Suyun Dili KAMBOÇYA Go Vat

Mustafa Ceylan
658

ŞİİR


17

TAKİPÇİ

Suyun Dili KAMBOÇYA Go Vat

SUYUN DİLİ

Sancısını saklıyorken gümüş ibrikler dolusu
Sessiz, sakin zikir çekip avuçların içinde su
“Hak! Hak! ” diyor, şadırvanda bin güvercin yüreğiyle.

Sel baskını, baraj yıkan korkudur, suyun korkusu,
Haritada eğri, büğrü bir çizgidir su duygusu,
“Irak! ” diyor, yanıp dönüp Dicle-Fırat yüreğiyle.

Çatılara kırcısını yağdırırken su ordusu,
Marş mı söyler? Pencerede damla damla su korosu,
“Tak! “Tuk! ” diyor, yoksul evde yetimlerin yüreğiyle.

Mutfaklarda yorulanda, pas tutanda su borusu,
Tas tabağın her öğünde göz yaşıdır su sorusu
“Bak! Bak! ” diyor, kalabalık yemekhane yüreğiyle.

Çocuklukta bir aynaydı göl yeşili su durusu,
Büyük şehrin en önemli problemi su hususu,
“Ak! Ak! ” diyor, gecekondu semtlerinin yüreğiyle.

Kıyılarda denizlerin erittiği su uykusu,
Dolunayın saçlarını yıkadığı su kuyusu
“Kalk! Kalk! ” diyor, en sonunda Yusufların yüreğiyle.

Mustafa CEYLAN

-

Go Vat:

Üçer mısralı kuplelerle yazılan bu şiir türü KAMBOÇYA dilinde genellikle sekiz +sekiz heceli olarak yazılmaktadır. İlk üçüncü mısra diğer kıtaların üçüncü mısraı olarak aynen tekrarlanır. Ya da aynı anlamı ifade eden başka bir mısra eklenebilir veya sadece son sözü aynen kullanılır. Batılı şairler tarafından üçlü yerine dörtlü kuple oluşumu da kullanıldı ve hece sayısı göz ardı edildi. Kafiye düzeni, 1. mısra…….a, 2. mısra…….a, 3. mısra……B olarak değişken (genelde) üçlükler ya da dörtlükler halinde yazılır.
(Osman ÖCAL) [/

Mustafa Ceylan
Kayıt Tarihi : 18.1.2011 00:14:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Saliha Değirmenci Yavaş
    Saliha Değirmenci Yavaş

    Muhteşem bir çalışma...Kutlarım değerli kaleminizi...Başarılar dileklerimle...Saygılar Konya'dan....

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    Zor efendim zor...
    Duygulara elbise biçmek zor...
    Düşüncelere gömlek, pantolon giydirmek zor...
    Hem duygu hem düşünce bir arada, ölçülere uygun bir paltoya sığdırmak zor.
    Şiir emek isteyen bir eser. Oturup da saatlerce bir nazım türü için uğraşmak zor.
    Bir de Mustafa Bey, merak ediyorum; bizim şiirimiz üzerinde nasıl bir etkisi olacak bu tür şiirlerin. Şimdi ben uyaklarla, dizelerle uğraşacağım diye, duyguları - düşünceleri kalıplar içinde dondurmak, kalıplara sığdırmak için mi uğraşacağım?
    Neden daha az, daha öz, daha bizden olanlar üzerinde yeni şekiller denenmiyor? Belki de var, ben okumamışımdır. Var ise mesele yok derim.
    Ama yine de dünya edebiyatı örnekleri ile uğraşmak yerine, bizim olanlar üzerinde değişik çalışmalar yapmayı yeğlerim. Bu düşünce sadece kendi adımadır.
    Dünya edebiyatı belki incelenebilir, belki şiir türlerinden örnekler verilebilir, lakin bu derece uğraşmak ve başarmak zor.
    Zorlar bizi...
    Daha açıkça söylemem gerekirse, 600 yıllık 'Divan Edebiyatı' bile zorladıktan sonra...
    Halk edebiyatımızda 'üçlemeler' var iken, pek çok yeni şekiller denenmişken, yeniden yeniden denenmesinde bir sakınca olacağını hiç düşünmem.
    Ben bu tür şiirleri ufkumuzu genişletmek bakımından değerlendiriyorum.
    Bizim kültürümüz bize daha sıcak geliyor, daha çok etkiliyor... Çünkü içinde biz varız...
    Güzel şiiriniz için takdirlerimi sunuyorum efendim.
    Dostça ve sağlıcakla kalın efendim.

    'GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ'

TÜM YORUMLAR (2)