Yenilmişler İçin 5. Parça Şiiri - Yorumlar

Orhan Alkaya
28

ŞİİR


45

TAKİPÇİ

“Bülent’e, Nihal’e, Ayşe Sıla’ya”

yurdum, uzun gözlü akşamın yurdu
birlikte çıktığımız bütün yollarda sarsak adımlarımla
adımla kaldım tek yönlü gidişlerde
-yolunu yitirmiş bir kurtarıcının düşleri nedir ki? -
nedir ki bir Ukrayna boşluğunda çırpınmak

Tamamını Oku
  • Menevşe Meneviş Köylü
    Menevşe Meneviş Köylü 11.12.2011 - 23:51

    şiirdeki dokuz sekizlik ölçüden midir nedir, rakkaseler bu ritmi duyunca sahneden inmiyor.

    bari 9-8'lik tempoyla harmandalı oynayacak bir efe görseydik...

  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra 11.12.2011 - 23:48

    BU ÜLKE’de sağcı-solcu yoktur, ilerici-gerici yoktur, namuslu ile namussuz vardır.. Siz namuslular safında yer alınız..

    Cemil Meriç

  • Menevşe Meneviş Köylü
    Menevşe Meneviş Köylü 11.12.2011 - 23:25

    Uzun şiirleri okumanın zorluğunu örnekli anlatım konusuna malzeme. Hele de lafı dolaştıran cinsine rastladıysanız... yandınız.

    Bizi bu dertten kurtarsa kurtarsa Anka Kuşu kurtarır. Kaf dağının ardına uçacak 30 yiğit kuş, 30 tane zümrüdü anka, 30 tane yükseklerden seslenen Huma Kuşu kurtarır.

    göğün göğsüne bakıp hiçbir kuş düğünü görmemiş bir şiiri de kurtarsa kurtarsa uçan halı kurtarır.

    şimdi buraya yazacağım ŞİİR sayfada duran şiire yorum niteliğindedir. bence.

    saygılar,

    Öldü
    Baştan başa hükmederdi bir zaman
    Davut oğlu Sultan Süleyman d’öldü
    Omuz verip Kaf Dağı’nı kaldıran
    Haz(i)ret-i Hamza pehlivan d’öldü

    Firavn köşküne atlı giderdi
    Doğudan Batı’ya hüküm ederdi
    Bin deveyi bir akçaya güderdi
    Veysel Karan gibi çoban da öldü

    Kalsa dünya Muhammed’e kalırdı
    Can satın alınsa Nemrut alırdı
    Çıkmayan canlara derman olurdu
    Hekimler hekimi Lokman da öldü

    Hani n’oldu “Dünya benem” diyenler
    Geldi geçti milyon altın sayanlar
    Görünmüyor adam eti yiyenler
    Koca devler ile Şahmeran d’öldü

    Felek bir değirmen kurmuş öğütür
    Şahları aldatır bizi aldatır
    Güzellerin efendisi beyidir
    Mısırlı Yusuf-ı Kenan da öldü

    Türk ulusuna Latin harfi okutan
    Düşmanları uzaklardan bakıtan
    Saltanat köşkünü yıkıp dağıtan
    Atatürk gibi kahraman da öldü

    Şu görünen dünya canlarda birgün
    Hep ölüp giderler onlar da birgün
    Ya bu gün ya yarın günlerden birgün
    Derler ki Hüseyin Görsoy da öldü

    Aşık Hüseyin Gürsoy

  • Namık Cem
    Namık Cem 11.12.2011 - 22:17

    saygıyla
    namık cem

  • Tayyibe Atay
    Tayyibe Atay 11.12.2011 - 22:06

    şiir denilen şey bana göre de insanın vahiy halidir...içinde Tanrı varmış ya da yokmuş hiç önemli değil...yeter ki insan olsun içinde...

    evet,gerçek yorumcular ayakta tutar siteleri...onların görüşleri,şiirin içinden el sallamaları sevindirir kalem oynatanları,şiire emek verenleri...yoksa nasıl yolunu bulur şiir denen şey...

    bu bağlamda,sevgili Sinyali'ye teşekkür ediyorum yazdığı yorumlar için..çok şey öğreniyoruz biz onlarla;bilmesini isterim.lütfen devam diyerek...

    şiire gelince;şiir anlayışım dışında kalan,imgelerle düğüm düğüm olmuş,uzun mu uzun bir şiir...okudum ama,okuduktan sonra aklımda kalan ne diye sorduğumda,yanıtsız kaldım açıkçası...sanırım beni aştı bu şiir...zaten ufacıktı aklım,şimdi ise hepten akılsız kaldım:)))

    herkese saygılarımla...

  • Mehtap Altan
    Mehtap Altan 11.12.2011 - 20:31

    aklımızın sınırlarındaki yolculuk

    dar kapılar arasından sızacak ruhun nârâsındaki nihavent kıvranışlardır...

    hadi şiir! sunaklarımızda biriken güneş susuşlarını sağalım imgelerimize...

    tebrikler değerli şair...

  • Vahdet Mehmet Güneş
    Vahdet Mehmet Güneş 11.12.2011 - 20:09


    Bu felsefe dolu mısralar bana buğün seyrettiğim-AYNA PROĞRAMINDA-NEPAL ülkesinin felsefi hayatını hatırlattı -tebrikler kaleminiz daim olsun

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara 11.12.2011 - 18:37

    Evrim Beyefendi,

    Bugün ne oluyor size bilmiyorum...Alınganlığınız üzerinizde..Sizin şahsınızı zerre kadar düşünmeden yazdığım bir yazıyı niçin üzerinize aldığınızı anlayamadım...Başta kendiminki olmak üzere burada yazılan yorumları şiirin düzeyine göre eksik görmek hakkımın , böyle bir fikrimin olması bana çok normal gözüküyor..Elbette bu benim şahsi düşüncem..Nitekim burada kim yazıyorsa zaten yazdığı yazılar herkesin şahsi düşüncesi...Siz de bu şiire benim yorumum tamamen mükemmeldir , hakkını veriyorum diyorsanız bu da sizin görüşünüz olur ve saygı duyarım..Ama katılmak zorunda değilim bu fikrinize..

    Bakın değerli yorumcu , sözlerimin şahsınızı hedef alan bir yönü yoktur....Lütfen birbirimizi doğru anlamaya çalışalım...

    Ben bu kıymetli şiire bir yorum standardından söz ediyorum...Bunu şahsım olarak yapamamanın üzüntüsünü ve bugün bunun yapılmadığına dair kanaatimi belirtiyorum..

    Ve bu şiiri bir on gün kadar özümseme yönünde kendime bir mühlet biçtiğimi , bu içselleştirme ve sindirmeden sonra daha mufassal , daha tafsilatlı bir yorum yazmak konusunda bir hedefi kendime koyduğuma dair bir sesli düşünme yapmışım...

    Bunun buradaki yorumcuların şahsını küçültmekle bir ilgisi bulunmamaktadır..Sadece yorumların, çok hoşlandığım bir şiir karşısında bana kifayetsiz göründüğünü söylemekten ibaret olan bir yazımın maksadını başka yerlere çekmeyin lütfen...

    Saygılarımla

  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra 11.12.2011 - 18:01


    Şiir gibi bir yazı buyrun....

    A. Ali Ural

    Bana bir koyun çiz!
    - Lütfen... Bana bir koyun çiz!
    - Ne dedin?
    - Bana bir koyun çiz...


    Küçük Prens, çölde uçağı arızalanmış bir pilotla konuşuyor. Sekiz günlük suyu kalan pilot uçağını tamir edemezse ölecek. Serap değil, bir çocuk kendisinden resim çizmesini istiyor. Yerleşim merkezlerinden bin mil uzakta, her saniye tabutuna bir çivi çakarken, bu in mi cin mi olduğu belli olmayan çocuğa uçağın tamirini bırakıp koyun resmi çizecek! İyi de bu çocuğun ne işi var sahranın ortasında.

    - Peki ama... Ne yapıyorsun sen burada?

    En meşgul zamanında bile insan bir çocuğa beş dakikasını ayırabilir. Fakat ortada bir çocuk var mı gerçekten. Çölün yeni bir oyunu olmasın!

    - Lütfen... Bana bir koyun çiz!

    Exupéry, kahramanının sabrını sınıyor. Pilot pekâlâ kovabilir çocuğu yanından. 'Çocuğum senin işin gücün yok mu!' diyebilir. Hem bakalım resim çizmesini biliyor mu! Cebinden bir kâğıtla dolmakalem çıkardığına göre biliyor. Yok, yok duraksadığına göre bilmiyor. Çocukken ne zaman resim çizmeye kalksa önüne matematik problemleri koyduklarını hatırlıyor birden.

    - Ziyanı yok. Sen bana bir koyun çiz.

    Çocuğa 'Hayır,' demekten zor bir şey yok. Sonunda bir koyun çiziyor pilot Küçük Prens'e. Fakat mutlu değil çocuk. Çünkü hasta bir koyun bu. İstek üzerine yeni bir koyun resmi çiziyor. Fakat bu resmi de beğenmiyor çocuk. Bu bir koyun değil, boynuzlarına bakılırsa bir koç! Bir daha deneyip dönmeli artık uçağa. İşte bu resim yüzünü güldürecek çocuğun. Fakat neden suratını asıyor?

    -Bu fazla yaşlı. Ömrü uzun olacak bir koyun istiyorum!

    Çok oluyor çocuk. Sabrı tükeniyor pilotun. Uçağın motorunu bir an önce sökmeli. Çocuğu başından savmak için son bir hamleyle bir şeyler çiziktiriyor kâğıda. Üzerinde delikler olan bir sandık resmi bu. Koyunu göremeyince kızıp gider belki Küçük Prens. Pilot, 'İstediğin koyun bunun içinde!' diye noktayı koymak istiyor. Fakat o da ne yüzü aydınlanıyor çocuğun. Sevinçle haykırıyor:

    - Ben de tam böyle bir şey istiyordum!

    Görünmeyen bir koyunla mutlu oluyor çocuk. Dahası başını resme doğru eğip sandığın deliklerinden içeriye bakıyor. O da ne mışıl mışıl uyuyor koyun.

    - Şuna da bak uyumuş!

    ***

    Hayalimizde olgunlaşan meyvelere yetişmeye çalışırken hakiki yemişler; ne sunulsa biraz eksik, biraz soluk, biraz ekşi. Her manzarada hesaba katılmayan bir gölge, her aydınlıkta siyah noktalar... Kimse bir başkasının hayalindeki resmi çizemez. Modellerini saklar kalp çekerek perdeyi. Ressamı fırçasıyla, heykeltıraşı keskisiyle, yazarı kalemiyle yalnız bırakır. Faş ettikçe sureti yere çaktı pilotu Exupéry. Ta ki gizleyene kadar resmi sandıkta. Söylemedi ama biz duyduk: Bir resim ancak zihinde soluk alır. 'Natürmort' öldü. Ölü doğa resimleriyle süslenen duvarlarda çivi yaraları... Sen okura bir pencere ver, o ne göreceğini bilir. Sen okura bir çivi ver, o yapsın tablosunu.

    Hayalinde olgunlaşan meyveleri kim toplayabilmiş. Kim buz gibi testiyi dikerken başına soğutabilmiş içini. Her eser derin bir pişmanlıksa bir sonraki eser için gücünü pişmanlıktan mı alıyor sanatkâr? Dünya çamuruyla yoğurduğum hayal, bu sefer de istediğim surete kavuşmadı, diyerek köpüren ruhunu yeni bir eserin hayaliyle mi yatıştırıyor? Hayal, gerçek ve sanatkâr feleğin çemberine kendi dallarını değdirmek isterken çember hepsinden kurtulup insanlığın en eski oyunu saklambacın karanlığına mı yuvarlanıyor? Sanatçı bu eski oyunda yeni bir kovuk ararken kendine bulunmak istiyor mu? Yoksa oyun bittikten sonra da yaşayacağı, fosforlu acılar yayan bir sığınağın mı peşinde?

    Bana bir mağara çiz! Av resimleri yapacağım duvarlarına açlıktan ölürken. Bana bir deniz çiz! Gökyüzünü sırtlandım oksijen tüpü yerine. Bana bir at çiz! Islık çaldığımda kişnesin. Bana bir ağaç çiz! Kırsın salıncağımı. Bana bir olta çiz! Balıklar uğramasın yanıma. Bana bir kayık çiz! Gemilerimi batırsın. Bana bir kitap çiz! Kurdelesinden tırmanayım aya. Bana bir baykuş çiz! Harabelerim için define. Bana boşluk çiz! Çil çil yıldızların peşine düşeyim. Bana bir köpek çiz, kocaman bir kemik atayım önüne.

    Bu dünya bize yetmez.


    a.ural@zaman.com.tr

    11 Aralık 2011, Pazar


  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara 11.12.2011 - 17:57

    Keşke bilgice değilde, bilgece yazılan bir şiirin altında bilgece sözler edebilsek...Başta kendimin ki olmak üzere bugün yapılan yorumlarımızın şiirin bilgiyle beslenmiş gönül ve irfan düzeyinin altında hem de çok altında kaldığını düşünüyorum..Ama bir on gün kadar süre verdim kendime...Şiire rezonansını tam sağlayınca yüreğim yine geleceğim buraya...


    Güzel ve çok kıymetli bir şiirdi...

Bu şiir ile ilgili 19 tane yorum bulunmakta