Yetim Şiiri - Yücekaya Ömer

Yücekaya Ömer
105

ŞİİR


18

TAKİPÇİ

Yetim

eski bir maviydi gözleri
kahrını suskunluğunda gizleyen şehirli bir göçebeydi
Anka soylu kuşlar uçardı göğünde
kızınca bir mavzer gibi patlar
susunca taş gibi susardı

bir bağlamanın tınısına kulak kesilir
“işte bu türküye bir cigara içilir evlat ” deyip
tütünü ciğerine son nefesi gibi çekerdi
ve dumanı göğe savurduğunda
sanki bütün acıları dinerdi

sesi gök gürültüsü gibi gürleyip
içinizi üşütse de zemheri bakışları
bilirdim…
iğde kokulu bir köy türküsüne ağlayacak kadar
yufka yürekliydi

ne zaman duysa çocuk ölümlerini ve hayvana ilişenleri
evcilleşmiş acıları vahşileşir, yüzü acıyla gerilirdi

ahh toprağın çığlığını duyup
rüzgarın derdini bilenim
ahh acımı bal eyleyenim
adına yaşamak dedikleri bu kanlı yarışı
sensiz hep kaybettim ben
ve hep yalın ayaktı çocukluğum
karda kışta

üstümden alıp gittin gölgeni
ipi kopmuş bir tespih gibi dağıldım
toplayana aşk olsun

kimselerde bulamadım
senin gözlerinde ışıldayan merhameti
ve avuçlarından fışkıran bereketi

baba…
öldüğün gün; beni de gömdüler toprağa
ikimizde ölü, ikimizde yetimiz şimdi

Yücekaya Ömer
Kayıt Tarihi : 10.6.2020 15:40:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Ahmet Kırmızı
    Ahmet Kırmızı

    bazen susup acılara kulak vermek gerek...

TÜM YORUMLAR (1)