Sinan Yazıcı - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

Ne bir Leylamız oldu yolunda benliğimizi yitireceğimiz, ne de Mecnun olabildik; Leyla’yı benliğinden eden… Yarım kalmış türkülerin seslendiricileriydik her zaman, repertuvarı kıt, detone… Gönül işleri dendiği zaman ne kastedildiğini anlamayacak kadar cahildik... Ne anlatacak bir sevdamız oldu, ne de bizi anlayacak sevdalımız… Hasret sağanağının maruzları olduk, yarım bıraktırılmış aşkların muarızı… Gönlümüzü titreten şiirlerle dalaşanlardık, gönlümüze dikine dikine saplanan oklar olsalardı bile… Alplik adının erenlikle bütünleştiği noktalardaydık daima, savaş gemisine yük almamaya gayret edenlerdendik, lakin savaş gemisinin yüküydük, bunu bilenlerden değildik… Dağın yüceliğine inanırdık ama ne kadar yüce olsa da dağ; bir kenarı yol olurmuş bilmezdik… Yiğitlerin deliliğine inanırdık ama ne kadar deli olursa da yiğit; yüreğinden yar geçermiş bilmezdik… Belki saftık, belki inanmıştık, belki güvenmiştik ama sırtından vurulmak neymiş bilmezdik… Namertliğin menbaı yüreğimizde beslediğimiz sevgiymiş, bilmeden aldanmıştık… Yüreğimize hükmetmeyi beceremedik, ve aldandık, ve kırıldık, ve vurulduk… Hasılı; Ebu Cehile muadilmişiz; bilmezdik…