Türk Toplumunda Şiir Ve Şairin Yeri

Hikmet Elitaş
71

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Türk Toplumunda Şiir Ve Şairin Yeri

İnsanın ruhunu etkileyen sözlerin başında şiir gelir. Şiirin toplum içerisinde ne kadar önemli bir yeri olduğunu hepiniz biliriz. Şiir, toplumsal hayatın en temel öğesi olup, dilin ve insanın özüdür. Şiir öylesine apayrı bir dildir ki başka hiçbir dile çevrilemez. Bir şiirde önemli olan şey; ne söylenendir, ne de söyleme şeklidir, ne anlamdır, ne de musıki... O bambaşka birşeydir ve anlatılamaz.

Elbette ki şiirin hamuru insandır, insan sevgisidir. İnsanı anlamayan şiir yazamaz, yazsa da eksik yanı çoktur, şiir olmaz. Şiirin olmadığı yerde, şairin bulunmadığı toplumda insan da, insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir, insanı insana yaklaştırır.

Sait Faik der ki: “Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir.”
İşte kaliteli şairi, kaliteli şiiri burada aramak lazım. İşte burada kapımız, Yunus sevgisine, Mevlâna hoşgörüsüne açılıyor. Avrupa’dan kovulan Yahudileri kucaklayan Osmanlı Padişahına açılıyor kapımız. Peygamber sevgisini şiar edinmiş mevlid’den başka edebi eseri bulunmasa da, din alimi Süleyman Çelebi’ye açılıyor kapılarımız.

Başka hiçbir millette olmayan milli bir kültür mirasımız var. Ne kadar sahip çıkma, istifade etme endişesinde olsak ta, olmasakta.

Elbetteki varisi olmakla iftihar ettiğimiz Osmanlı imparatorluğunda, II. Murad(Muradi) , Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Cem Sultan,Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman (Muhibbi) , II. Selim, Sultan III. Murad, IV. Murad, IV. Mehmed, II. Ahmed, II. Mustafa,III. Selim ve Mehmet Reşat gibi en az 15 sultanın şair oluşu bize önemli mesajlar veriyor.
İnsanlığın huzur ve refahı için başlatılan birçok hareketin öncüsü şairler olmuştur. Gönüllerdeki mukaddes ateşi tutuşturan onlardır. Yunus Emre olmasa sevgiyi, hoşgörüyü, Âşık Paşa olmasa birlik fikrini, mübarek gecelerimizde okuyup okuttuğumuz, halk arasında mevlid olarak bilinen Vesiletü’n Necat’ın yazarı Süleyman Çelebi olmasa Peygamber sevgisini Türk milleti olarak zihnimize kim nakşedecekti, kim kazıyacaktı?
Aşık Paşa olmasa, Ali Şir Nevai olmasa…
Hazret-i Mevlânâ; “Şairlik peygamberlikten bir parçadır.” der. İlk şiiri Hazret-i Adem’in söylemiş olduğuna dair inanış dikkate alındığında peygamberlerin görevleri ile şairlerin görevleri arasında bir benzerlik görebiliriz. Elbette şairler de birer yol göstericidir. Üstad, Sultan-ı Şuara Necip Fazıl’ın aşağıdaki beyitlerinde bunu açıkça görüyoruz:
Haykırsam geçenlere kavşağında bir yolun,
Aman Müslüman olun, aman Müslüman olun!
Yunus Emre de şöyle der:
“Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı
Söz ola agülü aşı, yağ ile bal ede bir söz.

Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz
Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden
Pek sakın o sah katından, Seni ırak ede bir söz.
İşte sözün gücü. İşte Şairin gücü. Ve işte Türk milletinin içindeki şairlerin yeri.İşte toplumumuzdaki kabullendiğimiz şairlerimizin yeri.
Dünyada söz’den daha güçlü bir şey yoktur. İlk bakışta her şeyi insanın yaptığı sanılır. Oysa bütün gelişmeleri söz’e borçluyuz.
“Şiir sıradan bir dil değildir. 'Şiir' düzyazıya çevrilemeyen dildir.” der Ahmet Haşim
Denir ya halk arasında da: “Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır” diye.

Yahya Kemal Beyat’lı da Şiir için şöyle der:
”şiir nesirden bambaşka bir kimliktedir. Musikiden başka türlü bir musikidir. Şiirde 'nefes' ve 'ses' iki temel öğedir. Dizenin ayakları yerden kopmazsa ve uçmazsa ya da ister en hafif perdeden olsun, ister İsrafil'in sûru (borusu) kadar gür olsun, kulağı bir ses gibi doldurmazsa halis şiir değildir.”
Peygamberler, hakîmler, filozoflar, fikir adamları, şair ve romancılar ve aşıklar insanlara söz vasıtasıyla yol göstermişlerdir.Yunus’u ölümsüz kılan nedir. “Halis şiir” değimli. Süleyman Çelebi’nin Mevlana’nın milletimizin gönlündeki yeri bambaşkadır… Aşık Şenlik Baba da Rus savaşında “Can sağ iken yurt vermenez düşmana” diyerek sözünün gücünü ortaya koymuş, Milleti bilinçlendirmede, birlik olmada, güç ve kuvvet toplamada önemli rol oynamıştır. Ve tabiî, bunların içerisinde peygamberlerden sonra tesir gücü en yüksek olan da şairlerdir. Çünkü onlar söz ustalarıdır. Kelâma can verirler. Kelimelere can verenlerdir.
Söylenen bir çok hikmetli sözler kolay kolay hatırdan çıkmadığı için tesiri uzun yıllar devam eder. İşte ”toplum şairi” bunu yakalayabilen dir.
İnsanlığın vazgeçilmezi olan hürriyeti ve hürriyet kavramını âbideleştiren Nâmık Kemal’i nasıl unuturuz. İstiklâl mücadelemizi vicdanlarımıza bir daha silinmemek üzere kazıyan millî şairimiz Mehmet Âkif değil midir?

''Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihande bir nefes sıhhat gibi''
Bu muhteşem sözler yaklaşık dörtyüz yıl önce dünyada en büyük ve en geniş toprakların hüküm sürmüş muhteşem Süleyman’a ait değilmidir.

Bugün millet olarak çektiğimiz sıkıntıların temelinde şaire, şiire, kısaca söz’e gereken önemi vermeyişimiz yattığı kesin. Şair şuurlu insandır. Sözünün bilincinde olan insandır. Şaire,şiire, söze gerek önemin gösterilmesini en yukarıdaki devlet büyüğümüzden en alt tabakadaki insanımıza kadar herkesten bekliyoruz.
Elbette ki, Türk Milletinin şairleri olarak bizler kendimizi insan sevgisiyle, ilimle, bilimle donatmalıyız.
Ne güzel söyler Fuzuli “İlimsiz şiir, harcı ve hesabı olmayan duvar gibidir.”
Burada Osmanlı sarayında sanatçıya, şaire ve şiire verilen öneme hiç girmeden bağlamak isterim.
Şiir üzerine söylenmiş birkaç sözle bitirmek isterim.
İçinizde olmayan şiiri hiçbir yerde bulamazsınız.
Şairin kullandığı sözcüklerde insanlar için çeşitli anlamlar vardır; herkes beğendiğini seçer.

Hikmet Elitaş
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Zekâi Budak
    Zekâi Budak

    Şiirde kelimelerin sözlük anlamından çok, beraber kullanıldığı diğer kelimelerle olan sıralanma biçimi (terkip) güç yaratır. Fazıl Hüsnü Dağlarca, bir röportajında şunu demiştir: “Yan yana yazılmış iki kelimeye bakıldığında, nesirden mi yahut şiirden mi düşmüş olduğu hemen anlaşılır.” Kelimelerin sıralanışı, yani terkip, şiirde çok önemlidir. Şiir yazarken, beylik kelimelerden yararlanmaya kalkmak, beklenen etkiyi yaratacak yerde bazen tersine bir durum da yaratabilir. İçinde “aşk” kelimesi geçmeden aşkı anlatabilmek, “gurbet” kelimesi geçmeden gurbeti anlatabilmek, “anne” kelimesi geçmeden anneyi anlatabilmek,..vb. hem mümkündür, hem de asıl maharet buradadır. Şiirde terkip o kadar önemlidir ki, bir kelimenin yerini değiştirseniz, anlam gücünün birden yok olduğunu görürsünüz. Jean Cocteau ‘nun şu sözü çok doğru ve yerindedir:”BİR ŞİİR HİÇBİR DİLE ÇEVRİLEMEZ, YAZILMIŞ OLDUĞU DİLE BİLE.”

TÜM YORUMLAR (1)