Derya Kaya - Kendisi hakkında yazdığı tanıtım ...











Taşların dize, dizelerin şiir,şiirlerin sevda olduğu; nakışları öpen kar tanelerinin,hoşgörüyü kanatlandıran güvercinlere dost selamı...













DİNLERİN VE DİLLERİN KARDEŞ OLDUĞU ŞEHİR











BEN MARDİN'İM

Bastığınız topraklarım, bin yılların ötesinde asi, savruk ve şaşalı geçmişin izlerini taşır.
Ben öyle bir zaman tüneliyim ki, Sümer dirliğinin, Selçuklu sevdasının, heybetli mimari zevkinin, bilgelikle olgunlaşmış huzuru ile inşa edilmiş evlerden size tebessüm ederim.
Ben Mardin'im.
Sevmenin, sevilmenin Mem u Zin güzelliğiyim. Ben Hurri aşkının, Şeyh Galip diyarıyım...
Benim sokaklarımda tarihi bir solukta hissedersiniz. Heybetimden Mezopotamya'ya göz kırpan avlularımla, geniş gönüllü olma ayrıcalığımla beni kucaklarsınız.
Ben Mardin'im.
Taşlardan fırsat buldukça özgürce toprakla el ele tutuşan, gökyüzüne en nağmeli bakışını yönelten Kapariler bağrımdan taşar...
Ben Mardin'im.
Heybetli kalem, Artuklu görkemim, ovamın denizi kıskandıran enginliği ile Harran ile kardeş Mezopotamya bereketini Kudüs'e nispet yaparcasına, dinlerin dingin limanı olmuş tapınaklarımı sizler için hep sakladım...
Ben Mardin'im.
Süryani nağmelerini dinler üstü kardeşlik halaylarını, yüreklerdeki kanaviçe bezentisini bende görürsünüz.
Ben Mardin'im.
Anadolu mertliğinin,kardeş şerbetli dostluğuyum.Ben mistik bir mimari şaheserim.
Ben Mardin'im







MARDİN, GÜNEŞİN NABZI

Kınalar yakılmış gökyüzüne ilmik ilmik,
Zılgıt sesleri titrer, hızmalı burunlar delik
Taşlar ruhları akseder özünde nakış...
Heybetli kalesinin hikmetidir Hakk’a yakarış.
Özünde, sözünde mertlik olanların yurdu
Ataların yadigarı ve ulu Artuklu
Kız Kalesi gülümser, çekingen, ürkek ceylani
Zaman ağır ağır işler kum saati misali
Ruhlarda derin bir huzur, doğa mütebessim
Saf tutan halaylarda medeniyetler kol kola
Türküler çeyiz sandığını, bulutları saklar
Ful çiçeklerinde avlu kokar, yıldızlar alevli,
Yakıcı güneşte altın sarısı taşların aksi
Destanların özü yansır sokakların merdivenlerinde,
Güneşin nabzı atar, duraksız sevdalı yüreklerde
Mezopotamya eğilir sadakatle Mardin’in önünde
Diz çöker cömertliğiyle yeşil enginliğinde
Güneş ışığı Nemrut’tan önce Mardin’e uğrar,
Yağmurlar bereketi müjdeler, ağlar, yağar
Musikiye aşina güvercinler takla atar
Uçurtmalarda geleceğin güzelliği, geçmişin emaneti uçar...
Mardin’de yaşam mitolojiyle dans eder,
Ezanlar, çanlarla kardeşçe ve beraber...
Karlar süslemek için işlemelerini can atar.
Çeşmelerinde su tarihle coşkun, misk akar...
Kuyular mahzen, güneş görmemiş define
Ay ışığı güleç yüzlerde gamzeler oyar...
Ne “Gondol’la” ilerlemek, rutubetli Venedik’te
Ne “Kuleler” kenti süslü Paris’te

Benim her şeyim, huzur sokağım, özüm, kaynağım...

Asil memleketimde, MARDİN’de

Sevginin adı gökyüzünde gülbin,

Şirin yüreklerde MARDİN...







Şiddetini sevdim
Nerden yağdığı belirsiz kurşunlarını,
Faili belli cinayetlerini de sevdim.
Evleri yanan köylülerin direnişini sevdim.
Dinlerini dillerini kürdünü,arabını.süryanini,yezidini.
Az da olsa türkünü sevdim.


Bende güneşli iken sende yağan karını
Kızıltepeden geceni sevdim.
Senden, babamın çocukluğunu,
Annemin bahar gözlerinde ki sonbahar bakışını,
Derik e göç eden çocukluğumu izlemeyi sevdim.


Tarihe direnişini,
Dağın başında yıkılmayan asil duruşunu,
Her ırka kardeşçe açtığın sıcak yaşam kucağını
Sevmeyi oğrettiğin için sevilmeni sevdim.


Akşamın sokağa çıkmaya yasak olmadı hiçbir zaman
Sokağa çıkmaya cesaretin yasaktı.
güvenlidir diye,
karlı akşamlarda mezarlıktan sevgilisini eve bırakan için
yasak değildi.akşamların
yirmi iki yaşında ki aşık,yirmi iki kurşunla
faili belli cinayete kurban gidebilir mezarlıktan dönerken
Ona rağmen sevdim seni


Hiçbir sevgiliyi senin kadar sevmedim
Elini alıp yüğreğime götürmedim
Benim elim senin yüreğinde.






Yüzümün bir kenarinda önceki yasamlardan unutulmus gülümseler ve dilimde bir ölümün kan-revan içindeki aci feryadi ile adin... kaplamadi bu toprak bedenimi! ... ruhum bir agacin gölgesinde geceden çalinmis düslerle gündüzlere inat yakiyor günesleri, kayipligim ise aynadaki hayalinin anlasilmaz yalnizliginda kendisine sana dair anlamlar katiyor.

Sen bir hayatin mavi görmemis kumsallarinda, çocuklara denizi anlatan peri, sen bir gündüzün lanetlenmis aydinliginda geceleri avuçlarina yazan yakamoz... sesim sesinde kayboluyor. Tut anlamlarimi! ...tut ki anlamlari kaybolmus kayipligim yoklugunun varligini özleyen siirlerinde kendine yazilacak bir sevda bulsun ve kendine anlam katacak bir sevgili bulsun...

Dalgalara ver kendini! ...ver ki, o dalgalarin mavi ile sevisen beyazligina, rüzgarindan bir bahar sicakliginda öpücük gelip yanagima nisan yagmurlari ile konsun...

Haydi... bir ezginin sevgiyi kucaklayan dizelerinde dillerime kon... bende ki yalnizligin seni çagiriyor duymuyor musun?








MARDİN SEVDALISIYSANIZ GRUBUMUZA BEKLERİZ


















Free Web Site Counter

Online Schools