Ve Tanrı Bir Çiçek Yaratır Adı Liya..

Hasan Tan
26

ŞİİR


38

TAKİPÇİ

Ve Tanrı Bir Çiçek Yaratır Adı Liya..

ah be Liya!
sınırlar kanla çizilir dünyada 'ölüm yok ki aşıklara'
bu yüzden anlatılmaz aşk savaşları hiç bir tarih kitabında
ve bu yüzden
en çok barışta karabasanların bastığı yürek tetikteliğidir aşığın yaşadığı
çünkü ölüm yoksa mezar da yok
bilirsin mezar olmazsa ağıt içe akarak değiştirir yatağını
asi ırmaklar gibi
çünkü ansızın kim vurduya gitmiştir herşey
kırmızılığını kutsal bir bakirenin serinliğinden almış dudaklarda

____ne zaman ölümden söz edilse bir deniz titrer
____bir kadın üşür haziranda ta uzaklarda
____ki sen yoktun, seni ben yarattım, hadi üşü!
____Üşü de göreyim Liya! -

ille de aşk dersin sen!
bense sadece saçlarını taramak istemiştim
aşk; yeni dünya düzeninde harac-ı mezat
ve havar-u heyhattır geri kalmış ülkelerin beat pazarlarında
bir şehir dolusu nataşa geçti bak gözlerimden
bir dünya dolusu düşkırıklığı;
ah şoven emperyalizm
genç kızların gözlerini (d) üzerek nasıl da alır intikamını
oysa sınırlar kanla çizilir(di) sevdiceğim..

ah be Liya!
kaç gece kuyu ertesi çınladın kulaklarımda
sende kaç gece açlarımı doyurdum
utanma çıplaklığından, sakın utanma
açlığımıza kardeş nice ülke var
gözkapaklarının ardındaki sınırlara mahpus dünyada

sus Liya sus! sakın fısıldama böyle
fısıldarsan 'S' hakim olur sessizliğe
fısıldarsan yeni bir açlığa uyanacak ruhum
kardeşlerimiz; yeni bir ölüme uyanacak
Moro'da Eritre'de Filistin'de; Yurdumda
-sona kalan evladiyeliktir bilirim

- bilirim 'neden yüzünde kocaman ünlem işaretleri var'
diye sormak ister ölüm vaizleri
ve fakat sorular yitirilmiştir-

yitirilen her soru bendedir Liya!
sorulacak bir soru bulabilmenin imkansızlığıdır
yüzlere yansıyan kin ve nefret;
bilirim
bunca yanıt arasında öyle zor ki soru işaretine alışmak
hainim tanınsam linç edilirim..

saçlarını taramak isteyişim şaşkın bir var olma telaşı değil
sadece gecedir; çıldırışın ve intiharın sarnıcı
seni düşünmekten öte sevimli bir intihar biçimi var mı ki Liya
bilirsin gece en çok yalnızlığımızda gecedir
ve yine bilmelisin ki;
en çok yalnız geçen gecelerde acıtır insanı zamanın çehresi
-ve Allah en çok ıssızlıkta hissettirir kendisini-

hadi senin de platonik ve muamma bir hülyan olsun
hadi sen de yarat beni seni yarattığım gibi
ve bana en sancılı gecelerini dayat
en dul en yabanıl 'en leylim gecelerini'

heyhaat;
'seni seviyorum' diyorum anlıyorsun yalan söylediğimi
ne de hazin bir yalandır aşığın haziranda söylediği
ve nasıl da esrik bir gündoğumudur aşık için kaypak hayat!

sınırlar kanla çizilir sevdiceğim
berisi yalan yanlış bir kaç eylem planı
ötesi red edilen bir tehdit
sonrası;
dudaklarında şaşkın tebessümlerin ağır devinimiyle kalbimizin kardeşleri..
kaypak ve kaygan yaşamlardır savaşların gerekçesi
ve fosiller; zift ve kan kokusu ve alkışlanan tabutlardır
oysa aşk olmalı hüznün gerekçesi
boşluksa patlamanın;
ruhumuzu bezm-i eleste üfleyen aşkın illegal dilekçesi

ve çocuklar Liya çocuklar
burun çekerek ölüme öykünmek
ve salya sümük seyreylemek tozsuz yıldızları
dedik ya uçurum patlamanın gerekçesidir
bu yüzden burun en çok çocukta işkencedir;
gözlerini ölümle setreylese burnu onu ele verir
ve bu yüzden tanrı kanayan bir burunda güzeldir
bir de yeni göğermiş ölü çocuk gözlerinde
-yine bana sapkın diyeceksin, sandığın gibi değil;
gözlerimdeki tabut izidir
ve çeyizim ve özgürlüğüm alkışlanan tabutlarda gizlidir
bu yüzden bağışlanırım-

ah be Liya!
sınırlar kanla çizilir bizim ellerde
kılıç kılıcı, dudak dudağı, ten teni
aşık dalgınlığı örter üstüne;
utanma çıplaklığından sakın utanma
bilmelisin ki sapkın günahı en çok olduğu için
ilk önce o bağışlanır
çünkü;
ilk önce onda çalmaya başlar gönül çanları
ve çünkü;
haddinden fazla seven mutlak biraz sapkındır..

bak soygunculuk bile şeref sayılır oldu dünyada
kanla talanla geçinenler var sevdiceğim
ve sınırlarda başlar ilkin kirli ruhların alerjili cereyanı imanlıca..
oysa bilinmelidir ki savaşın imanı olmaz bataklığa benzer, iz saklamaz;
ayrıntısı olmaz sınırların ve savaşların mutlu biten masalları..
-sandığın gibi değil Liya; omzumdaki tabut izi-
sınırdır ve kanla çizilir durmadan ve kan mecrasız akar uçlarda
mecrasız akar ve asla battal olmaz; ol kitabın kavlince..

ah be Liya!
nasıl da süzülmüş yüzlerimiz kederden
her yüreği parçalayacak kadar nasıl da çaresiziz
kirli bir savaş öncesi peşin esaret ağıtıdır sesimiz..

devrim şarkıları söyleyen çocuklar mesela
göğün yüreğini boşaltıp tabut alkışlıyorlar
ah Liya'm ah, ne de telaşlıdır alkışlanan ölüm sandıkları
ne de titrektir ruhumuzu ve gülüşümüzü saklayan ellerimiz
alkışlanan bir tabutların gölgesinde
her anneyi ağlatabilir ölümcül gözlerimiz
çünkü bulanıktır ölümle yaşam arasındaki o naif kurgu;
anlamsız ve mutlak bir boşluktur çünkü yaşam dediğimiz...

titrektir yine bu gün Akdeniz
titreyen denizleri ıslak saçlarıyla üşüyen kadınlara benzetirim nedense Liya..
çünkü her titreyiş bir isyana gebedir
ve çünkü mevsimden mevsime ancak aşkla geçilir;
aşık üşür ama ölmez yoksa sen de mi üşüyorsun oralarda...

Liya*: Zambak

Hasan Tan
Kayıt Tarihi : 24.6.2007 11:18:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Terkedilirken ürpererek üşüyen her tanrı, bir zambak yaratmalı kendine yoksa aşkın sınırlarına da bulaşır kan ve sızar tarih kitaplarının tozlu sayfalarına çünki terkedilmişlik baskına benzer; savaş uçuruma. Keskin yarların en sığ damarını bilmezsen her bataklık tütecektir burnuna... sakın inkar etme tez elden inan..! -her halk bir savaşı; her çocuk bir uçurumu yontabilir çiçeklerin zaman zaman güzel olan gözleri şimdi bu kadfar güzel olmasa, yitirebilir ellerini tanrılar da çocuklar gibi sarılacak bir yuvarlanış bulamadıklarında -Ah Liya! Nasıl da ürkeriz derinliğimizden ve nasıl da deriniz böyle kendi cismimizden Yeter yeter zavallı beynim; ruhumda savaşın ve aşkın onulmaz sancılı cereyanı.. Her şiire girecek kadar güzeldi ülkem ve ülkemin kara yazgılı çocuklarının her rüzgarı aşk ile estirecek kadar masum ve ölü gözleri.. -dedim ya sormak ister ölüm vaizleri 'neden' girer ki her şiire yanık ve üstü karalarla kaplı bir ülke.. Aldırma Liya! Yitirlen her soru bendedir ve yitirilen soruları bulan her çocuk birer palikaryadır kara yazgıya; uçurumlara..! ! Sınırlar kanla çizilir töresi savaş: OL KİTABIN KAVLİNCE.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Türkan Aslan
    Türkan Aslan

    ellerine sağlık. benim şiirime yakınmış sizin şiirde
    siz zambak'ı anlatmışsınız bende Artemis'i..

    'Titrektir yine bu gün Akdeniz
    titreyen denizleri ıslak saçlarıyla üşüyen kadınlara benzetirim nedense Liya
    çünkü her titreyiş bir isyana gebedir
    ve çünkü mevsimden mevsime ancak aşkla geçilir;
    aşık üşür ama ölmez
    yoksa sen de mi üşüyorsun Marmara'da) '

    Cevap Yaz
  • Mustafa Doğan
    Mustafa Doğan

    (Titrektir yine bu gün Akdeniz
    titreyen denizleri ıslak saçlarıyla üşüyen kadınlara benzetirim nedense Liya
    çünkü her titreyiş bir isyana gebedir
    ve çünkü mevsimden mevsime ancak aşkla geçilir;
    aşık üşür ama ölmez
    yoksa sen de mi üşüyorsun Marmara'da

    ölüm seni bulana kadar yaz şairim

    Cevap Yaz
  • Mustafa Ünver
    Mustafa Ünver

    bu şiire yorum yazmak şiiri yazmaktan daha zor. yorumu ve güzelliği içinde.
    şair bu işi biliyor.
    bize okumayı bilip anlamı yaşamak ve algılamak kalıyor. ne diyelim. sen yaz biz okuyalım şair.
    yüreğine ve kalemine sağlık...

    bu arada nerelerdesin be şair. bir merhaba demez mi insan insana...

    Cevap Yaz
  • Sadullah Demir
    Sadullah Demir

    eminim ki şair haddini aşan şair değil çünkü şair kendini bilen şairdir .ALLAH bela vermemiş şaire.

    Cevap Yaz
  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Şiiri ideolojisi ile ele almak ve incelemek şiire sanat açısından bakanların işi olmadığı malumdur. Elbet böyle bir meslekte vardır ama bu meslek edebiyatın kapsamında değildir.

    Bu ön ilkeyi takiben,

    Hasan Tan kıvranışın şairi..Korkuların ve onun ters yüzü olan şecaaatin , gözükaralığın, fırlayışın şairi desek serbest bıraktığımız zihnimizle.

    Büzülmeler /patlamalar oluşturuyor gözbebeği tünelinden bilincine ulaşan her görüntü..

    O'nun şiiri, enerjisini entelektüel gevezeliklerden değil , dolayımsız olarak hayatın içinden almak istiyor.

    Yeterince sabırlı bir şiir olduğu söylenemez Hasan TAN şiirlerinin. Şairinin İvecen yapısı eserine genetik ivecen tohumlar bırakıyor.Bu ivecenlik çok güzel dizelerin arasına sadece şairinde yankısı derin olan ama ifade yoluyla salıverdiği görüntüsü sorgulanmamış dizeleri de bırakıyor şiirin içine..

    Şiirin sesi yer yer, Ahmet Arif başta olmak üzere toplumcu , daha da kötüsü bazan propogandist üsluplara öykünüyor..

    Antolojinin istikbal vadeden şairlerinin öncülerinden olduğu yönünde başlangıç kanatim hiç değişmedi..

    Bu yüzden rahat yazıyorum

    :)

    Sevgiler..

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (9)

Hasan Tan