Yeniden Doğuş Şiiri - Füruğ Ferruhzad

Füruğ Ferruhzad
45

ŞİİR


139

TAKİPÇİ

Yeniden Doğuş

-İbrahim Golestan’a-

tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir

seni, kendinde tekrarlayarak

çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek.

ben bu ayette seni ah çektim, ah

ben bu ayette seni

ağaca ve suya ve ateşe aşıladım!

yaşam belki

uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği,

yaşam belki

bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı,

yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,

yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır,

ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi,

şapkasını kaldırarak,

başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle ‘günaydın’ diyen.

yaşam belki de o tıkalı andır,

benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı

ve bir duyumsama var bunda

benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.

yalnızlık boyutlarındaki bir odada,

aşk boyutlarındaki yüreğim,

kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder,

saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu

ve senin bahçemize diktiğin fidanı

ve bir pencere boyutlarında öten

kanarya ötüşlerini.

ah..

budur benim payıma düşen,

budur benim payıma düşen,

benim payıma düşen,

bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,

benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir

ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,

benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir.

ve ‘ellerini

seviyorum’ diyen

sesin hüznünde ölmektir..

ellerimi bahçeye dikiyorum,

yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum

ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda

yumurtlayacaklardır..

küpeler takacağım kulaklarıma

ikiz iki kızıl kirazdan

ve tırnaklarımı papatya çiçekyaprağıyla süsleyeceğim.

bir sokak var orada,

aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla

küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar

bir gece

rüzgarın alıp götürdüğü.

bir sokak var benim yüreğimin

çocukluk mahallesinden çaldığı,

zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu

ve bir oylumla gebe bırakmak zamanın kuru çizgisini

bilinçli bir imgenin oylumu

aynanın konukluğundan dönen.

ve böylecedir,

birisi ölür

ve birisi yaşar.

hiçbir avcı,

çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır.

ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum

okyanusta yaşayan

ve yüreğini tahta bir kavalda

usul usul çalan

küçük hüzünlü bir peri

geceleri bir öpücükle ölen

ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan..

Furuğ Ferruhzad (1935 – 1968)

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

Füruğ Ferruhzad
Kayıt Tarihi : 5.4.2012 11:30:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sef Sef
    Sef Sef

    Uzun şiirleri gerçekten sevmezdim sevmeden önce, sıkılmadan okuduğum ilk uzun şiir

  • Uzaycı Kız
    Uzaycı Kız

    İnsanların kağıda bir şey yazarken her tarafı istediği gibi özgürce kullanması hoşuma gidiyor.Şiir benim sürekli yazmak istediğim ama yazmayı başaramadığım şiir isteklerime benziyor.Buradaki yazma tarzını beğendim.Şiirin çok güzel olmuş.Burada yazılanlara bakılırsa düşüncelerindeki kararsızlıklar da güzel ama keşke hikaye kısmına ne düşündüğünü yazsaydın.Güzel olmuş.

  • Fatoş Ceren
    Fatoş Ceren

    Ahh yaşam, belki de hep o küçük hüzünlü periyi de yanında taşımaktır sevgili Füruğ, şiirlerinin yeşerdiği yerden nice sevgiler olsun ruhuna...

  • Cahit Karaç
    Cahit Karaç

    Güzel bir şiir yazmışsınız. Öncelikle sizi tebrik edip kutluyorum. Selam, sevgi ve saygılar.

  • Fırat Aydil
    Fırat Aydil

    Camel softun tadına doyulmadığı an...

  • Hasan Hüseyin Afşin
    Hasan Hüseyin Afşin

    Çok derin
    Sigaranın en lezzetli olduğu azamanın
    Hemfikirliği ortak yanimiz diyebilirim
    Şiir gercekten derin

  • Arap Naci
    Arap Naci

    Antik Bir Tapınağın Kalıntısında

    Ağılın önünde sigara içiyordu müze bekçisi.
    Otluyordu koyunlar mermer kalıntıların arasında.
    Daha ötede çamaşır yıkıyordu kadınlar ırmağın aşağısında.
    Demirci dükkanından çekiç vuruşları duyulabilirdi.
    Islık çaldı çoban. Mermer kalıntılar koşarmış gibi koştu koyunlar O’na doğru.
    Suyun kalın ensesi parladı zakkumların ötesindeki serinlikle. Bir kadın yaydı
    Yıkanmış çamaşırlarını çalıların ve heykellerin üstüne –
    Yaydı kocasının külotlarını Hera’nın omuzları üstüne.

    Yabancı, huzurlu, sessiz bir samimiyet – yıllar boyunca. Aşağıda sahilde
    içi balıkla dolu geniş sepetleri başları üstünde taşıyarak geçti balıkçılar,
    sanki uzun ve dar ışık parıltılarını taşıyorlardı:
    altın, gül ve eflatun – tıpkı o tören yürüyüşünde taşınan uzun,
    bolca nakışlanmış peçesi gibi tanrıçanın, hani önceki gün kesmiştik ya
    boşalmış evlerimize perde ve masa örtüsü yapmak için.

    Yannis Ritsos (1909-1990, Yunanistan)
    Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

  • Tayyibe Atay
    Tayyibe Atay

    karanlığa gömülmüş toplularda,bir avuç mavi gökyüzüne bile özlem duyar kadınlar...keza,bu toplumlardan da o kadınların özlemine kalem sallayan şairler çıkar...Furuh Ferruzat bunlardan birisidir...

    ülkemin dikkatine diyerek,saygılar bırakıyorum sayfaya...

  • Neris Bahar
    Neris Bahar

    AYNI DİKEN

    Gece karşımızda, pencereleri kapalı
    iki katlı yetimhanenin cephesi gibi duruyordu.

    Ertesi gün, ağaçların altında bir kadın
    bir diken çıkardı ayağının tabanından -

    bizim her gece üstüne bastığımız o aynı diken.


    Yannis Ritsos
    Çev : Cevat ÇAPAN

TÜM YORUMLAR (34)