ÜÇLER BEŞLER DEĞiL BEŞ BİNLER! ..

Hikmet Çiftçi 2
154

ŞİİR


32

TAKİPÇİ

ÜÇLER BEŞLER DEĞiL BEŞ BİNLER! ..

ÜÇLER BEŞLER DEĞİL BEŞ BİNLER! ..
- 1 –

Unutmadık! ..
Unutamadık! ..
Unutmak ne kelime! Hep yaşadık, hep yaşattık! ..
20’lık delikanlılarımızı, üniversiteli gençlerimizi, imanlı, inançlı, vatan ve millet sevgisi ile dolu, millî ve manevî değerlerinin aşığı ve yaşayanı, yaşatanı, o gencecik yiğitlerimizi asla unutmadık! ..

1 - İlk ülkücü şehidimiz Ruhi KILIÇKIRAN’ı unutmadık…

1946 Osmaniye…
5 Ocak 1968 Ankara – Site Yurdu Kantini...
İlk can, ilk kandın, toprağa düşen ilk fidandın...
İlk can, ilk fidan toprağa düşen ilk yiğidimiz…

Şehidimizin not defterinden:
Not defterine Arif Nihat Asya'nın şu beytini düşüyor:

"Bayram dedi; ben mutluların bayramıyım!
Toplum dedi; mutsuz kişiler toplamıyım..."

*
NEDEN ŞEHİT EDİLDİ?

Bir iftar sonrası…
Site Yurdu kantini ve mukaddes değerlere açıkça saldırı yapan bir topluluk...
Ruhi yemeğini bitiriyor ve iftarını açmanın manevi hazzı ile duasını ediyor, ama kantinde bulunan hain zihniyetli güruh sözlü ithamlarına devam ediyor. Bunun üzerine Ruhi yanına boş bir sandalye çekerek, Türk insanının mukaddes bildiği değerleri tahkir ve tezyif etmemelerini söyleyerek, onları bu konuda oturup konuşmaya davet ediyor. Bu davetin karşılığı olarak hain gurubun elebaşı, Allah (c.c) ve dini kastederek "olmayan şeylerin tartışmasını mı yapacağız" diyor ve kutsal değerlere küfrünü daha da artırıyor.
Ruhi küfrü geri alması uyarısında bulunuyor. Ama o küstah hakaretlerini daha da artırıyor.
Bunun üzerine Ruhi'nin yumruğu ile yere yıkılıyor.
İşte bu andan itibaren, ihanet sürüsü hep birden Ruhi'nin üzerine saldırıyorlar.
Bir tabancadan çıkan ölümün sesine, "Yandım Allah! " sesi katılıyor. Kantin duvarında yankılanıyordu. Bu ses dalga, dalga Anadolu'yu sarıyordu. Allah (c.c) sevdalısı bir çeri Allahsızlarca kurşunlanıyordu.

Allah’ım rahmetini esirgemesin.
Mekânı cennet olsun.

*
Ozan Arif de “SEN YALNIZ DEĞİLSİN” diyenlerden! ..

SEN YALNIZ DEĞİLSİN

Sen yalnız değilsin gökler ve yerler,
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.
Seksen bin evliya, doksan bin pirler,
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Yeşil Tuna dertli, akışı usul!
Azerbaycan, Kırım, Kafkasya, Musul,
Yedi iklim gardaş... Cihan velhasıl,
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Yükünü idrak et! Ecdadın, atan,
Gönlünde İslâm’ın imanı yatan,
Edirne`den Kars`a koskoca vatan,
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Söyletmeyin beni hey gidi hey hey...
Yusuf Kaya, ilk göz ağrım Ruhi bey,
Son gurbet şehidi Necati ağabey,
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Haşatlı`lar, Gün`ler dizdik o safa.
Tarih şahit, Kur`an öpüp üç defa,
Kellesini ipe veren Mustafa
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Elbet bir gün biter çekilen dertler.
Zindanlarda çile çeken yiğitler,
Saymakla tükenmez cümle şehitler
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Evlât vermiş anaların sızısı,
Dul kalan gelinin kara yazısı,
Ülkücü şehidin yetim kuzusu,
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Kim bilir ne kadar, sığmaz ki dile,
Say sayabilirsen, kaç ehl-i çile,
Kırk çatal yürekli Muhsin`im bile,
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

Ozan Arif, düşmeyecek bu tuğum.
Geri çıksın kim diyorsa ben yoğum.
Ankara`dan selam salmış Başbuğ`um,
Vallahi... Billahi... Seninle şimdi.

OZAN ARİF ŞİRİN
15. Nisan 1981 Bonn

Kaynak:
http://kafkaslarinasenasi.blogcu.com/ilk-sehidimiz-ruhi-kilickiran/614837

***

ÜÇLER BEŞLER DEĞİL BEŞ BİNLER! ..
- 2 –

Unutmadık! ..
Unutamadık! ..
Unutmak ne kelime! Hep yaşadık, hep yaşattık! ..
20’lık delikanlılarımızı, üniversiteli gençlerimizi, imanlı, inançlı, vatan ve millet sevgisi ile dolu, millî ve manevî değerlerinin aşığı ve yaşayanı, yaşatanı, o gencecik yiğitlerimizi asla unutmadık! ..

2 - SÜLEYMAN ÖZMEN
(1948 – 1970)
23 Martta, pazarı pazartesiye bağlayan gecenin sabahında,
22 yaşında, hayatının baharında ulaşır şehitlik mertebesine.

Aslen Çorum’un Sungurlu ilçesinden olan Süleyman Özmen, 1948 İstanbul doğumludur.

Çevresindekiler tarafından muti, sevecen, cana yakın ve vefalı biri olarak tarif edilen Süleyman’ı, Annesi Emine Özmen onu şöyle anlatır:

‘’Oğlum Süleyman yetim büyüdü; ama kendini çok iyi yetiştirdi. Tanıyanlar tarafından çok sevilirdi. İlkokulu bitirmeden Kur’an’ı hatmetmişti. Akşam karanlık çökmeden evde olurdu. Derslerini yapar, dizimin dibinde güzel sesi ile Kur’an okurdu.’’

Öz menem! ...
Öz menem! ...
Onlar kabuk, öz menem! ..
Sen yelde savrulan kül..
Yüreklerde köz menem! ..
Ülkü uğruna şehid
Men Süleyman Özmen'em! ..

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisi Süleyman Özmen 22 yaşındaydı...
Ülkücülük mücadelesine lise yıllarında katılmıştı...
Yüksek Öğretmen Okulunda komünist militanlar tarafından şehit edilmiştir...

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisidir Süleyman Özmen.
Yüksek Öğretmen Okulu’nda komünist militanlar tarafından sıkıştırılan ve 72 saat mahsur bırakılan arkadaşlarına, ülküdaşlarıyla ekmek götürmek ister.
Sabaha karşı meydana gelen büyük çatışmada kızıl silahlar kan kusar. Kurşunlar Süleyman Özmen'e isabet edecek, kaldırıldığı Numune Hastanesinde beş gün süren yaşam mücadelesinde, omuriliğine saplanan kurşunun yaptığı hasar neticesinde şahadet mertebesine ulaşacaktır...

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun tabiri ile:
‘’Büyük Turan Ülkücüsü Süleyman Özmen, arkadaşlarını kurtarmaya gider iken, fakülte kantininde bulduğu birkaç çekirdeksiz üzümle yaptığı sahurun ardından niyetlendiği orucunu, beş gün sonra, yedi kat göklerden gelen şehadet şerbeti ile açar.”

‘’O, bu aziz milleti canından çok sevdiği için öldü. O, uyuyan ruhları uyandırmak, görmeyen gözlere gerçekleri göstermek için öldü…’’

Aziz şehidim, sen rahat uyu. Emanetin şerefimizdir!

“Senin başucunda taş,
Bizim gözümüzde yaş
Sen borcunu ödedin,
Sıra bizde ülküdaş! ’’

*
Kaynak:
Abdullah KILAVUZ
Fırat Ünv. Tıp Fakültesi

http://www.sozkonusu.net/ulku-ugruna-sehit-suleyman-ozmen.html

***
ÜÇLER BEŞLER DEĞİL BEŞ BİNLER! ..
- 3 –

Unutmadık! ..
Unutamadık! ..
Unutmak ne kelime! Hep yaşadık, hep yaşattık! ..
20’lık delikanlılarımızı, üniversiteli gençlerimizi, imanlı, inançlı, vatan ve millet sevgisi ile dolu, millî ve manevî değerlerinin aşığı ve yaşayanı, yaşatanı, o gencecik yiğitlerimizi asla unutmadık! ..
Unutmadık, İMAMOĞLU seni! ..
Unutmadık! ..

3 - YUSUF İMAMOĞLU
(1945 Bursa – 1970 İstanbul)

8 Haziran 1970
Yer, İstanbul Edebiyat Fakültesi.
Kahpe kurşunların hedefinede İmamoğlu.
İçeriye sokulmayan Emniyet güçleri ve Acil Servis…
Aşırı kan kaybı ve
Şehadet! ...

Yusuf İmamoğlu'nun şehit edildiği günün akşamı MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş Marmara öğrenci yurdunda bir konferans vermiş ve Yusuf İmamoğlu'nun şehadetine temasla:

"Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." demişti.

İki bini aşkın dinleyice hitap eden Türkeş'in konuşması sık sık:
"Kan... Kan... İntikam... İntikam..." sözleriyle kesilmiştir.
Türkeş bu sözlere karşılık:
"Komünistler milliyetçi bir gencimizi daha kahpece öldürdüler. O, Türk Milletinin edebiyete kadar intikal etmesi davasını savunan bir gençti. Davası uğrunda, vatan ve millet yolunda şehit oldu. Bizim innaçlarımıza göre, o, en yüksek mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştı. Dün benim bir Yusuf'um vardı. Bu gün hepiniz Yusuf'umsunuz. O, bu din için millet için bu vatan için öldü. O'na kurşun sıkan ellere, ona fırsat veren kafalara lanet olsun." demişti.

*
Emine Işınsu’nun kaleminden:

600 yıl süren o muhteşem destanın dirilmeğe başladığı yeşil Bursa'mızdanmış:
İnegöl kasabasında doğmuş.
Öyle de fakirmiş ki, su satarak okumaya çalıştığı zamanlar bile olmuş...
Yüreğinin bir köşesinde Kara Osman Bey'in akıllılığını ve Sultan Murat'ın merhametini yerleştirmiş. Millet düşmanları O'nu, altı aydan beri hep tehdit edermiş. Yine de silah taşımazmış.
Öldürüleceği sık sık aklından geçermiş ama, vurmağa kıyamazmış...

Henüz gencecikti, taze bir fidan gibiydi; büyüyecek, kocaman bir çınar olacaktı.
Bırakmadılar!
Şimdi yüreğime kurşun misali bir ağırlık çökmüş, çaresizliğimin acısında boğulacak gibiyim.
Önümdeki kağıda da, kalemimin ucunda çırpınan kelimelere de kahrediyorum.
Emine bacısı, İmamoğlu kardeşinin şehitliğine ağıt yazacak, ama neye yarar ki!
Memleketin yüksek menfaatları diyoruz; kardeş kavgası felaket getiri, diyoruz; "siz de vurun! ..” demeğe dilimiz varmıyor!
Peki, ne yapacağız?
Milletimizin belki de son umudu genç yiğitlerin yıkılışlarını seyrederek zaman mı tüketeceğiz?
Ve yaşamaktan utanmayacak mıyız?

Emine Işınsu
(Devlet, 15 Haziran 1970, Sayı:63)

*
Yusuf İmamoğlu, Yıl 1969

Unutturacaklarmış benliğimizi,
Kundaklayacaklarmış kimliğimizi,
Yeniden göstermek için varlığımızı,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Kur'an'a rehber diye sarıldık,
Eğilmedik, düştük öldük, kırıldık,
Ne yazık düşmanı dışta bilirdik,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Elimizi Hak'tan yana açarak,
Zafer ışığını coşup saçarak,
Maziden atiye bir yol açarak,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

İmamoğlu getir bu aşkı dile,
Atıver kendini şu coşkun sele,
Kim bilir kaç yürek çarpar seninle,
Haydi yiğit! Haydi, yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Yusuf İmamoğlu

Yusuf İmamoğlu'nun Kabri...
Ruhu Şad Olsun.

Kaynak:
http://www.milliyetciforum.com/showthread.php? t=907

***

ÜÇLER BEŞLER DEĞİL BEŞ BİNLER! ..
- 4 –

Unutmadık! ..
Unutamadık! ..
Unutmak ne kelime! Hep yaşadık, hep yaşattık! ..
20’lık delikanlılarımızı, üniversiteli gençlerimizi, imanlı, inançlı, vatan ve millet sevgisi ile dolu, millî ve manevî değerlerinin aşığı ve yaşayanı, yaşatanı, o gencecik yiğitlerimizi asla unutmadık! ..

4 - ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU’YU UNUTMADIK! ..
ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU
(1948 Zile - 23 Kasım 1970 Ankara)
Yaş 22…
Gencecik bir delikanlı.
Genceceik üniversiteli bir fidan…

Yıl, 23 Kasım 1970…
Şehadet günü…
Kasım ayının 22. günü…
İftar sofrasında yaralandığı haberini alır ailesi.
Hâlbuki O, şehadet mertebesine ermiştir bile...


" O " Amerikan gemilerini taşlamaya elinde Rus bayraklarıyla gitmedi.
Polisine, askerine, öğretmenine pusu kurmadı, kurşun sıkmadı.
Giydiği palto hiç bir zaman moda olmadı! Ne doğan bir bebeğe ne de bir sokağa verilemedi ismi.
Belki artık birçoğunuz hatta hiçbirimiz tanımıyoruz O' nu. Çünkü sıradan biriydi.
Ve sırası geldiğinde; CİĞERLERİNE POMPAYLA HAVA BASİLARAK ŞEHİT EDİLDİ.
İşte " O " Sadece ÖNKUZUYDU.

25 Kasım 1970 tarihli Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun bildiri metni:

"Büyük Türk Milleti! .,
Vatan satıcılar çetesi komünist-Kürtçü, işbirliğinin satılmış beyinleri, milliyetçi, ülkücü bir öğrencimize daha kıydılar.
Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi Dursun Önkuzu, 4 günden bu yana hürriyetinden mahrum edildiği Erkek Teknik Yüksen Öğretmen Okulu'nun 4'üncü katından, ciğerlerine hava basıldıktan sonra aşağı atılarak katledilmiştir.
Büyük Türk milleti!
Sadece şu bir yıl içinde dört evladını kaybettin Baharettin Dedeşen, Mustafa Bilgi, Mehmet Büyük sevinç ve diğer şehitlerin arkasından sırayla Süleyman Özmen, Necdet Güçlü, Yusuf İmamoğlu ve işte Dursun Önkuzu da kara toprağa düştü.
Üniversiteyi karargâh haline getiren kızıllar bir takip görmedi, polis ve jandarma gücüne şahit olamadık... Devletini ve gençliğini koru!
Allah Türk'ü korusun ve yüceltsin.

- T.M.T.F. (Türkiye Milli Talebe Federasyonu) -

Türk bayrağına sarılı tabutun başında Dursun Önkuzu'nun babası Abdullah Önkuzu, alanda bulunan on binlece kişiye şunları söyler:

"Oğlum, Atatürk memleketi siz gençliğe emanet etmişti. Sen, bu emanete sahip çıktın ve bu yolda Türk milletinin baş düşmanı Moskoflar tarafından katledildin. 60 sene yaşayıp da esaret içinde ölmektense, yirmi yıl yaşayıp hürriyet içinde şehit olmak daha iyidir..."

Şehidimize Allah'tan rahmet diliyor, geride kalmışlarına da hayırlı uzun ömürler diliyoruz.
….

ÖNKUZU

Kuzu yürür, kuzu yürür.
Önde Önkuzu yürür.
Kuzular meledikçe
Gönlüme sızı yürür!

Önkuzu hey! Önkuzu!
Önde gider Önkuzu.
Bu bayrak düşmez yere,
Ölmedikçe son kuzu!

Dursun adı... Dursun adı...
O gitti, dursun adı.
Dillerde türkü olsun,
Yürekte vursun adı!

Kuzular koç olacak,
Toy, düğün, göç olacak
Bu yıl ki kuzuların
Adları 'öç' olacak!

Niyazi Yıldırım Gençosmanolğu
Ertuğrul Dursun ÖNKUZU
23.11.1970, Ankara

Kaynak:
Destanlaşan Ülkücü Hareket
http://www.onkuzu.com/ardindan.html

***
UNUTMADIK! ..
UNUTAMADIK! ..
UNUTMAK NE KELİME! HEP YAŞADIK, HEP YAŞATTIK! ..
20’LİK DELİKANLILARIMIZI,
ÜNİVERSİTELİ GENÇLERİMİZİ,
İMANLI, İNANÇLI,
VATAN VE MİLLET SEVGİSİ İLE DOLU,
MİLLÎ VE MANEVÎ DEĞERLERİMİZİN AŞIĞI
VE YAŞAYANI, YAŞATANI,
O GENCECİK YİĞİTLERİMİZİ ASLA UNUTMADIK! ..
ASLA UNUTMADIK! ..

Derleyen:
Hikmet Çiftçi
06 Mayıs 2014

Hikmet Çiftçi 2
Kayıt Tarihi : 6.5.2014 15:49:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Yaralarımızı geçmişle sardık... Ha bire deşip duruyorlar! .. Sanki vatan için can verdik(!) "Üç fidan! " diye ağlıyorlar...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Şevki Çiftçi
    Şevki Çiftçi

    20’LİK DELİKANLILARIMIZI,
    ÜNİVERSİTELİ GENÇLERİMİZİ,
    İMANLI, İNANÇLI,
    VATAN VE MİLLET SEVGİSİ İLE DOLU,
    MİLLÎ VE MANEVÎ DEĞERLERİMİZİN AŞIĞI
    VE YAŞAYANI, YAŞATANI,
    O GENCECİK YİĞİTLERİMİZİ ASLA UNUTMADIK! ..
    ASLA UNUTMADIK! .. Unutul maz zaten. Yüreğine sağlık..

  • Ehed Aymaz
    Ehed Aymaz

    Yüreğim coşa coşa aynı zamanda da çok kırgın ve buruk bir şekilde okudum. Her şey çok harika.. Allah tüm şehitlerimizin ruhunu şad eylesin... Bir daha bu acıları aziz Türk milletine yaşatmasın inşaallah...

  • Gül Keleş
    Gül Keleş

    SADECE TAM PUANLA SEVGİMİ BIRAKTIM ÜSTADIM EYVALLAH

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    Yazmak, yazdığını anlamak, yazılanları birlikte paylaşabilmek oldukça sevgi ve saygıya dayanan özveridir. bu hazırlık yazılarınız. insan ruhunu,özünü oluşturmakta ve sevgi bağlarını güçlü kuvvetli yapmaktadır. ellerinize ve yüreğinize sağlık.çok hoş bir çalışma tebrik ve teşekkür ederim tam puan +ant. sağlıcakla kalınız.

  • İbrahim Değerli
    İbrahim Değerli

    RUHLARİ ŞAD OLSUN MEKANLARI CENNET OLSUN HEPSİ DEGERLİ BİR VATAN EVLATLARİYDI.SAYGİYLA..

TÜM YORUMLAR (6)