Taşta Kuruyan Yüreğime Şiiri - Ali İset 2

Ali İset 2
33

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Taşta Kuruyan Yüreğime

Taşta Kuruyan Yüreğime

-I-

Hâlini şu hâlimden soran yüreğim
Sahipsiz bir kaldırım taşı gibi
Döşendim işte yollarına
Bütün mitingleri saldın üstüme,
Ayaklar kaldırımdan da taş,
Firavun gibi taş ağlattın taş üstüne
Ve şimdi ayaklarının altında
O ruhumun taş piramitleri
Seni taşıdığım yorgun halimde bile
Omuzlarıma taş ağladın
Tüm kışlardan daha kıştı mevsimler
Kanatsız bir güvercin gibiydi
Soğuk ve mavilik
Gölgemde yeşerdi yosunlaşan hayalim
Herhangi bir volkan akmadı yüzüme
Ne de yangınlardan bir kıvılcım,
Isıtmadı yüreğimin çakıl taşlarını
İçimde titreyen muma sarıldım
Taşları eriten sancıları vardı
Her biri gözyaşım kadardı
Titremek nedir?
Kışı baharsız anlayamazmış insan
Taş gibi kuruyan yüreğiyle,
Taştan önce ve taştan başka
Asla ağlayamazmış insan
-II-

Efkârımdan dem vuran yüreğim!
Sessizliğin masum gözlerinden
Yanayım diye mi kömür madenime
Simsiyah taş ağladın,
Artık hangi çağlayan acır da
Sürükler dipsiz denizlere yosunumu
Sürgünümün seyahat olduğunu
Ve bir gözyaşının, ağladıkça kuruduğunu,
Deryada balıklar bile bilmez
Belki de söylemez, susarsa ay ışığı
Acaba sevmeli miyim?
İçimdeki medd-ü cezirleri
-III-

Bir başına aşkı bulan yüreğim!
Kendi serabına sığındı mecnun bile
Tüm kumları sürdün gözüme en kanlı miting gibi
Suyun kaynağından avuçlarıma
Yudum yudum taş ağladın
Yağmura susadıkça kaygılanır dudak
Birden yeşermezmiş umutlar
Sanki her gece güneşime perde
Çisilderken semaya en hisli duygularım
Peşinde külden sis taneleri vardı;
Her biri gözyaşım kadardı.
Göğüme yağıyorum ağır ağır
En ağır merdivenlerden
Tırmanıyorum sözümden özüme doğru
Bu yüzden arıyorum miracımı secde secde
Dua tadında visali
Ve seyretmek kaldırımdan ziyade
Sebepsiz yağmurlar ihtimaliyle
Yitirdiğim o kayıp mekânları
-IV-

Bir yarama dert olan yüreğim!
Nice taşlar var ki içinden sular akar
Çağlar durur, hiç durmadan
Şifalı sulara bile gürül gürül taş ağladın.
Oysa hece hece kazındım yollarına
Bütün kaldırımlara kafiye yap diye
Kalem kalem tüm ağaçları dik üstüne
Yapraklar daha hafif ağlar belki
Bir çiçeği koruduğu için mi?
Bir baharı tanıdığı için mi?
Belki de sararıp solmaktır
Onun da merhametliği…
-V-

Umursayıp suskunca kaçan yüreğim!
Taşlara gül atmak vardı incitmeden
Yanmışlığım gül koktu diye mi?
Tâif’in eli taşlı çocukları kadar
Şiir bahçeme taş ağladın.
Sardığında ay ışığını gölgeler,
Başka yaz ortasına buharlaşmak
Bu yüzden seviyorum buzullaşmayı.
Tanımasın kâbuslar düşlerimden beni
Sarhoşlar taş zannetsin yosunlarımı
O hâlâ titreyen mumu sorduğunda
Taşlaşmış adımların,
Caddelerde aramasın isten izlerimi
Yanlış sokakların yalnızıyım
Yanlış mitinglere alıştığım kadar
Ezberliyor hüznüm, sükûtun yankılarını
Ağlamayan sadece taşım değil ki,
Medd-ü cezirlerimi çalan,
Ve taşlaşan ay karanlığı
-VI-

Her hâline sevinip yanan yüreğim!
İşte sanat dışı sanat eserin
Heykele döndü ruhumda her ne varsa
Ebu Leheb’in kurumuş elleriyle mi…
Yoksa sûretime taş ağladın.
Geçidi yok diye mi taş ağladın yollara
Bir heyelan gibi heyecanla
Baraj gibi set çektin gözlerime
Kirpikten akan terlere bile taş ağladın
Taş üstünde taş koymadın benliğimde
Bu göçükler içime doğru
Bu yüzden enkazdan çıkamayışım
Feryadımı bile duyamayışım
Anla ki bu yüzden
-VII-

Bir anda bin hayal kuran yüreğim!
Şeytan taşlarken bile sayarlar taşları
Her biri Arafat’tan ağır,
Yetmişten bir Uhud Dağı fazla
En kutsalıma bile taş ağladın.
Ve şimdi ey sen!
Rüyaları dahi emeksiz yüreğim
Gözlerim kadar yüreksiz yüreğim
Aşksız bir hayali heykelleştirmek için;
Bitsin artık bu taş olma hayalin
Zira zamansız bir aşk kadar
Şiirlerime dâhi taş ağladın.
Sabır taşımdan taştı ruhum.
Kayalığa çekildi medd-ü cezirlerim.
İşte yosunlar altında karanlığım
İşte yaşlandığım delikanlı yürek
Bu yüzden arıyorum durulmayı
Bekliyorum merhametle bu yüzden
Öfkesi fitil fitil bir dinamitle
Taş yüreğimden vurulmayı
Ve taş ocakları gibi yıkılmayı
-VIII-

Acı içinde efkârına dalan yüreğim!
Meğer yıkılmışım yollarına
Musalla taşından mezar taşına kadarmış,
Tabutumun bir slogan gibi taşındığı
En gerçek mitingim.
Mezarımın kazıldığı günde bile
Başucumda taş ağladın
Kırılmış taş tespihimin ipliği
Sonbahar gibi dökülmüş kaldırımlara
Saçılmış tane tane ayak uçlarıma
Oysa içlerinde nice dualarım vardı,
Her biri gözyaşım kadardı.
Şimdi anladım bu kaldırım benim değil,
Bu sokak doğru olsa da
-IX-

Bakışları yokuşlara saran yüreğim!
Bir gece düşümden süpürmüşler yosunları.
Yosunlar… Ah yosunlar!
Nemli umutlarım gibi,
Taş kesilen kalbimde yeşeren yosunlar
Yanmayan alev titremez diye mi?
Bütün mumları vurmuşlar?
Bir karanlıkta ışığını çağıran,
Sesime dahi taş ağladın
Aşkla yanmayan yürekte köz olmaz.
Özden harlanmayan alevde söz olmaz.
Yanan hangi günah külsüz değildir.
Ağlayan hangi göz gönülsüz değildir.
Ey yakıtı insanlar ve taşlar olanın sahibi!
Çamurdan kullarım diye barındır
Ve rahmetinle arındır;
Taş ağlayan yüreğimizden taşları,
O titreyen mumu yakıp ağlatan,
Her biri gözyaşı kadar olan taşları
Yoksa bu taşlar,
Ah bu taşlar!
Sokaklara taşar.
Kaldırımlara taşar.
Yoksulluklara taşar
Ve yükselirde sebepsiz
İhtimallere taşar…
Ey kaybedip aşkın mecalini,
Bulmak kastıyla soran yüreğim!
İçimdeki sırılsıklam taşa bile
Ağladıkça kuruyan yüreğim!
Söyle şiirime neden taş ağladın

Ali İset

Ali İset 2
Kayıt Tarihi : 28.11.2021 17:03:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Ali İset 2