-*TUVALDEKİ SU TANESİ(Ödüllü)

Nuray Alper
26

ŞİİR


15

TAKİPÇİ

-*TUVALDEKİ SU TANESİ(Ödüllü)

“Toplumlar kadınlarla âbâd ve onlarla berbat olmuşlardır.”
Osman Nuri Topbaş

Vuslat kokan bir cennet sabahından, firak bakışlı dünya çilehanesine gönderilen Havva adıyla başladı kadının tarihi. Yasak meyveye varışın sebebi o saf nezaketin, nedamet durağı hâline gelince dünya, aldanış kadar koyu bir karanın olduğu gibi gözyaşı kadar şeffaf bir aklığın da simgesi oldu kadın. Törelerin, türkülerin, şiirlerin, sevdaların, kavga ve barışların biricik varlık nedeni. Hüzün ve sürûr mimarisi…

Mutlak güzel, eğe kemiğinden narin ve nadide bir vücut yaratırken onun; özünü, yüzünü, sözünü, ziynetini güzel eyledi. Bu gel-geç güzelliğe âlemi meftun kılarken de, ilâhi zirveye ulaşma yokuşunda kadını basamak tayin etti. Çağlar ince nizamı kavrayış noktasında noksan kalırken; bir kadın çağlara bedel oldu kimi, kimi zaman da çağlarca lânetlendi. Kucağında bebeği ile taşlanan sükûta; kitaplar “Meryem” dedi, bir sureye isim kıldı sîretinin güzelliğini. Küfrün bataklığında iman saadetini kucaklayan ve ebedî vuslat ile nikâhlanan asalete Asiye… İffetsiz kelâmın ağır imtihanında iffete rengini veren Ayşe’yi alemlere rahmet olarak gönderilene sevda eyledi. Münzevi bir hasırın manevi kucağında Rabia’ya çileyi cennet gösterirken, vaktin veli yüzlerine onu gıpta ettirdi. Ağrılı, acılı, aykırı bir sevgiyle sevdiğini zindana gönderiveren Züleyha’ya zindan olan sarayı, güzellik sermayesini gözyaşıyla erittikten sonra peygamberî dua ile ona güzelliğini yeniden hibe etti. Heyhat ki; sevgisinde Züleyha’yı model tutan hiçbir güzel, onun gibi ölmeyi bilmeyecekti. Çölde aşk yıldızına; destanlar Leyla dedi, zamanlar maşuku bu isimle zikretti. Devirlerin görünmez hükümran ve kahramanlarıydı onlar. Bilinmedi.
Kalabalıktı kadın kalbi, tenhalarda gizlendi. Ömrünün taraçasından yağmurunu izlerken, merhametle yıkadı ruhunu. Sabrı zikri yaptı, hıçkırıklarla demledi sükûtunu. Hüznü de yakıştırdı kendisine, gülümsemeyi de. Hassas terazinin hassas nuruyla yoğrulan yüreği yorulunca, en çok o aldandığını anladı, en güzel o ağladı. Yâr oldu; yâren oldu, yâd oldu… Dert oldu bazen, bazen de derman… Nasır bağlamış elleri ve çoğu zaman yumuşacık kalmayı başarabilmiş kalbiyle toprak oldu; su ve bereket. Mor bir ahenkle, narin ve meraklı, cam kenarlarını süsledi kadın; menekşe. Koyu zerâfetine, imrenilesi inceliğine rağmen en ücra ve karanlık köşelerde açmayı bildi; zambak. Sabahlar boncuk boncuk terlerken, yaprağına çiy düştü, gözyaşıyla bezedi güzelliğini; gül. Rayihası baharı, uzaktan bir masalı anlatırken, eller dokununca kapandı can kafesine, utandı; mimoza. Umudu barındırdı kanatlarında, mutlu kılmak için vazgeçti mutluluğundan; papatya. Saraylı endamıyla sığındı tarihine; lâle… İşte çiçeklerin hülâsasıydı kadın, her birinden bir eda alan, kim bilir, belki her birine kendisinden bir ahenk muştulayan.

Hangi penceresinden tutarsanız tutun dört mevsimi anlatır öyküsü onun. Duyguların yekûnunu ağırlarken sinesinde; rüzgârı, güneşi, yağmuru, fırtınayı, depremi daha yüklü yaşar ötelerinde. O çileyi güzelleştirirken, çile onda güzelleşir. Hassas ve rakik bir ruhun sahibidir ki acılar eğreti durmaz, gelip yerini buluverir gözbebeklerinde. Bu yüzden “madeni som ıstırap” der dava şairi “kadın” şiirinde yıllar önce…

Kadın su tanesi. Görmek isteyene ateş yüklü zaafsa da dileyene huzur kıblesi. Fetihlerin, onurlu tarih tablolarının, zaferlerin gizli fatihi ve aslî varisi. Çünkü kılıç tutan ve “Allah Allah” nidasıyla düşmanı hezimete uğratan her vücut o bedende yattı, o ellerce yetiştirildi ve uğurlandı. Kadın, Allah Resulü’ne sevdirilen üç güzellikten biri ama en önemlisi, cenneti ayak altına seren hadis müjdesinin geliş sesi. Ana-dolu.

Nedendir yolların hep sonbahara varması, her tefekkür yürüyüşünün ardından bilinmez. Kendi penceresinden dışarı çıkıp kendisinden olana bakması ve kelâma anlatması zorsa da insanın, kadınım; kadınlığın o-nurlu tarihine hasretle bakan… Çileysem de zamana yenilen, yenildikçe yenilenen bir yarenin adıyım. Hüzün mü, tebessüm mü, gözyaşı mı, dua mı bana en çok yakışan elbise henüz öğrenememişsem de içimdeki şarkı hep sükûtu anlatıyor ve ne kadar kırılırsa kırılsın yepyeni umutlara uyanıyor…

Ay Vakti/yıl 11. /SAYI 127 / Nisan / 2011'de yayımlandı.

Nuray Alper
Kayıt Tarihi : 9.3.2011 15:40:00
Hikayesi:


Mamak Belediyesi’nin düzenlediği “Kadın” konulu kompozisyon yarışması için 20 Şubat’ta kaleme alındı. Yaklaşık beş günlük bir çalışma sürecinden sonra Allah’ın yardımı ve jürinin takdiri ile binlerce çalışma arasından kompozisyon dalında birinciliğe lâyık görüldü. 08.03.2011 Salı, Ankara’nın karlara teslim olduğu “Dünya Kadınlar Günü”nde Mamak Kültür Merkezi’nin konferans salonunda ödül töreni yapıldı. Belediye Başkanımızın ellerinden alınan hediyeden ziyâde mânevî bir sürûr bıraktı… Ay Vakti/yıl 11. /SAYI 127 / Nisan / 2011'de yayımlandı. Çukurova Kültür-Sanat 13.14.15'te yayımlandı

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Ramazan Topoğlu
    Ramazan Topoğlu

    Yazıyı okuyunca baştaki Osman Nuri Beyin sözünden gayri, yazarın yazı içi tanımlamalarından olan 'Kadın su tanesi. Görmek isteyene ateş yüklü zaafsa da dileyene huzur kıblesi.' bilincime daha uygun düştüler. Su kolİk, su hayranı, su ile şifa bulan, canı sıkılınca suyla oynayan bir insan olarak kadınlarımızın su ile özdeştirilmesi şahsıma kadınlar adına kıvanç verdi. Çünkü su Yaradanın akan nuru. Kadınlarımız da öyle... Lakin:

    Osman Nuri Beyin başta toplumlar kadınlar ile gelişip yenilenirken, güç kazanırken yine kadınlarımız ile berbat olurlar, hüsrana uğrarlar, kirlenirler yaklaşımı elbette biraz varyasyonik anlayışla fazla yadırganmayacak bir söz ama kişisel fikrimce orada kadınlara karşı kasıtsız bir haksızlık buldum. Çünkü her kirleten, her istikrarsız kadının yanında bununla paydaş olan aynı suça ortak bir erkek vardır. Yalnızca kadın erkek ilişkisi açısından değil her alanda cinsiyete dayalı olmayan kolektif bir sorumluluk bulumaktadır tartışmasız. Hatta bu kulvarların birinde, kritik noktadaki kadınlarımızı kullanan ve ruhundan pis bir şehvet olan erkekler daha suçludur. Toplumları berbat eden zaafiyetlerin kadına yıkılması bir dile getirme eksikliği olsa gerek. Çünkü genel olarak dünyayı şimdiye kadar erkekler yönetti. Lut kavmi helak olurken bayanların pek suçu yoktu. Unutmayalım zinadan yok olan toplumlar varsa her kadının yanında bir de erkek denilen kadına oranla daha özensiz ve ilkesiz bir yaratık bulunmakta. Bu yalnızca bu alanda değil öteki alanlarda da öyle.

    Yazının özüne koşut kadınlarımızı şahsım da desteklemiş olmuş birazcık ve yazara katkı olsun:)

    Zaten yazarımız biraz önce alıntıladığım ve yineleyeceğim ''Kadın su tanesi. Görmek isteyene ateş yüklü zaafsa da dileyene huzur kıblesi.' tarifiyle bunu bir bakıma telafi ediyor.

    Tuvaldeki Su Tanesi enfes temasıyla kadınlar üzerine olan bu yazı belki de yazı yarışmasını düzenleyen kurumun kültürel kimliği hassasiyeti göz önünde bulundurularak, o paralelde kavram ve sözcüklerin yoğunluştarılmaya çalışıldığı dikkate çeker gibi olsa da, yazı okunup bittiğinde yazarın yaklaşımlarının bu düşünceyi çürüttüğü söylenebilir. Yazıyı güçlendiren aforizmatik söz ne yazık iki iyini niyetli ama kadını ikinci planda tutma eğilimi taşıyan içerikli alımış.

    Rasyonel uhrevi esintiler yazıda istikrarlı kullanılmış. Vıcık vıcık ısmarlama manevi vitrinler asla oluşturulmamış.

    Manevi vizyonu maske olarak kullanıp caka satmamış.
    Maneviyati, ilahiliği kadınlarımıza karşı mıknatıs olarak kullanıp sırıtan pis ruhlu erkeklerin de gönüllerine rozet olarak asacağı bir yazı olmuş.

    Bu gerekçelerimle sevdim bu yazıyı ben.
    Hani yapmacık şırıngalanmış şişirmeler görülseydi vallahi açıkça söyleyecektim. Kadınlarımız yazının özü doğrultusunda toplumlar bizzat ayakta tutan, huzuru tesik eden değerli varlıklarımız. Her iki cinsteki istisnalar kapsam alanımız dışında. Yazı dolayısıyla kutladık Yazarımızı yani iyi şiirler de yazan şairi. Yeniden ziyaret etme fırsatı bulunduğunda sıra bir şiirde olur inşallah. İyi dilek saygıyla.


  • Rüstem Ahmet Gözübüyük
    Rüstem Ahmet Gözübüyük

    tebrikler..

  • İnci Naz
    İnci Naz

    NURAY HANIM BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUM.. HAKKETMİŞ ÖDÜLÜ GERÇEKTEN MUHTEŞEM İMGELER VE TASVİRLER... KUTLARIM YAZARINI..

  • Haşim Kalender
    Haşim Kalender

    Atalar boşa söz dermi kişiyi vezirde eder rezilde eder kadın kadın anadır yardır bacıdır cennettir kadın ona en güzel değeri islam vermiştir hak veriyorum diye ciklet reklamlarına soyanlara inat ... Cennet anaların ayağı altındadır ... ben bunun herşeyi açıkladığına inanıyorum dilinize yüreğinize sağlık hemşerim bir kelimesinin bile boş olmadığı yazınızı okudum dilinize yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun

  • Serpil Bağcı
    Serpil Bağcı

    Nuray hanım tebrikler başarılarınızın devamını diliyorum...ödül aldığınız iki yerdede sizi alkışlamak kısmet oldu....Bayanların böyle başarılar göstermesi gurur verici....

TÜM YORUMLAR (36)