Teselliler Faydasız Sensiz

Mutlu Gavcar
110

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Teselliler Faydasız Sensiz

Mor ufuklu çöllerde seken topal ceylanım,
Handân okunla vurdun, kalp kuşumun kalbini;
Sır sende, letâfet sende; ben koyu yalanım,
Merhem olmaz sensiz, tesellinin biri, bini…
Mevsimler bile erirken matemimden,
Çöreklenirken saçlarıma kış,
Gelip, kilit taşı gibi oturdun, sendeleyen yüreğime;
Tarih nasıl işlenmişse asırlık taşlara nakış nakış,
Seni de öylece işlemiş talih,
Kaderime, kederime, derime…
Ömrüme ömür katar senden tek bakış…

Mutlu Gavcar
Kayıt Tarihi : 27.12.2019 17:05:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


(2019 Haziran ayında Bizim Ece Dergisi Sahibi / Şair Ahmet OTMAN tarafından hazırlanan Bizim Ece Şairler Antolojisi: 2019’da yer almıştır.) ***** (İlk yazılış tarihi: 04/05/2008; HEM, Erzurum) (Son tashih zamanı: 11/01/2020, 09:50; Şeker Toki-1, Kocasinan, Kayseri)

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Faruk Kaya
    Faruk Kaya

    Bu şiir için sadece "hoş" ifadesini kullanmak şiire yapılan bir haksızlık olacaktır. Şiirde topal bir ceylan olan aşığı, maşuk kuşa benzettiği kalbinden vurmuş. Sırlı, latif sevgili olmayınca teselliler fayda etmiyor, merhemler aşığın yarasına şifa olmuyor. Mevsimlerin matemden erimesi, saçlara kışların çöreklenmesi, kilit taşı gibi gelip oturmak, asırlık taşlara nakış nakış işlenmek ifadelerini çok beğendim.
    Mevsimler bile erirken matemimden,
    Çöreklenirken saçlarıma kış,
    Gelip, kilit taşı gibi oturdun, sendeleyenyüreğime;
    Tarih nasıl işlenmişse asırlık taşlara nakış nakış,
    Seni de öylece işlemiş talih,
    Kaderime, kederime, derime… Yüreğinize sağlık.

    Cevap Yaz
    Mutlu Gavcar

    Âşık, gaflete düşüp her ne kadar kendisinin aslan gibi muktedir bir avcı olduğunu iddia etse de; sevda denizinde/ çile ormanında/ felek okunun menzilinde/ mor ufuklu çöllerde seken topal bir ceylandır aslında... Kendisinin şahin olduğunu sansa da; titrek, küçücük bir serçe kuşunun kalbine benzeyen kalbi, gün gelir handân okuyla vuruluverir...

    Her şeyin zıddıyla kaim olması gibi; karanlıkta olan, yalan olan, bulut olan, gölge olan âşığı âşık yapan; maşuğun varlığı, inceliği, güzelliği, letafeti, sevdasıdır... Sevgilinin olmadığı her yer viranedir, cenaze evidir, matem yuvasıdır, dert otağıdır; hiçbir teselli fayda vermez; sevgilinin elinden başka hiçbir el, göz yaşını silemez... Mevsimler bile bu matemden/ hicrandan erir; kara kış gelip saçlara çöreklenir...

    İşte tam da umutsuzluğun/ karamsarlığın/ çaresizliğin asumanı kapladığı bu kaotik hengamede; o gül yüzlü sevgili; bir kraliçe edasıyla gelip; yaralanan/ sendeleyen/ savrulan/ rotasını yitirmek üzere olan âşığın bîçare yüreğine kilit taşı gibi oturur...

    Taştan inşa edilen darüşşifa, kervansaray, han, köprü, cami gibi yapıtlara tarihin yüzyıllara damga vuran izleri; nasıl nakış nakış, ilmek ilmek, motif motif işlenmişse/ sinmişse, maşuk da âşığın ruhuna, gönlüne, kaderine işte böyle derinden derine işlenmiş/ yazılmış/ nakşolmuştur...

    Güneş gibi gülümseyen sevgilinin tek bir bakışı bile kışı yaza çevirmeye, çölü gülistana döndürmeye, ademi âdem etmeye, ömre ömür katmaya yeter de artar bile...

TÜM YORUMLAR (1)

Mutlu Gavcar