Muratvan Yıldıztürkoğlu - Kendisi hakkında ya ...

'İsterdim ki gelecek güzel sofraların çeşnisi olması için kilere asılan bir ayva dalı gibi sallantısız halde sen bul beni...' Dücane CUNDİOĞLU


“Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, Kendin olarak kalabilmek, Dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, Artık hiç bitmez! .. “ (e.e.cummings)

'Fareleri temizlemeden buğday biriktirmeye başlamayın.' (Mevlana)

YENİDEN DOĞMAK
artık değiştirmek geliyor içimden
bu romanın zamanını mekanını ve kahramanını
bir kartal gibi süzülüp göklere
seyretmek varlık alemini ötelerden
tecrit hırkasını giyen bir derviş gibi
geçmişi zaman denizinde eritip
yeniden doğmak hep yeniden….
erişmek için kutlu sabahlara
el sallamak için yarınlara
bir şeyler yapmak için dünyada
geliyor içimden işte
yeniden doğmak hep yeniden... (Devrigül)


KÖŞE
Sen geldin benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi üstünde durdu
Merhametin ta kendisiydi gözlerin
Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu
Bulutlar geldi altında durduk

Konuştun güneşi hatırlıyordum
Gariptin yepyeni bir sesin vardı
Bu ses öyle benim öyle yabancı
Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı

Dişlerin öpülen çocuk yüzleri
Güneşe açılan küçük aynalar
Sert içkiler keskin kokular dişlerin
İçinden geçilen küçük aynalar

Ve güldün rengarenk yağmurlar yağdı
İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı
Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak
Yaralı bir ceylan kalbi gibiiçli bir sesin vardı

Sen geldin benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi üstünde durdu
Merhametin ta kendisiydi gözlerin
Sezai KARAKOÇ

Ferman-ı aşka can iledir inkıyadımız
Hükmü kazaya zerre kadar yok inadımız. (Baki)

Biz aşık- ı azadeyiz amma esir-i badeyiz
Alufteyiz, dildadeyiz, bizden diriğ etme kerem. (Nef'i)

Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş.(Baki)

Aşk imiş her ne var alemde
İlim bir kil ü kal imiş ancak. (Fuzuli)

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
Merdum- i dide- i ekvan olan ademsin sen(Şeyh Galip)

Yok bu şehr içre senin vasfettiğün dilber nedim
Bir peri suret görünmüş bir hayal olmuş sana (Nedim)

Arz- ı hal etmege seni tenha bulamam
Seni tenha bulıcak kendimi asla bulamam (Ulvi)

Sultan-ı gam nişimen idelden derunumu
Sahrayı kalbe leşker-i sevda gelür gider. (Nabi)

Görmedik öyle melek suret bu dünyada
Belki rıdvan kaçırup kuy- i iremden gelmiş (Sünbülzade Vehbi)

Süzme çeşmün gelmesün müjgan müjgan üstine
Urma zahm- ı sineme peykan peykan üstine (Rasih)

Ayagı yir mi basar zülfine ber-dar olanun
Zevk ü şevk ile virür can- ı seri döne döne (Necati)

Şevküz ki dem-i bülbül ü şeydada nihanız
Hunuz ki gül ü gonca- i hamrada nihanız. (Neşati)

Çünkü sen ayine-i kevne tecella eyledin
Öz cemalin çeşm-i aşıktan temaşa eyledin (Laedri)

Yılda bir kurban keserler halk-ı alem ıyd içün
Dem-be-dem saat-be-saat men senün kurbanunam (Fuzuli)

Cihanı hiçe satmakdur adı ‘ışk

Döküp varlığı gitmekdür adı ‘ışk

Elinde sükkeri ayruga sunup

Aguyı kendü yutmakdur adı ‘ışk

Bela yagmur gibi gökden yagarsa

Başını ana dutmakdur adı ‘ışk

Bu ‘alem sanki oddan bir denizdür

Ana kendüyi atmakdur adı ‘ışk

Var Eşrefoğlı Rûmî bil hakikat

Vücudı fani itmekdür adı ‘ışk (Eşrefoğlu Rumi)

Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz
Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz (Behçet Necatigil)

Aşiyan-ı mürg-i dil zülf-i perişanındadur
Kanda olsam ey peri gönlüm senin yanındadur (?)

Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever (Fuzuli)

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında.
Yekpâre geniş bir ânın,
Parçalanmaz akışında...

Kökü bende bir sarmaşık,
Olmuş dünya sezmekteyim.
Mavi, masmavi bir ışık,
Ortasında yüzmekteyim...' (Ahmet Hamdi Tanpınar)

'Ol zaman ki bezm-i canda bölüşüldü kale-i kam
Bize hisse-i mahabbet dil-i pare pare düştü...' (Şeyh Galip)

GAZEL
Nigara bezm-i hüsnünde dil-i mestanemüz kaldı
Perin yakmış cemalün şem'ine pervanemiz kaldı

Anı hoş tut garibündür efendi işte biz gitdük
Gönül dirler ser-i kuyunda bir divanemüz kaldı

Yürek kan oldı hicrandan vücudum çekdi el candan
Feda oldı yoluna cümlesi zira nemüz kaldı

Başımdan akl ise gitdi dil ile can revan oldı
Ten-i bi-itibar adlu kuru viranemiz kaldı

Hayali devlet-i bi-itibara bakmadun gitdün
Bize besdür bu kim dillerde bir efsanemiz kaldı
(Hayali Bey)

Gitdün amma ki kodun hasret ile canı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yaranı bile
(Neşati)

Sözü yazdımdı da kalmış öbür entaride
Va'diniz buse mi vuslat mı unuttum ne idi?
(Yahya Kemal Beyatlı)

Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kafir
Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir

Niçin sık sık bakarsın öyle mirat-ı mücellaya
Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kafir (Nedim)

Ruhun mu ateş,yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem,bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan,kendini gizler mi alevden?
Sen istedin,ondan bu gönül zorla tutuştu..

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de,vururken de güzelsin! ... (Hüseyin Nihal ATSIZ)

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki, bir gün bana, derinden,
Ta derinden bir gün bana: 'Gel' desin. (Ahmet Kutsi TECER)