Selda Acar Ünal - Hakkında Yazdığı Tanıtım Ya ...


Selda Acar Ünal Aç mideleri doyurma mücedelesiyle başlardı gece; Önce büyük bir hazla karnımızı doyurur, arkasından sıcak sade bir kahve, hüzün ve acıyla karıştırıp içerdik her gece... Sokak lambalarının bile uyuduğu dar vakitlerde; karanlıkların sofrasında... Sokak ışıklarının gölgesini sayar o gölgelerden mesafeleri kısaltırdık Sonra birbirimizin *ruhunu okşayıp* bizli geleceği sorgulardık. Başka gölgelerden kopup gölgelerimizi birbirine katacakdık, Herşeyden soyunup sonsuz maviliğe uçacaktık... İşte yolun sonundayız Thelma ve Luıs gibi... "HER BİTİŞ BİR BAŞLANGIÇTIR" ******************** **************** ADAM! Sen karanlığın büyülü çıplaklığısın Güneş doğuşunun Gölgeliğin efendisi, Sen; bakışların esrar duvarı, ... Boğuk mavinin yeşil karanlığı... Yürüyen, Yoğun yağmurun, köhne evlerin eskimiş caddenin ortasından yürüyen adam; Yorgun yaşlı bacakları... Bir ömür o caddeden evine dönen Adam, O yolu ve ayakkabıları eskiten Yaşlı Adam... Filesinde yılların yorgunluğunu taşıyan, Dökülmüş yaprakları çiğneyerek yürüyen adam Arkasına bakmadan kasketi eğik, gözleri yorgun, ... Ben umarsız,... Köhne bir evin penceresinden bakarken Titrek damlaların camları öpüşünü, Mavi karanlığın gri parlaklığını seyreden, kalbi coşan, ... isyan yumağı. " Bitiş yada Başlangıç " *************** ***************************** Onca zelzele ve fırtınanın ardından Durulan hoyrat kalmış ve eksilmiş bedbaht yürekler. Gözleri hüzünlü, Ürkekçe kaşları ardına sığınan ve Kaybolmuşluğun kucağına Yokluğunu emanet eden yetim toy çocuk! Kim bilebilirdi ki O Zümrüt yeşili tuzlu göle aldanacağını? Kim bilebilirdi ki... Gitme kal masumiyet arka bahçende! Bunca yaşanmış zaman ellerimden kayıp gidiyor Kıyıya vuran her dalga hüznü, yılgınlığı, boşvermişliği ve seni hatırlatıyor bana Bu gün kendimle ve sana duyduğum kin ve hastetle boğuşmaktan yenik düşmüş bir dalga gibi kumsala serpilip kala kaldım. Güneşin ağır ağır süzülerek yok oluşunu izlerken, denizin rengi daha bi koyulurken, sokak lambaları bir bir yanarken... Sen bütün umursamazlığınla bencil edanla yine hep ve daima oradasın Her bir dalganın hırçınlığı vururken yüzüme; Kahrolası yokluğun daha bi çakıyor böğrüme ve seni unutmaz dediğim gözlerim, hayalin bir bir silinirken beynimden, vazgeçilmez sandığım değerlerimden biri oluveriyorsun. Unutmak hatta vazgeçmek hiç acıtmıyormuş anladım. Karanlıkların mahcub yüzü; içinde binbir umut saklı Sürükleyip götüren: en ıssız, en kuytu yeşilliğinde şımarık hoyrat gezen duygular! Gün gelir seni de içine çeker amansız bir girdab. Masumiyetinin kabuk bağlamış bir yanı, Bir yanı bahar-bahçe. Hüznümün bir yarısı sen, diğer yarısı senin gölgen Senin en sevdiğin renk gökyüzünde ki derin mavi, Okyanusun derin yeşili benim ki!