Tren İstasyonu Şiiri - Şekip Yurttaşer

Şekip Yurttaşer
2

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Tren İstasyonu

KUBBELİ MEZAR

Sağlığında değeri hiç bilinmedi
Bir gün olsun gözyaşları dinmedi
Ömrünce kendisine çok buldular habbeyi
Öldükten sonra mezarına diktiler kubbeyi

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

NEYE YARAR Kİ
Dünyanın şahı, padişahı olsam da
Neye yarar ki

Ben gönlünün padişahı olmak isterdim
Tüm dünyanın malı, mülkü benim olsa da
Neye yarar ki
Benim tek varlığım sen ol isterdim

Hayat boyunca kaybetmeden kazansam
Seni kazanamadıktan sonra
Neye yarar ki

Bir elim balda bir elim yağda
Tüm kâinat serilse de ayaklarımın altına
Sen yanımda olmadıktan sonra
Neye yarar ki

Ne hayat isterim şöyle böyle
Ne varlık isterim ne de sağlık
Bunların hepsi sensiz olacaksa eğer
Neye yarar ki
Ben kendimi bile
Sensiz istemedikten sonra.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


KARDEŞLİK BAĞLARI

Kardeşler arasına
Hiç hiçbir zaman girilmez
Unutma ki; kan, kandır!
Suya asla dönüşmez.
ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

TREN İSTASYONU
Ben bir istasyonum
Rüzgârlar
Aşırmışsa bile
Başımdaki tabelayı,
Ağlarıyla örmüşe de örümcek
Her yanımı
Yine de bir istasyonum.
Bir zamanlar
Ne trenler uğrardı bana
Ne trenler
Ne yolcular konaklardı bende
Ne yolcular;
Mutlu, mutsuz, küçük, büyük,
Dertli, dertsiz, hülyalı, sevdalı
İyi, kötü, zengin, yoksul,
Çeşit… Çeşit! Rengârenk
Kaynaştırırdım bir arada, yan yana…
Gök, yer, dağ tanıktır bana!
Ayrım yapmaksızın
Sarar sarmalardım hepsini;
Bir anne şefkatiyle,
Bir baba sorumluğuyla.
Bende durakladıklarında;
Gönülleri şenlenir mutlu olurlardı
Gözlerinden anlardım hem de
Bütün işlerini görürlerdi bende,
Bende ferahlarlardı sıcaklarda,
Koynumda ısınırlardı soğuklarda,
Yorgunluklarını bana bırakıp
Ayrılırlardı mendil sallayarak.
Uğrayabilmek için bir daha bana
Can verirlerdi âdeta.
Güvenli bir mekândım
Salık verilen adrestim
Herkes için.

Gün oldu…
Günler geçti
Gidenler gelenler seyrekleşti,
Sonra, birden kesildi
Şimdi uzaklardan gelecek
Bir düdük sesini bekler oldum.
Ama heyhaaat…
Ki, ne heyhat!
Bir daha ne bir düdük sesi duyabildim
Ne de bir tren görebildim.
Cıvıl cıvıl, şen- şakrak
Billur billur seslere
Taze, güzel yüzlere
Bin bir hasret kaldım.
Bir iki avuntum kalmıştı ki,
Yavaştan yavaştan
Sezdirmeden sıvıştılar
Onlar da beni
Issızlığa, yalnızlığa
Emanet edip gittiler.

Artık ne o eski sıcaklılığımdan
Bir eser
Ne bir cazibem kaldı.
Sadece başımda bir yalnızlık
Kulaklarımda ıssızlık
Gönlümde kara duman
Yanaklarımda rüzgârın
Kuruttuğu yaşlar
Bir de eski dostlardan
Hasret tüten anılarım kaldı.
Kim bilir şimdi onlar da
Ne âlemdeler?
Besbelli ki;
Küçükler büyümüş,
Hastalar iyileşmiş,
Mahzunlar neşelenmiş,
Sevdalılar kavuşmuştur.
Bir ben yalnız başıma,
Terk edilmiş unutulmuş,
Ne hatırlayan, ne arayan,
Ne soranım kaldı
Göçmen kuşlarla karıncalardan gayrı
Ve kuru da olsa
Ne bir selam gönderenim kaldı.
Artık;
Mutlulukları mutsuzluğa
Canlılığı ölgünlüğe
Dinginliği yılgınlığa
Dostlukları yalnızlığa
Yakınları uzaklığa dönüşmüş
Namı sanı kaybolmuş
Adresi dahi olmayan
Karanlık, dipsiz, ıssız yaban bir yerde
Metruk bir istasyonum şimdi.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

BIRAK AĞLASIN
Ağlıyor hüngür hüngür
Sağanak sağanak gözyaşları
Neden ağlıyor?
Bilmiyorum
Bırak ağlasın
Ağlamak iyi gelir
Ağlamak boşaltır içini
Ferahlatır insanı
Çünkü içindeki pası, kiri,
Söker atar, yıkayarak,
Eritir içindeki illeti,
Gözlerinden akıtır
Tıpkı lavlarını püskürterek
Rahatlayan yanardağ gibi

Öyleyse bırak ağlasın;
Sarsıla sarsıla, titreye titreye
Ağlamak iyi gelir
Ağlamak boşaltır içini
Ferahlatır insanı
Tıpkı elektriğini boşaltarak
Berraklaşan gökyüzü gibi

Ağlamak bazıları için
En son çare
En son çözümdür
Ağlarsa bir insan
Bil ki çaresizliktendir
Başka ne yapabilir ki?
Var mı ki başka çaresi?
Hem olsa zaten ağlamaz
Gülmek varken hayatta
Hiçbir insan ağlamaz.
Eğer son çaresi ise insanın
Eğer tek yapabileceği şeyse
Ağlamak
Öyleyse bırak ağlasın
Çünkü ağlamak boşaltır içini
Ferahlatır insanı
Tıpkı enerjisini boşaltarak
Dinlenmeye çekilen
Yerküre altındaki fay hattı gibi

Öyleyse bırak ağlasın
Hüngür Hüngür
Sağanak sağanak
Bil ki o anda gözlerinden
Boşalan gözyaşları değil
Katı katı isyanların
İçten içe küflenmiş, bozulmuş elemlerin,
Dertlerin eriyiğidir gördüğün onlar
Öyleyse bırak ağlasın
Çünkü ağlamak boşaltır içini
Ferahlatır insanı
Tıpkı zehrini akıtarak
Derin uykuya çekilen yılan gibi

Öyleyse bırak ağlasın
Unutma ki ağlamak
En etkili tepkidir zaman zaman.

Ve bil ki
Ağlamasını bilen insandan
Zarar gelmez hiçbir zaman.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

MUTLULUK

Mutluluğu eksiğinde arayıp
Yitirme ömrünü beyhude yere.
çook uzaklarda da arama,
O, ne Hint'tedir ne Çin'de
Aradığın mutluluk içindedir içinde.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


İT İLE İTOĞLU İT

Bir it öldü! Sandık ki,
Kurtulduk belasından
Eniği beter çıktı
Anasından babasından

Muhakkak ki her kişi
Ektiğini biçermiş
Boşuna dememişler
İt yediğini sıçarmış

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

(Dünyadaki bütün çocuklara armağanımdır)

ÇOCUK

Evet, çocuk... Çocuklar
Ne kadar güzel bir sözcük,
Ne kadar tatlı,
Tatlılardan da tatlı bir sözcük.
Çocuklar şen, çocuklar şakrak,
Öterler
Kuşların dallarda öttükleri gibi.
Ne zaman bir karamsarlık kaplarsa içimi,
Ne zaman yalnızlık abanırsa üzerime
Bir gurbet diyarında,
Ne zaman dünyam kararıp da ağlamaklı olursam
Atarım kendimi çocukların bulunabileceği bir yere.
Eğer kapalı bir odada yapayalnızsam
Açarım penceremi
Odam çocuk sesleriyle dolsun diye.
Duyduğum zaman çocukların şen cıvıltılarını
Ruhumu kaplayan dumanlar, isler dağılmaya başlar.
Çünkü ışıktır onlar
Bir rahatlık duyarım, kaslarım gevşer
Gülümseyen yüzümden okunur hemen
Yeniden güven duyarım kendime.
Çünkü çocuklar;
Yaşamın başlangıcıdır,
Bir tazeliktir onlar.
Çünkü çocuklar;
Mutluluğun ve neşenin ana kaynağıdır.
Çünkü çocuklar;
Dertlerden, kederlerden, bütün kemliklerden
Çok uzak ama
Allah'a daha yakındır onlar.
Onlar, sadece oynamayı, eğlenmeyi, gülmeyi bilirler
Ağlamalarında bile bütün bunlar saklıdır.
Kesin!
Sakın aksini söylemeyin bana
Çocuksuz bir dünya kocaman bir hiçtir gözümde.

ŞEKİP YURTTAŞER
Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

AN OLUR Kİ
An olur ki,
Bir saati bir yıl olur
An olur ki,
Bir yılı bir saat olur.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

PİRE SIRTINDA BİR GEZİNTİ

Merakla diniyorlardı saranlar çevresini.
Süzüyorlardı tebessümle o tuhaf çehresini
Ateşlice anlatırdı
O meşhur hikâyesini.
Hey dostlarım! Diyordu.
Kulak verin de bana
Dikkatlice dinleyin
Hakikatin kendisidir anlatacaklarım
Siz de bilirsiniz ki, yalanı sevmem
Yalandan çekindiğim kadar
Yılandan korkmam
Zaten istesem de bunu yapamam
Ağzım yamulur, dilim dolanır
Yalan söylemeyi bir türlü beceremem.
Çünkü yalan söylemek yüzsüzlük ister
Küçük düşmeyi hangi insan ister?
Günlerden bir gün
Diye başladı hikâyesine
Canım gezmek istedi dururken birden bire
Semerlemek için eşeği
Hemen indim ahıra
Bulamayınca eşeği
Gerildim birden bire
Sağımı solumu yoklar iken telaşla
O anda gözüme çarptı bir pire
Durur muyum dostlarım
Karşımda böyle dururken pire
Aynen böyle yaptım inanınız dostlarım
Ağzına geçidim gemi, sırtına vurdum palanı
Eşeğimin yerine semerledim hayvanı
Atlayarak sırtına bir kamçıladım ki, onu
Nasıl da hızlandı ama
Bir görmeliydiniz onu
Az gittik uz gittik
Dere tepe düz gittik
Dağları tepeleri ovaları aştık
Neyse ki, lafı uzatmayalım dostlarım
Derken azgın bir ırmağın kıyısına ulaştık.
Ben bu ırmaktan biraz ürkerken
Nasıl geçeceğiz diye
Kara kara düşünürken
Farkında olmadan aşmıştık bile
O derin ırmağı aşarken bile
Islanmamıştı piremin dizkapakları bile.
Gökten üç elma düşmüş
Biri ham, ikisi pişmiş
Pişenler doğru söyleyenlerin
Hamı da yalancının başına düşmüş

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

GİDİ DÜNYA HEY!

Günler bizi, biz günleri sayarız
Yıllar bizi, biz yılları yutarız
Sevdiklerimizle, sevenlerimizi
Günbegün bir bir yitiririz.
Dünya kocaman bir yalan
İnsan ise;
“Bir varmış, bir yokmuş misali” olan
Tıpkı bir ağaca benzeyen
Bu gün yeşererek bezenen
Ertesi günü solup kuruyan
Var iken birden-bire yok olan
Rûzgâr olan, rüya olan,
Duman olan, sis-pus olan,
Faniye karışıp bir hayal olan
Dünyaya hiç gelmemiş gibi
Zamanla unutulanlara karışan
Budur işte insanoğlu, sadece bu kadar!
Hâlâ yok mudur ibret alan?

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

SONUÇ NE OLURDU?

İlaç, mikrop ile işbirliği yaparsa
O hastanın durumu,

Su, ateş ile işbirliği yaparsa
O yangın yerinin durumu,
Çoban, çakallar ile işbirliği yaparsa
O sürünün durumu,
Kedi, fare ile işbirliği yaparsa
O evin durumu ne olurdu?
Bir düşünelim…
Herhalde;
Dürüstsüzlükten güvensizlik,
Güvensizlikten gerginlik,
Gerginlikten tedirginlik,
Tedirginlikten huzursuzluk,
Huzursuzluktan bunalım,
Bunalımdan mutsuzluk,
Mutsuzluktan azap dolu bir yaşam
Ve bundan da hiç şüphe yok ki,
Hazin bir sonuç doğardı
.
ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


DELİ DEĞİRMENCİ

Değirmen bozuk,
Değirmenci deli
İşler Allah’a kalmış
Belli oluyor belli

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

SEN YOKSUN DİYE
Sen yoksun diye bir tanem
Mevsim güz oldu
Sarardı yapraklar döküldü bir bir

Sen yoksun diye bir tanem
Güneş dünyaya küstü
Gökyüzü yerküreye kan kustu

Sen yoksun diye bir tanem
Bürüdü her yanı kara bir matem
Ve kâinat ebediyen sustu

Sen yosun diye can parem
Sen yoksun diye bir tanem
Bürüdü her yanı kara bir matem

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


ÖZLEM
Toprak çatlak
Diliyor medet
Güllerin boynu bükük
Bülbüller bedbaht
Yanıyorlar özlemle
Yanıyorlar özlemle

Can oturmuş cananını düşünür
Yanağına gözyaşları süzülür
Biçare gönlü ve mahzun kalbi
Yanıyorlar özlemle
Ağlıyorlar özlemle

Bilinmez ki canan da
Canı hiç düşünür mü?
Can yolun gözleyip
Bekliyor mu özlemle?
Ağlıyor mu özlemle?

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


CANAN

Derler ki;
Önce can sonra canan
Gel de böyle saçmalığa inan
Oysaki canandır; canı, can yapan
Oysaki canandır, cana can katan

Canan canan canan
Kalbimdesin her an.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


HER KİŞİ BİR DÜNYADIR

Dünya bir değil dostum
Her kişi bir dünyadır
Ecel çalınca kapıyı
İşte o an bir dünya yıkılır
İşte o an bir dünya yok olur
Yoksa dünya bir değil dostum
Her kişi bir dünyadır

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


HAYAT BU İŞTE DOST

Hayat bu işte dost
Bazen acı bazen tatlı
Geçiyor böyle
Kimine hoş
Kimine de boş
Hayat bu işte dost

Kimini güldürür
Kimini ağlatır
Kiminden alır
Kimine verir
Alıp götürdüklerini de
Geri getirmez
Hayat bu işte dost

Talihsizim dostlar
Gülmedim heyhat
Hep ağladım söylendim
Bu ne biçim hayat?
Kimine taptaze
Kimine artık bayat
Hayat bu işte dost
Hayat bu işte dost

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

BOZUK GEMİ

Zaman çok kötü
İnsanlarsa zalim birer ejderha
Acımasızca davranıyorlar birbirlerine
Ne büyük, büyüklüğünü
Ne küçük, küçüklüğünü biliyor artık
Ne sevgi kalmış yüreklerde
Ne merhamet
Ne hakkına razı olan
Ne de haddini bilen
Sulandırılmış günah kavramları
Ve yanı başında
Yeni kılıfıyla, ‘normal’e dönmüş ayıplar
Ne vefadan ne arlanmadan
Ne dürüstlükten ne yiğitlikten
Ne de tozlanmış hakikatlerden
Bir iz kalmıştır artık
Ve kısacası dünyamız
Keşmekeş bir denizde yol alan
Ha battı ha batacak
Eski, kırık-dökük, çarpık ve yıkık
Bir gemiyi andırıyor artık.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


HİÇ VAZGEÇER MİYİM SENDEN?
Bu kadar dert bunca zahmet
Hepsi senden hepsi senden
Bu iş hâlâ yürüyorsa
Bil ki benden bil ki benden

Yıkmak senden bozmak senden
Tekrar baştan yapmak benden
Haksızlıklar zulüm senden
Taviz benden yine benden

Kahir senden zehir senden
Yeter ki senin elinden
Ne gelirse gelsin senden
Yediveren güller benden

Nazlar senden çekmek benden
Eza senden vefa benden
Hiç vazgeçer miyim senden?
Can çıkmayınca bedenden

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

DEMEK Kİ KADIN VARMIŞ

Demek ki kadın varmış:
Güven veren, cesaret aşılayan.
Esip esip cehennemi ferahlatan
Zemheride solurken bile
Sarar gibi ısıtan.

Demek ki kadın varmış:
Karanlıkları aydınlatan,
Bataklığı süsleyerek
Gülistana çeviren,
En asi gönülleri fetheden.

Demek ki kadın varmış:
Aşkın hançerini bileyen
Konuşmadan söyleyen
Sevmeyi de
Sevdirmeyi de bilen

Demek ki kadın varmış:
Hayata bağlayan,
Koklandıkça solmayan,
Tadına doyulmayan,
Emsali bulunmayan.

Demek ki kadın varmış:
Kadına benzeyen
Bir bakışla yaralayan
Geçip de bastığı her yerde
Silinmez iz bırakan.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

RENGÂRENK

Kişi vardır;
Yiyecek ekmeği olmadığı halde gözü-gönlü toktur.
Çünkü kişiliği paktır.

Kişi vardır;
Başkalarına ikram etmeden önce,
Kendi ekmeğine dahi el sürmez.

Kişi vardır;
Ekmeğini herkesle paylaşır,
Başkaları aç iken lokmalar boğazından geçmez.

Kişi vardır;
Kendi doyduktan sonra,
Ekmeğinden artırdığını muhtaç olanlara verir.

Kişi vardır;
Ekmeğini yerken muhtaçları düşünür
Ve sadece biraz burukluk duyar.

Kişi vardır;
Ekmeğini yerken muhtaç olanları hiç düşünmez,
Duyarsızdır ve hiç kimse umurunda değildir.

Kişi vardır;
Ekmeğini yedikten ve doyduktan sonra,
Ekmeği olmayanlarla alay ederek
Gönlünü eğlendirir ve onları küçümser.

Kişi vardır;
Gereğinden fazla ekmeği olduğu halde
O kadar aç gözlüdür ki,
Gözü, hep başkalarının ekmeğinde olur.

Ve… Kişi vardır
Elinden gelse
Dünyadaki bütün ekmeklere el koyarak,
Herkesi ekmeksiz ve aç bırakmak ister.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


ÇARIKLI İLE ÇİZMELİ

Çarıklı çelimsizdi
Çarıklı çirkindi
Çizmeli ise yakışıklı
Çizmeli gürbüzdü
Çünkü
Birinin ayağındaki çarık
Ötekinin ise çizmeydi

Çarıklı açken
Çizmeli toktu
Çizmelinin;
Çarıklıdan haberi yoktu.

Çarıklı dağlar deviren of
Çizmeli çimen yeşerten ohh çekerdi
Çünkü
Çarıklının derdi
Çizmelinin neşesi çoktu

Çarıklı ağlarken
Çizmeli gülerdi.
Çünkü
Çarıklıya ağlamak
Çizmeliye gülmek yaraşırdı

Çarıklı da geğirirdi
Çizmeli de
Çünkü
Çarıklı açlıktan
Çizmeli tokluktandı.

Çarıklı kısmetine hasretken
Çizmelinin ise
Ayağına gelirdi

Çarıklı çalışırdı
Çizmeli gerinirdi
Çarıklı kazanırdı
Çizmeli tıkınırdı
Çarıklıya “nereden buldun?”
Diye sorulurken
Çizmeliye ‘güle güle kullan’ denirdi

Çarıklıyı çarığı
Eşikte süründürürken
Çizmeliyi çizmesi
Başköşede oturturdu

Çarıklıya çarığı
İtibar kaybettirirken
Çizmeliye çizmesi
Katbekat kazandırırdı
Çünkü
Çarıklının çarıkları
Çamur ile sıvalı
Çizmelinin çizmeleri
Altın yaldız ile boyalıydı

Çarıklıya
Bini, bir paraya sövgü
Çizmeliye
İltifat, saygı, övgü
Çarıklının hakkı
Ballar gibi yenirken
Çizmelinin hakkı
Üzeri güllerle bezenerek verilirdi
Çünkü
Çarıklı edebiyle
Çizmeli gazabıyla bilinirdi.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

AVUCUMDAKİ NOT

Bana ettiğin kötülükleri,
Yaptığın haksızlıkları,
Acımasızca zulmünü
Ve tüm incitici sözleri
Bil ki tek tek
Avucumun içine yazdım
Not düştüm
Her kaydığında
Gözler nasıl ağlamasın?
Her okuduğunda
Dil nasıl bağlanmasın?
Her hecelediğinde
Dudaklar nasıl titremesin?
Bundan sonra kalp nasıl yumuşasın?
Seni nasıl affetsin?
Söyler misin bana?

Devrilen vaatleri
Yıkılan hayalleri
Dağılan umutları
Parçalanan bir kalbi
Nasıl onarsak?
Söyler misin bana?

Ok misali sözleri
Boşa akan zamanı
Paslanan bir hayatı
Beyhude geçen ömrü
Nasıl geri getirsek?
Söyler misin bana?

İnan ki elde değil; sözde değil!
Ne göze ne dile
Ne dudağa ne kalbe
Hükmüm geçiyor artık
O halde ne yapsak da nasıl etsek
Söyler misin bana?

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


BİR YEL ESTİ

Yaman mı yaman bir yel esti
Sesimizi nefesimizi kesti
Savurdu dört bir yana
Buğday kepeği misali her birimizi

Yalnızlığa, mutsuzluğa
Mahkûm etti benliğimizi
Dost da düşman da
İmrenirken bize dün
Ne hale düşürdü bugün her birimizi

Yaman mı yaman bir yel esti
Sesimizi nefesimizi kesti
Savurdu dört bir yana
Buğday kepeği misali her birimizi

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

ÖĞLE SESSİZLİĞİ
Yakıcı bir humma başımda
Yorgun-argın ve bitkin
Uluyan bir sessizliğin uğultusu
Kulaklarımda
Kafamın içi karma-karışık
Bilmem ki nasıl anlatsam;
Yarı uykulu yarı uyanık,
Yarı aygın, yarı baygın gibi
Bir halde yatarken yatağımda
Derinden çok derinden
Şöyle belli-belirsiz
Bir ezan sesi geliyor kulaklarıma
Öğle ezanı olmalı
Çünkü bu sessizlik
Öğle sessizliğine benzemektedir
Diye düşünüyorum kendi kendime
Bir el dokunuyor saçlarıma
Sonra da kayıyor yanaklarıma
Şöyle usul usul
Sıcak mı tatlı sıcak
Yumuşak mı tatlı yumuşak bir el
Buram buram cennet kokan
Ruhumda mucize dokuyan
Belli ki annemin elidir bu
Zorlanarak da olsa
Aralıyorum gözlerimi bir anlığına
Bakıyorum mecalsizce
Bana bakan mahzun bir çift göz
Ve gülümsemeye çalışan
Yorgun mu yorgun
Ağlamaya ramak
Derin çizgilerle dolu bir yüz

Çatlak dudaklardan dökülerek
“Yavrum! Kalk da bir şeyler ye artık.”
Diyen, tatlı ve yumuşak
Endişe yüklü titreyen bir ses
Bense takatsiz, keyfisiz
Donukça bir gülümsemeyle
Gözlerimi yine yumuyor
Öylece bırakıyorum bir daha kendimi
Hummalı sessizliğin koynuna.
…………………
Ve aradan yıllar… Yıllar geçiyor
Bilmiyorum kaç yıl falan geçiyor işte
Yakıcı bir humma başımda
Yorgun-argın ve bitkin
Uluyan bir sessizliğin uğultusu
Kulaklarımda
Kafamın içi karma-karışık
Bilmem ki nasıl anlatsam
Yarı uykulu yarı uyanık
Yarı aygın yarı baygın gibi
Bir halde yine yatarken yatağımda
Derinden çok derinden
Şöyle belli-belirsiz
Bir ezan sesi geliyor kulaklarıma
Öğle ezanı olmalı
Çünkü bu sessizlik
Öğle sessizliğine benzemektedir
Diye düşünüyorum kendi kendime
Uzaktan çok uzaktan
Tanıdık bir koku kuşatıyor burnumu
Ancak bu sefer bir el dokunmuyor saçlarıma
Sonra da kaymıyor yanaklarıma
Ne bir sıcaklığını hissediyorum
Ne de yumuşaklığını bir elin
Ne buram buram cennet kokan
Ne de ruhumda mucize dokuyan
Zorlanarak da olsa
Gözlerimi aralıyorum bir anlığına
Bir şeyler aranır gibi
Oysa ne şefkatle bakan
Nemli bir çift göz
Ne de gülümsemeye çalışan nurani bir yüz
Ne zorla aralanan dudaklardan bir eser
Ne “Yavrum! Kalk da bir şeyler ye artık.”
Diyen tatlı ve yumuşak
Endişe yüklü o titrek ses var
Üzerime üzerime gelen
Soğuk mu soğuk
Ve soluk boyalı bir duvar
Kulaklarımda uluyan aşina bir sessizlik
Ruhumu kuşatmış yelpaze misali
Genişçe bir yalnızlık
Yanaklarımı ise okşayan
Sadece gözyaşlarım var.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

DAMLALAR
“Maziden ballı damlalar
Damla damla kalbe damlar
Maziden acı damlalar
Damla damla kalbe damlar
Onun içindir ki, insan
Gâh gülerken gâh ağlar.”

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


İNSAN DOĞA MİSALİ

“İnsanlar süslü, ağaçlar gibi.
İnsanlar renkli, çiçekler gibi.
İnsanlar şen-şakrak, bülbüller gibi.
Doğaya nispet yaparcasına.”

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


SEHER YILDIZI
“Parla Seher Yıldızı; ışıl ışıl parla
Rastlarsan sevgilime bir selâm salla.”

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

BİR KÖPRÜYÜM BEN
Geçmişten nefret ederim
Çünkü
Sevdiklerimi, sevenlerimi,
Doyasıya yaşayamadığım çocukluğumu,
Uçuk hayallerimi, gençliğimi,
Fark ettirmeden çaldığı için
Ve en önemlisi
Ömrümü törpüleyerek
Özümü emdiği,
Ve posasını feleğin çöplüğüne attığı için.
İşte bu yüzden
Geçmişten nefret ederim ben.

Geçmişi severim ben
Çünkü
Sevdiklerimi sevenlerimi
Çocukluğumu, gençliğimi
Ömrün en güzel yıllarını
Mazi nakışlı bohçasında
Özenle katlayarak sakladığı için
Severim geçmişi ben
Çünkü geçmişle geleceği
Birbirine bağlayan bir köprüyüm ben.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

YAZ OĞUL YAZ
Yaz oğul yaz
Yazı, ne denli sevdiğimi yaz
Yaz oğul yaz
Yaza, candan selamımı yaz
Ufkumu genişlettiğini,
Ruhumu şenlendirdiğini,
Kanımı kaynattığını yaz
Süslenen ağaçları, cilalanan yaprakları,
Taze kokan gülleri şenlenen bülbülüyle
Doğayı nasıl dirilttiğini yaz
Uysallaşan denizi, mor renkli dağları,
Asmaları bezenen bağları
Sakın unutmadan yaz.
Yaz oğul yaz
Yazın sıcakkanlılığını
Eşsiz nimet ve sunumlarıyla
Ne kadar cömert olduğunu yaz.
Yaz oğul yaz
Sırtını dayamış külahını yana devirmiş
Yoksula babalık yapan
Güleç güleç yazı, yaz.
Yaz oğul yaz
Elveda der demez
Bütün doğanın mateme büründüğünü yaz
Yaz oğul yaz
Yazı doğurduğu için
Kışı da sevdiğimi yaz.
Yaz oğul yaz
Yaz ki, yaz da bilsin
Gönlümün darda, gözümün yolda
Yazı, hasretle beklediğimi yaz.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


ZAMANA İNAT
Bu sabah yâdıma damladın yine
Gözlerimde hayalin canlandı yine
Türküler çığırdım memleketinden yana
Yanık mı yanık offf… Aman aman…
Gözlerim nemlendi içim daraldı yaman

Oysa kaç yıl geçti aradan
Ne rüzgârlar esti
Ne fırtınalar dindi
Neler geldi neler geçti
Hayatıma kimler girdi
Derler ya zaman unutturmaya muktedir
Ama hâlâ unutamadım ben seni
Unutamadım heyhat… Heyhat!
Akıp geçen zaman inat.

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)


AŞKTA GURUR
Biliyorum;
Her gördüğünde beni
Neden öne eğerdin başını
Görmeyeyim diye
Gözlerinin yaşını.

Biliyorum;
Her konuştuğumuzda seninle
Neden başını öne eğdiğini
Gözlerinden okumayayım diye
Kalbinden geçenleri

ŞEKİP YURTTAŞER
(Babamın Mavi Radyosu & Batık Hazine eserlerinin yazarı)

Şekip Yurttaşer
Kayıt Tarihi : 14.8.2018 15:19:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!