Yalnızlık Akşamı Baba
Bir akşamüstüydü, baba.
Renkler solmuş, sessizlik ağır…
Çıkarsız gülüşler, sahipsiz sözler,
Hani bir zamanlar göğüs göğüse sevdalar vardı.
Hani mektuplar vardı, kağıtlarda umutla titreyen…
Şimdi kimse yazmıyor, baba.
Herkes kendi türküsünde,
Ama kimin gönlü, kimin yüreğinde belli değil.
Yokluk mu değiştirdi insanları, baba?
Sevgi mi ağır geldi bu dünyaya?
Oysa bir yağmur altında,
Birbirimizin ellerini tutmak varken…
Unutulan masum hayaller mi yıkıldı, baba?
Hani aşk kazansa,
İyilik ve adalet yürüsün diye beklerdik…
Ama adalet sadece hayal kaldı.
Ben de sevdim, baba…
Öyle derin, öyle sessiz ki…
Ne bir zenginliğimiz vardı, ne ihtişam,
Onurumuzu, şerefimizi koruduk bir yandan.
Şimdi bakıyorum geriye:
Ne umutlardan, ne senden bir iz kalmış.
Dünya dedikleri oyun,
Çocukların bile geri dönüp bakmayacağı kadar boş.
Ne yaptık, baba?
Neden varız, neden yoksun?
Bulamadım cevabı, anlamadım olup biteni.
Ama üzülme, baba…
Sevda hâlâ yaşamaya değer…
O kara toprağa birlikte yürüyemedik, baba,
Yol uzun, engeller çoktu, zaman bizi ayırdı.
Ben arkanda kaldım; ellerim boş, yüreğim ağır.
Yine de her adımımda seni arıyor kalbim.
Anladım ki bazı sevdalar sadece dualarda buluşur.
Sen, en yüce makamda, şehitlikle onurlandın;
Ve ben, seni düşünerek dimdik durmayı öğrendim.
Biz de yorulduk, baba…
Hasretin yükünü taşırken,
Geceleri gözyaşı yerine kan akıttık sessizce.
Acizane bir evimiz vardı,
Umutlarımız vardı, yaşanmamış sevdalarımız…
Ve sen vardın, baba, sen…
Nurferah / Züleyha Aktaş
Tarih: 05/11/2025
Saat: 01:15
Kayıt Tarihi : 13.11.2025 16:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!