Mehves Eksiler Antoloji.com

'Aslında kötü ve hırçın biri değildim. Tüm yaptıklarımı gönlümü hoş tutmak için yapıyordum. Öfkemden ağzım köpük köpük olmuşken bile, yüzüme birazcık gülüp, önüme bir bardak şekerli çay sürüldü mü gevşeyiverirdim. Ayrıca duygulanırdım da. Dahası, sonradan kendi kendime kızar, utanırdım ve bir kaç ay doğru dürüst uyku uyuyamazdım. Ne yapayım yaradılışım böyleydi işte. Biraz önce aksi ve kaba biri olduğumu söylemiştim ya, yalan bu. Hırsımdan dolayı öyle söyledim...Aslında hiç bir zaman aksi ve kaba biri olmadım. Her an içimde bunların tersi olan duyguların kıpır kıpır olmasını isterdim...Ben kötü bir insan değildim. Ne aksi bir adamım, ne de uysal biriyim. Ne alçağın biriyim ne de namuslu, onurlu biriyim. Ne bir kahramanım, ne de bir korkak. Ben hiç bir şey olamadım. Şimdi köşeme çekilmişim... Böyle olduğu halde, aklı başında ve namuslu bir adamın sözünü etmekten en çok hoşlanacağı konunun ne olduğunu bilir misiniz? yanıt, kişinin bizzat kendisidir...'
(Dostoyevski, Yeraltından Notlar)
Yaşama, kendime, insana, sevgiye inanarak başladım her şeye. Yaşam kitaplarda anlatıldığı gibi değilmiş, masallar kadar büyüleyici değilmiş deyip zaman zaman köşeme çekildim. Sevdim... Bunun sevgi olmadığını keşfettiğimde, içimdekileri anlamaya başladığımda korktum kendimden. İnsanlarımı kaybettim, yaşam bitti sandım. Yeni insanlarla yaşam yeniden başladı sandım. Her seferinde içime yeniden döndüğümde yeni şeyler keşfettim. Anladım ki ne sevgi ne de yaşam beklentilerle değil, olduğu kadarıyla vardılar. Anladım ki ben gene de yaşayacağım. Anladım ki ben melek değilim, anladım ki ben kötü değilim. Ben sadece insanım. Çelişkilerimle, korkularımla. Her şeye inandığım zamanlar oldu, hiç bir şeye inanmadığım anlar. Yaşamın çok kısa olduğunu, yaşamak için acele etmek gerektiğini düşündüğüm de oldu, yaşamın yavaş yavaş yaşandığında tadına varıldığını anladığım zamanlar da. Kaderimi kendi ellerimde taşımak istediğim, bununla gururlandığım vakitler de oldu, kendimi yaşamın rüzgarına bıraktığımda daha mutlu olduğum vakitler de. İnsanları çok çok sevdiğim de oldu, en küçük davranışlarıyla sebepsiz uzaklaştığım da. Yaşamı kıyısından seyretmek de beni sarhoş etti, içinde rol almak da...Kendimi kandırdığım da oldu, yalanlar söylediğim, hastalık derecesinde dürüst olduğum da. Mutluluğun sürekli bir yaşam şekli olmadığını keşfettiğimde bir gülüş, bir tek söz, bir bakış, bir ağaç, bir mavi, bir müzik, bir kitap, bir şiir, bir resim ve sadece bir an'ı bulduğumda kendimi buldum, yaşamı buldum. Kendimi ifade etmeyi hiç beceremedim, konuşma özürlü oldum. Mektuplar yazdım, çoğu okunmayan. Sıradan olmayı bekleyerek başlamıştım yaşama. Olamadım, kimsenin de olmadığını öğrendim. Bilmenin mutsuzluk getirdiğini ama mutsuzluğun hep derin bir buruklukla beraber bana bilgiyi getirdiğini gördüm. Her şeye rağmen umudumun hiç körelmediğini, olmadık yerlerde bir coşkunun içimi kaplayıverdiğini bazen şaşkınlıkla, bazan utançla, bazan da sevinçle gördüm. Arkadaşlarım oldu, sevgililerim oldu. Hepsini sevdim. Hiç bir sevgim diğerine benzemedi, onların sevgileri de bana benzemedi. Kabullenmeyi öğrendim, olduğu gibi. Her insanla yeni bir yaşam, yeni bir ben buldum, hepsini bir araya topladım, burdayım... Umuda, yaşama, insana...

-Martı, Bulut ve Umut-

“Anne…dokunabilir mi? ..” diye sordu çocuk,
..

Devamını Oku