde 7,5’i eş, yüzde 3,1’i anne- baba şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yüzde 1,9’u ise mutluluk kaynağı olarak kendisini gördüğünü söylemiştir.

2010 yılı mutluluk kaynağı olan değerlere baktığımızdaysa; bu değerlerin başında yüzde 71,2 ile sağlığın geldiği görülmektedir.(2004 yılı % 67,1–2005 yılı % 69,2–2006 yılı % 72,1–2007 yılı % 71,1–2008 yılı % 71,1–2009 yılı % 70,7) sağlıktan sonrada sırasıyla; yüzde 13 ile sevgi, yüzde 6,9 ile başarı, yüzde 4,6 ile para yüzde 3,5 ile iş, yüzde 0,9 ile diğer sebepler şeklinde mutluluk değerleri olarak ifade edilmiştir.
2010 yılında geleceğe umutla bakanların oranı ise yüzde 72,8’olarak tespit edilmiştir bu oran 2009 yılında ise yüzde 65,5 idi.

Araştırma kapsamında son bir yılda ki ekonomik gelişmelerin bireyler üzerinde ki etkisine bakıldığındaysa halkın yüzde 54,2’sinin ucuz ürünler tüketmeye başladığını, yine yüzde 33,8’i bu süreçte borçlandığını, yüzde 21,7’si gelirinin azaldığını ifade etmiştir. Bireylerin yüzde 22'si borcunu ödediğini, yüzde 13,1'i ise gelirinin arttığını bildirmiş.

***
Şimdi TÜİK’ in yukarıda ki Yaşam Memnuniyeti ve Mutluluk Kaynağı Değerleri verilerini karşılaştırdığımızda aklımıza şu sorular takılıyor. Bu süreçte halkın yüzde 46,2’si gelirleriyle ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, yüzde 54,2’si ucuz ürünler tüketirken, yüzde 33,8’i borçlanırken, yüzde 21,7’sinin geliri azalırken, bireylerin yüzde 22'si borcunu ödediğini, yüzde 13,1'i ise gelirinin arttığını ifade ederken nasıl oluyor da yine aynı halkın yüzde 61,2’si kendisini mutlu hissedebiliyor!
Yine aynı verilere baktığımızda mutluluk değerinin başında yüzde 71,2 ile sağlığın yer aldığını görmekteyiz. İnsanların sağlıklı olabilmesi öncelikle yeterli ve dengeli beslenmeden geçmekteyken geçimini sağlamakta zorlanan insanlar yeterli ve dengeli beslenmeden uzakta ancak karnını doyurma mücadelesi içerisindedir ve sadece karnını doyurma mücadelesi içerisinde olan insanlar da karnını doyurabilmek için mutlaka ucuz besinlere yöneleceğinden dolayı hem sağlıklı beslenemeyecektir hem de vücudun günlük ihtiyacını karşılayan çeşitli vitamin ve minerallerden mahrum olduklarından dolayı sağlıklı yaşam kalitesinden uzak kalmaktadırlar, böyle durumda ki insanlar nasıl oluyor da kendisini sağlıklı hissedebilmekte, sağlıklı olduğunu iddia ederek mutlu olduklarını söyleyebilmektedirler!

Yukarıda ki istatistikî verilere bakarak bu veriler arasında gerçekçi ve mantıklı karşılaştırma yaptığımızda ortaya kaderci toplum yapısı sonucu çıkmaktadır. Yani rızkımız bu kadarmış diyerek boyun eğmişlik içerisinde yoksulluğu kabullenmiş, muhafazakâr, kaderci bir toplum yapısı…
(Böyle yoksulluğu kabullenmiş, muhafazakâr kaderci toplumlarda ki bireylere birkaç torba kömür, birkaç paket nevale yardımı da yapılınca ve bu yardımlarda sürekli hale getirilince doğal olarak o bireylerin oluşturduğu toplumlarda ki bireylerde kendisini fazlasıyla mutlu sayacaktır. Hele hele ellerine de üçbeş kuruş para geçince artık değmeyin bunların mutluluklarına…)

***
Halkının yarısı geçinmekte zorlanan bir ülke, yolsuzlukların ve haksızlıkların alabildiğine arttığı bir ülke, hortumcuların, hırsızların, soyguncuların, suçluların, kaçakçıların sokaklarda serbestçe gezdiği bir ülke ve gün be gün yasakların, baskıların her alana hâkim olduğu bir ülke… Herhalde günümüzde yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar ile uğraşmanın ve mücadelenin sonucu bu olsa gerek!

***
Siyasi partilere 12 Haziran genel seçimleri nedeniyle 218.200.741 lira (218 milyon 200 bin 741 TL.) seçim yardımı yapılacakmış. Ne diyelim ülkemizde insanlar geçimini sağlamakta zorlanırken 218 milyon 200 bin 741 lira meydanlarda har vurulup harman savrulacaktır.

Birazda madalyonun öteki yüzüne bakalım. Ülkemizde birçok hane halkı günlük temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için su, elektrik, telefon, doğalgaz, vb. birçok faturasında zorunlu olarak tasarruf ederken, yine geçinebilmek için mecburen ucuz gıda ve giyime yönelirken, sadece TBMM.’sinin vekillerin telefon konuşmalarına ödediği ücrete baktığımızda karşımıza çıkan rakam; TBMM.’si 2010 yılı 1 Ekim’de tatile girerken vekillerin bir yıllık cep ve sabit telefon ücretleri faturası 3.233.027 TL (3 milyon 233 bin 27 lira) imiş. Vekillere ödenen cep telefonu hat sayısı birden ikiye çıkarılırken, talep etmeleri halinde ise kullandıkları iki adet makam telefonundan bir tanesinin de uluslar arası görüşmeye açılması karara bağlanıyor. Ekim 2009 ile Nisan 2010 dönemlerinde TBMM’si personeline ödenen giyim istihlak bedeli toplamı 4 milyon 144 bin 577 TL, tahakkuk ettirilerek personelin hesabına nakit olarak yatırılmıştır.

SGK. Bünyesinde (SSK-Emekli Sandığı-Bağ kur) çalışan ve emekli vatandaşlarımız gözlük almak istediklerinde cam ve çerçeve bedeli için toplam 43 lira alabilirken ve bununda yüzde 20 sini katılım payı olarak geri öderlerken, vekillerimiz ise gözlük camı ücreti olarak 150 lira, çerçeve bedeli olarak 250 lira, toplamdaysa 400 lira devlet yardımı alabilmektedirler. İşte ülkemiz asıllarıyla vekilleri arasında ki yaşam farkı, yaşam memnuniyeti ve mutluluk değerleri farkı…

Ülkemizin asılları yoksulluğu kabullenerek, rızkımız bu kadardır diyerek kaderine razı olurken vekilleri ise tam tersi bir anlayış içerisinde her şeyin daha fazlasını istemekte ve sahip olmaktadırlar…

Dinçer Demirel
Kayıt Tarihi : 19.3.2011 22:26:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Gökhan Aynacı
    Gökhan Aynacı

    evet aynen öyle hamdolsun felsefesi abi ama diğer taraftan cebi dolanları gören yok işin kötüsü insanlar başlarındaki bir insanı tanrı zannediyor o ne derse o ee gerçek tanrı nerede o zaman!!bu şekilde kendini tanrı sanan sanrıların ömrü bir yere kadar gider bir yerde tökezlerler ama millet olarak birşeyleri beraber düşünürsek herşeyin çok güzel olmaması için bir mazeret olamaz bu ülkenin zenginliğinde milletten başka herkes faydalanıyor nasıl işte ben anlamadım

    kutlarım abi yine her zaman ki gibi

  • Namık Cem
    Namık Cem

    yapay gündemlerle karartılan tablo..
    kutlarım
    namık cem

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    duyarlı yüreğin haklı tespitleri çok güzel. her zaman bir uyu ninnisi buluyor hükümetler devletin politikasıda gerçekçi olmayınca aldanan halk oluyor. kaderci, bastırılmış bir toplumu yönermekte kolay oluyor. Allah islah etsin

TÜM YORUMLAR (3)