Hakan Nuri Ateş Antoloji.com

Ben Bir Kimim? !
Çocuksu ve olgun. Büyülü ve yalın. Açık ve simgesel. Karanlık ve aydınlık. Hüzünlü ve uçuk. Sarmalayan ve sarsan. Düşündüren ve öldüren. Meleksi ve tanrısal... hepsi o kadar. Kısaca ben...
Belki de dolaşırken habire 'Kim bu salak ya? ' diye söylenip durdun. Aha işte burda benimle ilgili her şeyi (!) bulabilirsin... Her şeyi derken de abartmayayım. Bilmen gerektiği kadarını...
Her insan gibi ben de hayatıma 'doğarak' başladım! 10 Şubat 1975 doğumluyum. Yalnız doğum tarihinden çok, doğum anı ve nasıl doğduğum daha önemli. Peki bunu neye dayanarak söylüyorum? Bunu, tam 5.5 kiloya dayanarak söylüyorum. Evet, tam 5.5 kilo ağırlığında bir 'topak' halinde çıkmışım, nereden çıktıysam! Annem, beni çıkaracak diye az kalsın ölüyormuş. Doğduktan sonra pek bi' b.k yapmamışım aslında! Yalnız bir noktayı atlamamakta fayda var... Bebekken muayene olmak için gittiğim aylık kontrollerden birinde doktorumun üstüne işemişim! Ve bu olay kendi doktorumun hayatında ilk defa başına gelen bir olay olarak litaretüre geçmiş (ama hangi litaretüre geçtiğini sorma, ben de bilmiyorum) ! Bir buçuk yaşıma kadar da annemi ve memesini 'sağmal' olarak kullanmam da cabası...
Benim bebekliğim çok garipmiş. Valla... Kahve fincanlarını annemin gözlerinin içine baka baka atıp, kırarmışım. O zaman da deliymişim yani! Şu anda da pek bi' değişiklik yok aslında, malzeme aynı! Her neyse, gelelim çevreyle iletişim zamanının başlangıcına... Yani ilk konuşmalara... Aslında belli bir 'hebele, hübele ve agu' döneminden sonra, direk 'şablon paragraflar' halinde konuşmaya başlamışım! Annem şaşırmış tabi... Düşünsene, senin doğurduğun çocuk (kızlar için konuşuyorum!) daha doğar doğmaz, senden daha fazla cümle kuruyor ve Seda Sayan gibi 'hiç susmadan konuşabilme' becerisine sahip oluyor... Başlarda bu olay annem için çekilmez bi' durum haline gelmiş ve bi' kaç kez beni camdan aşağı sarkıtmış (bkz. Michael Jackson özürlüsü) ! Tabii bunun bir çözüm yolu olmadığını anlamış sonunda ama o anlayana kadar ben, ilk zatürre krizlerimi geçirmişim (bir paragraf boyunca sallayarak rekorumu da egale etmiş oldum böylece!) !
Birazcık büyüyünce, yani 'uysal bebeklik' dönemini geçip de daha hareketli bir döneme girince, annem zorunlu olarak (çalıştığı için) bir 'bakıcı' tutmuş. Ve biz onunla (bakıcımızla) tam 9 yıl bakışmışız! Ama dört yaşıma gelince, ailemize bir şahıs daha eklendi ve o şahıs, doğal olarak benim kardeşim oldu! Ama bu öyle basit bi' kardeş değil! Azgın olmasının yanı sıra, benimle aynı gün doğma gibi bi' özelliği de var... Evet, o da 10 Şubat 1979 doğumlu ve onu da benim gibi 'leylekler' getirdi (bkz. klasik 'Büyüyünce anlarsın oğlum! ' hadisesi!) . Bakıcımız onunla da bir kaç sene bakıştıktan sonra, ben on iki, kardeşim de sekiz yaşına geldiğinde bazı nedenlerden dolayı, işten ayrılmak zorunda kaldı (olsun!) .
Okul hayatıma gelince... Anaokulu (bkz. küçük çocukların zaman geçirmeleri için yollandığı ve aynı çocuklara 'salak salak' şeyleri 'zorla' yapmaları söylenen 'sömürü' okulu!) dahil yedi senemi 'Özel İnal - Ertekin İlköğretim Okulu'nda geçirdim (pişmanım!) . Sonra altıncı sınıfta, okulla ilgili bazı sorunlar yaşadığım için ayrıldım.Şu an bi radyo istasyonunda spikerlik ve programcılık yapıyorum.Sesim mükemmel ve etkileyicidir.Ajanslarla çalışıyor ve bölgesel bi gazetede haftanın dört günü köşe yazıyorum....Bu kadar hayat hikayesi yeter...
..

Devamını Oku