Sidem Seda Güngören Adlı Antoloji.com Üyesini ...

  • Erhan Demir

    18.02.2010 - 19:37

    DOSTUM BENİ ARKADAŞLARINA EKLER MİSİN? :))
    MESAJ ATAMIYORAUM Yaww :)

  • Aydın Büyüktürk

    31.03.2006 - 18:52

    böyle kahpe zaman görülmedi
    eskiyi yerine koyan duyulmadı
    düşlerin karanlığında yaşandı
    onlarda bizim için çalıntıydı..

    ben gördüğümü düşledim
    gördüğüm bizzat yaşadı..
    ne hak soruldu bu zamanda
    ne bir paylaşım yaşandı..

    ulan deymeyin geçmişin karanlığına
    ışık saçan gelecek sizde kalsın..
    bir kahpe kucağıysa zevk-i sefa,
    bırak gecede ellerim yalın kalsın..

    koca bir yalansa bu dünya
    deryanın mavisindeyse mana..
    samanyolu seyrinde,
    gözlerim ama kalsın..

    hep bir sürgün hali yaşamalı
    daha bir derin nefes almalı
    toprağın tozunu yutmalı ciğere
    verdiği goncayı koklamalı..

    boynu bükük kurağında toprağın,
    canı teslim gördüm azraile..
    çekilen kanımla yeşerse filiz,
    arının koynunda sürgün halim..
    körpe çiçek bebelere,
    bal olmaktır niyetim..

    yaklaşma bana sevdalı
    bırak dalım sakin kalsın
    insanlığına kin bulaşmış
    bari toprağım temiz kalsın..

    diyorlar ki sen delisin,
    ulan aklı ziyanda gördüm heybeyi..
    üstbaş,çakıl tozu kirli..
    ziyanı yok,yıldız altı ikamethi..

    küfre yakın gördüm beni..
    ya kime sövdük peki..

    deyyus dedik,
    kahpelik dedik,
    kin dedik,
    yalan olmuş geldi göze..
    içten bir küfredelim istedik..
    ................................
    kimseye değil........

  • Aydın Büyüktürk

    30.03.2006 - 22:05

    kara kaplı defter başlığı varlığımız..

  • İsmail Aslan

    01.03.2006 - 11:20

    Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
    Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
    Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
    Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
    Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
    Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
    Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
    Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
    Hangi cama kafa atsam?
    Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
    Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

    Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
    Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
    Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
    Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
    Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
    Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
    Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
    Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
    Hiç sanmam! ...
    Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
    Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
    Hangi mübarek dua,
    Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
    Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
    Olur mu be! . olur mu?
    Bu da benim gibi adama yapılır mı?
    Aşk dediğin mendil mi?
    Buruşturup bir kenara atılır mı?
    VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

    Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
    Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
    Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
    Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
    Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
    Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
    Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
    Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

    Dağ gibi adamı eze eze! .....
    Hangi anası tipli parlak çömeze,
    Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
    Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
    Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
    Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
    Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
    Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
    Ve! .. Hangi su bağışlatır?
    Hangi musalla temizler seni?

    Bu Nasıl Ayrılık? ...

    ROJ BAŞ

  • Serkan Cerit

    22.11.2005 - 23:51

    ben sadece ufak bir hikayeyi paylaşmak istiyorum....Leyla'yı İncitirsin

    Bir gün Mecnun hasta olup yatağa düşer. Tedavî için bir doktor çağırırlar. Doktor 'Damardan kan almak gerek' diyerek Mecnun' un kolunu bağlar. Tam iğneyi batıracağı sırada Mecnun bağırır;
    '-Ey doktor, bırak! Ücretini al ve git. Bu hastalıktan öleyim, zararı yok. Vazgeç kan almaktan. '
    Doktor Mecnun'a
    '-Sen çöllerde kükremiş arslanlardan korkmuyorsun da koluna bir iğne batmasından mı korkuyorsun? '
    diye sorar.
    Mecnun'un cevabı şu olur;
    '-Ben neşterden korkmuyorum. Benim vücudum,
    varlığım Leyla ile doludur. Korkarım ki benim kolumu
    yararken Leyla'yı incitirsin, işte ben bundan
    korkuyorum

  • Emrah Öztürk

    26.07.2005 - 17:21

    kendisinin gelecek vaat ettiğini düşünüyorum ve yazmış olduğu o muhteşem,anlamlı şirrlerinden dolayı TEBRİK EDİYORUM.

Toplam 6 mesaj bulundu