Özgen Dk Antoloji.com

İyiy ki o yolları yürüdüm
İyiy ki o çiçekleri ektim
İyiy ki o hataları yaptım
Hata yapmak,beni hatasını kabul eden.
Erdemli bir insan yaptı.

İyiy ki sordum.
..

Devamını Oku
  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy 01.06.2024 - 01:40

    Sitemizdeki gruplarımızın saygın üyelerinden Özgen Bey
    *** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN ***

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy 01.06.2023 - 22:40

    Gruplar arkadaşımız Sn. Devrim Kırnak
    <<< DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN >>>

  • Hüsamettin Sungur
    Hüsamettin Sungur 01.06.2023 - 00:25

    DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
    Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın

Toplam 9 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


  • Kasımpatı

    Ahde Vefa

    19.02.2024 - 17:27

    Aşk özün ışığı halesidir.Güzeldi mısralar.Yüreğinize emeğinize sağlık

  • Yara izi

    Ahde Vefa

    19.02.2024 - 17:22

    Emeğinize saglık..kaleminiz daim olsun

  • Matem

    Ahde Vefa

    19.02.2024 - 17:19

    Sensiz senli hayaller kurdum denizin dalgalarında
    Yakamozlar taktım saclarına dokunamadan
    Hepsi ayrı güzel mısralar..Yüreginize emeğinize sağlık kaleminiz daim olsun.Saygılar

Toplam 299 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • Gökyüzüne Giden Yol

    24.04.2024 - 21:44

    Anlatamadığın ne çok şey yaşadın değil mi?
    Ve hala anlatamayacağın…
    Ve her şey bittiğinde anlatmaya da gerek olmayan…
    Çünkü anlatmanın da bir zamanı vardı, o geçti… Dinlemesini istediğin kişi vardı o dinlemedi… Böylece anlatma hevesin de gitti…

    Anlaşılmamanın sınırlarında ne çok gezdin değil mi?

    Boş boş bakan gözlerden, saçma gelen yönlendirmelerden, deliymişsin gibi tavırlardan, ucuz sohbetlerden ve “akışta kal” gibi bilindik klişe cümlelerden çok uzaklara gitmek istedin…

    Dinlediklerin, okudukların ilk başta biraz iyi gelmiş görünse de toparlanmana yetmedi…
    Her karşına çıkanı “bu mu benim kurtarıcım” diye alkışladın…
    Güven vermeyenlere bile “acaba” diye yanaşıp sonra inancın gereği uzaklaştın…
    Hekimini bulana kadar kapı kapı gezdin.
    Rüyalarda yol gösterilsin istedin. Uyanıp tekrar uyudun.
    Tarotları dinleyerek umutla uyudun geceler boyu…
    Fala inanmadın ama “olur mu acaba?” diye bir umut da oraya ektin…
    Burç akışlarını okudun aldın kabul ettin…
    Ve hiç birisinde aradığını bulamayınca uzaklara…. insanlığın sessizleştiği yere kadar gittin…
    Şimdi oradasın ve kendi içindeki sesinlesin…
    Duyuyorsun değil mi?

    Bu yaşadığının adını merak ediyorsan… “varoluş sancısı” Güzellik

    Dışarda aramaya devam ettikçe yorulduğun… zaman kaybettiğin ve uyanışı geciktirdiğin bir rüya…

    Tıpkı uyanamadın bir kabus gibi.
    Hani bazen oradan oraya koşturup kan ter içinde bir türlü uyanamadığın ama uyanınca da “ohhh şükür” diye derin bir nefes aldığın…
    Evet tam olarak öyle bir rüya.
    Uyanacaksın merak etme.
    Sonsuza kadar uyutmazlar zaten.

    Şimdi rüyada bile olsan koşturmayı bırak ve kendi içini dinle…

    Sesim senin sesin, yağmurların, rüzgarın, kumruların tüm kuşların sesi… uzaktan geçen arabaların, seyyar satıcıların, çocukların sesi… Sesim seninle gidecek ve rüyalarını farkında olarak yaşamaya başlayacaksın…

    O kaybettim dediklerinin hiç birisini kaybetmedin Güzellik…
    Onları da tıpkı hayatının tüm tecrübeleri gibi içine aldın…
    Artık onlar seninle ve ölümsüz.

    Kazanmanın sahip olmak ve elinde tutmak olmadığını
    Kaybetmenin de elinden gitmesi olmadığını öğrendiğinde tüm korkuların ve aldanmışlıklarından özgür olacaksın.

    Tüm birikiminin, tüm ilişkilerinin, tüm kazanım ve kaybediş zannettiklerinin bu hologram dünyasında edindiğin tecrübe olduğunu,
    Ruhun tekamülü için bir oyun ve düzen olduğunu, bedenin inkişafı için sana göre dizayn edilmiş muhteşem bir algoritmik kurgu olduğunu anladığında o rüyadan huzurlu bir şekilde uyanacaksın.
    Tekrar uyusan bile bu rüyanın artık farkında olacaksın…

    Kaybettim dediğin hiç bir şey yada hiç kimse zaten yoktu, var zannediyordun.
    Şu an kaybetmedim dediklerinin var olduğunu mu zannediyorsun? Maddesel varlıklarına var diyoruz. Mânâda zaten hep varlar. Ölüp aramızdan ayrılsalar bile varlar…

    Bazen izlediğin bir filmdeki yada okuduğun bir romandaki hayali bir karakterin anne ve babandan daha yakın hissettirdiği olmuştu değil mi?
    Yada gülüp eğlendiğin o muhteşem hayal arkadaşının?

    Gerçek dünyada en yakınını kaybetsen çok üzülmeyeceğin ama Onun gidişine yas tutacağın durumlar bile olmuştur…

    Sen onu mânâda öldürmediğin sürece ölmeyecek. Mânâda her an seninle olduğunu bildiğin sürece seninle olacak.
    Yine konuşacaksın yine derdini paylaşacaksın yine muhteşem sohbetler edeceksin içinde bir şeyleri öldürmekten vazgeçtiğinde…

    Ey bu satırları okuyan Güzel ruh…
    Rüya bize boşuna verilmedi…

    Rüyada kaybettiklerini bu dünya gerçekliğinde kaybetmediğini göstererek, bu dünyada kaybettiklerini de asla kaybetmeyeceğinin bilgeliğine ulaşman isteniyor senden…

    Hadi bunun idraki için güçlü bir adım at…
    “Oradasın biliyorum” de ona. “Senin varlığına da şükür seni gönderene de” de…
    Sevgini gönder ve o yokluk vehmi ile oluşmuş korku duvarını aş…

    Yaratıcını biliyorsan o senin hiç bir şeyini israf etmedi etmeyecek…
    O senin hayali arkadaşını bile yaratıp önüne getirecek..
    Sen yeter ki Onu sev Onu bil ve
    Onun yolunda ol…
    Sevmeye sevilmeye ve
    sevgide kalmaya devam et…

  • Gökyüzüne Giden Yol

    24.04.2024 - 21:43

    Anlatamadığın ne çok şey yaşadın değil mi?
    Ve hala anlatamayacağın…
    Ve her şey bittiğinde anlatmaya da gerek olmayan…
    Çünkü anlatmanın da bir zamanı vardı, o geçti… Dinlemesini istediğin kişi vardı o dinlemedi… Böylece anlatma hevesin de gitti…

    Anlaşılmamanın sınırlarında ne çok gezdin değil mi?

    Boş boş bakan gözlerden, saçma gelen yönlendirmelerden, deliymişsin gibi tavırlardan, ucuz sohbetlerden ve “akışta kal” gibi bilindik klişe cümlelerden çok uzaklara gitmek istedin…

    Dinlediklerin, okudukların ilk başta biraz iyi gelmiş görünse de toparlanmana yetmedi…
    Her karşına çıkanı “bu mu benim kurtarıcım” diye alkışladın…
    Güven vermeyenlere bile “acaba” diye yanaşıp sonra inancın gereği uzaklaştın…
    Hekimini bulana kadar kapı kapı gezdin.
    Rüyalarda yol gösterilsin istedin. Uyanıp tekrar uyudun.
    Tarotları dinleyerek umutla uyudun geceler boyu…
    Fala inanmadın ama “olur mu acaba?” diye bir umut da oraya ektin…
    Burç akışlarını okudun aldın kabul ettin…
    Ve hiç birisinde aradığını bulamayınca uzaklara…. insanlığın sessizleştiği yere kadar gittin…
    Şimdi oradasın ve kendi içindeki sesinlesin…
    Duyuyorsun değil mi?

    Bu yaşadığının adını merak ediyorsan… “varoluş sancısı” Güzellik

    Dışarda aramaya devam ettikçe yorulduğun… zaman kaybettiğin ve uyanışı geciktirdiğin bir rüya…

    Tıpkı uyanamadın bir kabus gibi.
    Hani bazen oradan oraya koşturup kan ter içinde bir türlü uyanamadığın ama uyanınca da “ohhh şükür” diye derin bir nefes aldığın…
    Evet tam olarak öyle bir rüya.
    Uyanacaksın merak etme.
    Sonsuza kadar uyutmazlar zaten.

    Şimdi rüyada bile olsan koşturmayı bırak ve kendi içini dinle…

    Sesim senin sesin, yağmurların, rüzgarın, kumruların tüm kuşların sesi… uzaktan geçen arabaların, seyyar satıcıların, çocukların sesi… Sesim seninle gidecek ve rüyalarını farkında olarak yaşamaya başlayacaksın…

    O kaybettim dediklerinin hiç birisini kaybetmedin Güzellik…
    Onları da tıpkı hayatının tüm tecrübeleri gibi içine aldın…
    Artık onlar seninle ve ölümsüz.

    Kazanmanın sahip olmak ve elinde tutmak olmadığını
    Kaybetmenin de elinden gitmesi olmadığını öğrendiğinde tüm korkuların ve aldanmışlıklarından özgür olacaksın.

    Tüm birikiminin, tüm ilişkilerinin, tüm kazanım ve kaybediş zannettiklerinin bu hologram dünyasında edindiğin tecrübe olduğunu,
    Ruhun tekamülü için bir oyun ve düzen olduğunu, bedenin inkişafı için sana göre dizayn edilmiş muhteşem bir algoritmik kurgu olduğunu anladığında o rüyadan huzurlu bir şekilde uyanacaksın.
    Tekrar uyusan bile bu rüyanın artık farkında olacaksın…

    Kaybettim dediğin hiç bir şey yada hiç kimse zaten yoktu, var zannediyordun.
    Şu an kaybetmedim dediklerinin var olduğunu mu zannediyorsun? Maddesel varlıklarına var diyoruz. Mânâda zaten hep varlar. Ölüp aramızdan ayrılsalar bile varlar…

    Bazen izlediğin bir filmdeki yada okuduğun bir romandaki hayali bir karakterin anne ve babandan daha yakın hissettirdiği olmuştu değil mi?
    Yada gülüp eğlendiğin o muhteşem hayal arkadaşının?

    Gerçek dünyada en yakınını kaybetsen çok üzülmeyeceğin ama Onun gidişine yas tutacağın durumlar bile olmuştur…

    Sen onu mânâda öldürmediğin sürece ölmeyecek. Mânâda her an seninle olduğunu bildiğin sürece seninle olacak.
    Yine konuşacaksın yine derdini paylaşacaksın yine muhteşem sohbetler edeceksin içinde bir şeyleri öldürmekten vazgeçtiğinde…

    Ey bu satırları okuyan Güzel ruh…
    Rüya bize boşuna verilmedi…

    Rüyada kaybettiklerini bu dünya gerçekliğinde kaybetmediğini göstererek, bu dünyada kaybettiklerini de asla kaybetmeyeceğinin bilgeliğine ulaşman isteniyor senden…

    Hadi bunun idraki için güçlü bir adım at…
    “Oradasın biliyorum” de ona. “Senin varlığına da şükür seni gönderene de” de…
    Sevgini gönder ve o yokluk vehmi ile oluşmuş korku duvarını aş…

    Yaratıcını biliyorsan o senin hiç bir şeyini israf etmedi etmeyecek…
    O senin hayali arkadaşını bile yaratıp önüne getirecek..
    Sen yeter ki Onu sev Onu bil ve
    Onun yolunda ol…
    Sevmeye sevilmeye ve
    sevgide kalmaya devam et…

  • Gökyüzüne Giden Yol

    24.04.2024 - 21:43

    Anlatamadığın ne çok şey yaşadın değil mi?
    Ve hala anlatamayacağın…
    Ve her şey bittiğinde anlatmaya da gerek olmayan…
    Çünkü anlatmanın da bir zamanı vardı, o geçti… Dinlemesini istediğin kişi vardı o dinlemedi… Böylece anlatma hevesin de gitti…

    Anlaşılmamanın sınırlarında ne çok gezdin değil mi?

    Boş boş bakan gözlerden, saçma gelen yönlendirmelerden, deliymişsin gibi tavırlardan, ucuz sohbetlerden ve “akışta kal” gibi bilindik klişe cümlelerden çok uzaklara gitmek istedin…

    Dinlediklerin, okudukların ilk başta biraz iyi gelmiş görünse de toparlanmana yetmedi…
    Her karşına çıkanı “bu mu benim kurtarıcım” diye alkışladın…
    Güven vermeyenlere bile “acaba” diye yanaşıp sonra inancın gereği uzaklaştın…
    Hekimini bulana kadar kapı kapı gezdin.
    Rüyalarda yol gösterilsin istedin. Uyanıp tekrar uyudun.
    Tarotları dinleyerek umutla uyudun geceler boyu…
    Fala inanmadın ama “olur mu acaba?” diye bir umut da oraya ektin…
    Burç akışlarını okudun aldın kabul ettin…
    Ve hiç birisinde aradığını bulamayınca uzaklara…. insanlığın sessizleştiği yere kadar gittin…
    Şimdi oradasın ve kendi içindeki sesinlesin…
    Duyuyorsun değil mi?

    Bu yaşadığının adını merak ediyorsan… “varoluş sancısı” Güzellik

    Dışarda aramaya devam ettikçe yorulduğun… zaman kaybettiğin ve uyanışı geciktirdiğin bir rüya…

    Tıpkı uyanamadın bir kabus gibi.
    Hani bazen oradan oraya koşturup kan ter içinde bir türlü uyanamadığın ama uyanınca da “ohhh şükür” diye derin bir nefes aldığın…
    Evet tam olarak öyle bir rüya.
    Uyanacaksın merak etme.
    Sonsuza kadar uyutmazlar zaten.

    Şimdi rüyada bile olsan koşturmayı bırak ve kendi içini dinle…

    Sesim senin sesin, yağmurların, rüzgarın, kumruların tüm kuşların sesi… uzaktan geçen arabaların, seyyar satıcıların, çocukların sesi… Sesim seninle gidecek ve rüyalarını farkında olarak yaşamaya başlayacaksın…

    O kaybettim dediklerinin hiç birisini kaybetmedin Güzellik…
    Onları da tıpkı hayatının tüm tecrübeleri gibi içine aldın…
    Artık onlar seninle ve ölümsüz.

    Kazanmanın sahip olmak ve elinde tutmak olmadığını
    Kaybetmenin de elinden gitmesi olmadığını öğrendiğinde tüm korkuların ve aldanmışlıklarından özgür olacaksın.

    Tüm birikiminin, tüm ilişkilerinin, tüm kazanım ve kaybediş zannettiklerinin bu hologram dünyasında edindiğin tecrübe olduğunu,
    Ruhun tekamülü için bir oyun ve düzen olduğunu, bedenin inkişafı için sana göre dizayn edilmiş muhteşem bir algoritmik kurgu olduğunu anladığında o rüyadan huzurlu bir şekilde uyanacaksın.
    Tekrar uyusan bile bu rüyanın artık farkında olacaksın…

    Kaybettim dediğin hiç bir şey yada hiç kimse zaten yoktu, var zannediyordun.
    Şu an kaybetmedim dediklerinin var olduğunu mu zannediyorsun? Maddesel varlıklarına var diyoruz. Mânâda zaten hep varlar. Ölüp aramızdan ayrılsalar bile varlar…

    Bazen izlediğin bir filmdeki yada okuduğun bir romandaki hayali bir karakterin anne ve babandan daha yakın hissettirdiği olmuştu değil mi?
    Yada gülüp eğlendiğin o muhteşem hayal arkadaşının?

    Gerçek dünyada en yakınını kaybetsen çok üzülmeyeceğin ama Onun gidişine yas tutacağın durumlar bile olmuştur…

    Sen onu mânâda öldürmediğin sürece ölmeyecek. Mânâda her an seninle olduğunu bildiğin sürece seninle olacak.
    Yine konuşacaksın yine derdini paylaşacaksın yine muhteşem sohbetler edeceksin içinde bir şeyleri öldürmekten vazgeçtiğinde…

    Ey bu satırları okuyan Güzel ruh…
    Rüya bize boşuna verilmedi…

    Rüyada kaybettiklerini bu dünya gerçekliğinde kaybetmediğini göstererek, bu dünyada kaybettiklerini de asla kaybetmeyeceğinin bilgeliğine ulaşman isteniyor senden…

    Hadi bunun idraki için güçlü bir adım at…
    “Oradasın biliyorum” de ona. “Senin varlığına da şükür seni gönderene de” de…
    Sevgini gönder ve o yokluk vehmi ile oluşmuş korku duvarını aş…

    Yaratıcını biliyorsan o senin hiç bir şeyini israf etmedi etmeyecek…
    O senin hayali arkadaşını bile yaratıp önüne getirecek..
    Sen yeter ki Onu sev Onu bil ve
    Onun yolunda ol…
    Sevmeye sevilmeye ve
    sevgide kalmaya devam et…

Toplam 48 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR